Patlatmak nedir, Patlatmak ne demek

"Patlatmak" ile ilgili cümleler

  • "Şimdi patlatırım ha!"

Yerel Türkçe anlamı:

Patlatmak; delmek; boşaltmak; fışkırtmak

Patlatmak anlamı, kısaca tanımı:

Baldırpatlatan : Güreşte hasmın bir ayağını tutarak diz kapağına kadar büküp üzerine yüklenme oyunu.

Afyonunu patlatmak : Kendi keyfine dalmış olan birini öfkelendirmek.

Çene patlatmak : Karşı tarafa anlatabilmek veya kabul etmesini sağlamak için bir konu üzerinde uzun uzun konuşmak.

Çömlek patlatmak : Çocuk oyunlarında ebeyi yanıltmak.

Espri patlatmak : Konuşma sırasında, beklenilmedik anda, ortama uygun hoş, nükteli veya ilginç söz söylemek.

Haber patlatmak : Çok önemli bir haberi ilk kez açıklamak.

Kafa patlatmak : Bir konu üzerinde pek çok düşünmek.

Kulakları patlatmak : Gürültüyle rahatsız etmek.

Mısır patlatmak : Cin mısırını kalburda ve ateş üzerine tutarak patlamasını sağlamak.

Şamar patlatmak : Aniden güçlü bir tokat atmak.

Patlama : Birdenbire gelişme, çoğalma. Patlamak işi.

Açmak : Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Yapmak, düzenlemek. Geçit sağlamak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Savaşla almak, fethetmek. Görünür duruma getirmek. Alanını genişletmek. Yarmak. Bir konu ile ilgili konuşmak. Alışverişi başlatmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Ayırmak, tahsis etmek. Beğenmek. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Ferahlık vermek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak.

 

Silah : Bir konuda etkili her şey. Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç. Savunmak veya saldırmak için kullanılan nesne, etken araç.

Patlayıcı : Patlama özelliği olan (madde).

Madde : Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül. Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Para, mal vb. ile ilgili şey.

Ateşlemek : Coşturmak. Tutuşturmak, yakmak. Top, tüfek vb. patlayıcı maddeleri patlatmak. Kışkırtmak, kızıştırmak.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

 

Yol : Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Hile, tuzak. Gidiş çabukluğu, hız. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Kumaşta bulunan çizgi. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Kez, defa. Yolculuk.

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Tek. Aynı, benzer. Beraber. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Eş, aynı, bir boyda. Sadece. Ancak, yalnız.

Tüketmek : Kullanarak, harcayarak yok etmek, bitirmek, yoğaltmak. Yürüyerek aşmak, bitirmek. Güçsüzleştirmek, bezdirmek.

Tokat atmak : Dolandırmak. el içi ile vurmak.

Tokat : Hayvan ağılı. İnsana el içi ile vuruş. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Tarla, bahçe veya mandıra kapısı.

Atmak : Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Örtmek. Uzatmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Koymak. Çatlamak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Değerini eksiltmek. Yırtılmak. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Söylemek. Götürmek. Sille, tokat vurmak. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Geri bırakmak, ertelemek. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. İçki içmek. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Göndermek, yollamak. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Terk etmek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Çıkarmak, dışarıya vermek. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek.

Patlatmak ile ilgili Cümleler

  • Bu oyunun amacı ekrandaki bütün bombaları patlatmaktır.
  • Rehin tutanlar bir bomba patlatmakla tehdit etti.

Diğer dillerde Patlatmak anlamı nedir?

İngilizce'de Patlatmak ne demek? : v. make explode, make burst, make blow up, let off, set off, touch off, blast, blow up, bust, detonate, explode, pop, puncture

Fransızca'da Patlatmak : crever, (tokat) flanquer

Almanca'da Patlatmak : v. absprengen, aussprengen, zersprengen

Rusça'da Patlatmak : v. взрывать, прорывать, подрывать, ляпать, взорвать, прорвать, прорыть, подорвать, ляпнуть