Blasts türkçesi Blasts nedir

  • Bas bas bağırmak.
  • Patlatmak.
  • Kavurmak (bitki).
  • Beddua etmek.
  • Yıkmak.
  • Lanet etmek.
  • Havaya uçurmak.
  • Bangır bangır çalmak.

Blasts ile ilgili cümleler

English: As propellant blasts out of the rocket in one direction, it pushes the spacecraft in the other.
Turkish: İtici gaz roket dışına bir yönde patladığı için, o uzay aracını diğer yönde iter.

Blasts ingilizcede ne demek, Blasts nerede nasıl kullanılır?

Fibroblasts : Bağlayıcı doku liflerinin üretimine katılan hücre.

Sandblasts : Kumlama. Kumlamak. Kum püskürtme. Kum üfleyerek temizlemek. Kum püskürterek temizlemek. Kum püskürtmek.

Blast furnace : Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Demir cevherlerinin yüksek sıcaklıkta kok ile indirgenerek ham demirin üretildiği fırın. Maden eritme ocağı. Yüksek fırın.

Blast furnace burden : Yüksek fırın yükü.

Blast furnace cement : Yüksek fırın dışık çimentosu. Yüksek fırın çimentosu.

Blast it : Lanet olsun. Allah kahretsin.

Blast furnace coke : Yüksek fırın koku. Metalurjik kok.

Blast pipe : Yüksek basınç borusu. Kıvılcım kafesi.

Blast him : Adı batsın.

Blast furnace gas : Yüksek fırın gazı. Yüksek fırın uçunu.

İngilizce Blasts Türkçe anlamı, Blasts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blasts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Supposition : Tahmin. Varsayım. Faraziye. Farz. Zan. Sayıt. Kıyas. Olmayan ya da gerçekleşmemiş bir durumu tasarlama, geçerli sayma ya da bir savı kanıtlamadan doğru sayma. Sanı.

Blows : Patlamak. Tomurcuk açmak. Şişirmek. Üflemek. Bitmek. Büyütmek. Islık çalmak. Dalgalanmak. Blow (üflemek).

Curses : Lanetlemek. Sövmek. Küfretmek. Lanet okumak.

Blared : Boru sesi çıkarmak. Herkese ilan etmek. Boru gibi ses çıkarmak. Yüksek ses. Boru sesi çıkartmak. Yüksek sesle çalmak. Borununkine benzer ses. Söylemek. Yüksek ve istenmeyen ses.

Explodes : Köpürmek. Patlak vermek. Kırılmak. Çürütmek. Patlama yapmak. Bozmak. Patlamak. Yanlış olduğunu göstermek.

Bawl : Haşlamak. Haykırmak. Zırlamak. Bağırmak. Avazı çıktığı kadar bağırmak (argo terim). Avazı çıktığı kadar bağırmak. Kışkırmak. Haykırış. Feryat etme.

Maledict : Lanetlenmiş. Lanet okumak.

Cornerstone : Bir sürecin önemli bir aşama noktası. Temel taşı. Resmi tören sırasında konulan binanın ilk taşı. İki duvarın köşesini oluşturan taş. Temel. Mihenk taşı. Köşetaşı. Esas. Köşe taşı. Esas olarak önemli olan bir şey.

Foundation : Makyaj temeli olarak kullanılan kozmetik krem. Bir taşınmazın gelirinin, iyesince, sürekli olarak, belli bir ya da birkaç kamu işgörüsü için ayrılması. kamu yararına ayrılmış olan bu tür taşınmazların yönetimi ile görevlendirilmiş kamu kurumu. Dayanak. Yüz boyamanın başlangıcında, temeli ortaya çıkaran, teni renklendirici pat. çeşitli tonları vardır ve oyun kişisinin cinsine ve yaşına göre seçilir. Kurma. Kuruluş. Ten boyası. Esas. Yapma. Tesis.

 

Beshrewed : Lanet okumak. Küfretmek. İnkisar etmek. Beddua okumak.

Blasts synonyms : meat and potatoes, explanation, bust, imprecating, darns, bust up, break, darn, cut up, busting, consign to perdition, defeat, clouted, anathemize, execrates, explode, dashes, detonate, bawled, break down, burst, blare, the curse, imprecates, clouts, bedamn, blow down, bawls, execrating, blares, imprecated, damns, assumption.

Blasts zıt anlamlı kelimeler, Blasts kelime anlamı

Future : Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri. Müstakbel. Vadeli. Gelecek. İlerki. Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. İleriki. İlerideki. Gelecek zaman.

Present : Adamla getirtme. Göstermek. Bugünkü. Tanıştırmak. Temsil etmek. Tanıtmak. Hediye. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Şu anki. Takdim etmek.

First : Birinci. En büyük. İlk kez. Önde gelen. Öncelikle. İlk. Başlangıç. Başta gelen. Önce. İlkönce.