Blows türkçesi Blows nedir

Blows ile ilgili cümleler

English: The wind still blows strongly.
Turkish: Rüzgar hala güçlü esiyor.

English: The wind still blows hard.
Turkish: Rüzgar hala sert esiyor.

English: A wind from the ocean blows at this time of the year.
Turkish: Okyanustan gelen bir rüzgâr, yılın bu zamanında eser.

English: Tom came to blows with a colleague at the office Christmas lunch.
Turkish: Tom, Noel yemeğinde ofisteki bir arkadaşı ile yumruk yumruğa girdi.

Blows ingilizcede ne demek, Blows nerede nasıl kullanılır?

Assail somebody with blows : Yumrukla saldırmak.

Come to blows : Elleşmek. Yumruk yumruğa gelmek. Kavga başlamak. Saç saça baş başa gelmek. Çatışma patlamak. Çatışma patlak vermek. Yumruklaşmak.

Exchange blows : Kavga etmek. Yumruklaşmak. Savaşmak. Birbirine vurmak. Karşılıklı darbe indirmek.

Exchange of blows : Karşılıklı vuruşlar. Yumruklaşma.

Exchange words or blows : Vuruşmak. Atışmak.

Know which way the wind blows : Zor durumlarla nasıl başa çıkmak veya adapte olmayı bilmek. Durumun ne şekil alacağını bilmek. Nasıl idare edeceğini bilmek.

Blowsiest : Darmadağınık. (britanya ingilizcesi) dağıtılmış. Ciltte kırmızılık. Düzensiz. Kırmızı suratlı (blowzy olarak da yazılır).

 

Blowsier : (britanya ingilizcesi) dağıtılmış. Kırmızı suratlı (blowzy olarak da yazılır). Darmadağınık. Düzensiz. Ciltte kırmızılık.

Deathblows : Ölüme neden olan darbe. Son darbe. Öldüren darbe. Ezici darbe. Öldürücü darbe.

See how the wind blows : Durumun ne olduğunu anlamak. Şartları kontrol etmek. Ağız aramak.

İngilizce Blows Türkçe anlamı, Blows eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blows ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Strike : Ayırmak. Çarpmak. Sök. Vuruş. İşbırakım. İşçilerin, ücretlerine ve çalışma koşullarına ilişkin isteklerinin işverence yerine getirilmemesi durumunda ya da kimi ülkelerde yasayla tanındığı gibi bir halk, bir işçi devinimiyle dayanışmak amacıyla, belli kurallara uyarak topluca çalışmayı durdurmaları. Nükleer saldırı. Basmak (madeni parayı). Hava saldırısı. İş bırakımı.

Crisp : Kıvırcık. Gıcır gıcır. Gevrek. Zindeleştiren. Gevretmek. Çıtır çıtır. Buruşmak. Kırışmak. Kıtır kıtır.

Be out of something : Kalmamak. Hiç kalmamak. Yoksun olmak. Bitmiş olmak. Kalmamış olmak.

Breathe out : Soluk vermek. Havanın ciğerlerden çıkmasını sağlamak.

Be out : Yeşermek. Düşünülmemek. Dışarıda olmak. Bozulmuş olmak (makine). Yapraklanmak (bitki vb). Çıkmak (kitap veya gazete veya resmi ilan). Grevde olmak. Sızmış olmak. Auta çıkmak.

Stroke : Başarı. Devi. Tarz. Taş yontmak. Strok. Özel vuruş. İnme. Saat vuruşu. Hareket. İnmek.

 

Budded : Gonca vermek. Aşı. Tomurcuklanmak. Tomurcuk. Aşılamak. Konca vermek. Aşı yapmak. Sürmek. Gelişmeye başlamak.

Expiring : Sona erme. Ölmek. Vadesi dolmak. Geçmek. Geçerliliğini yitirmek. Son nefesini vermek. Sona ermek.

Burgeons : Filiz. Tomruk. Tomurcuk. Sürmek. Tomurcuklanmak. Filiz vermek. Gelişmeye başlamak.

Blows synonyms : knife thrust, hammering, piped, pipe, give a whistle, stab, flourish, burgeoned, clouts, stinger, climbs, boot, crisped, amplifying, knockdown, whistleing, balloon, detonated, swing, crimp, flew, clout, smacking, ascends, knock, burgeon, whistled, bump up, adore, ballooned, floated, whiffled, aggrandised.

Blows zıt anlamlı kelimeler, Blows kelime anlamı

Inhale : İçine çekmek (sigara dumanı vb'ni). Teneffüs etmek. Soluk almak. Çekmek. Solumak. Solukla içeri almak. Nefes almak. İçine çekmek. İç çekmek. Nefes çekmek.

Blows antonyms : nonmoving.