Kıvırmak nedir, Kıvırmak ne demek
- Herhangi bir şeyi bükmek.
- Bir giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek.
- Yapmak istememek, yan çizmek

- Başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek.
- Kenarından katlamak.
- Saptırmak, çevirmek.
- Uydurup söylemek.
- Dolandırmak.
- Kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek.
"Kıvırmak" ile ilgili cümle
- "Gene yalanları kıvırdı."
- "Peki bu kız, zarar ziyan hesabının federasyona üç misli gösterilip Zühtü'nün düğün parasını kıvırdığını bilmez mi?" - E. Işınsu
- "Arabayı birdenbire sağa kıvırdı."
- "Hâlbuki Nahit onu odasına çekip de baş başa prova yaptığı zamanlarda pekâlâ kıvıracağa benziyordu." - T. Buğra
- "Fino, beni görünce kuyruğunu kıvırıp düşmanca havlaya havlaya beyaz dişlerini gösterdi." - H. R. Gürpınar
Yerel Türkçe anlamı:
Aşırmak, çalmak.
Kıvırmak tanımı, anlamı:
Kıvırma : Kıvırmak işi.
Burun kıvırmak : Önem vermemek, küçümsemek, beğenmemek.
Kulak kıvırmak : Domatesin olgunlaşmasını sağlamak için işlem yapmak.
Bükmek : Katlamak. Sertçe çevirmek, kıvırmak. Eğmek. Döndürmek. Birkaç tel ipliği burarak sarmak.
Kenar : Yan. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Bir şeyi çevreleyen çizgi.
Katlamak : Arttırarak çoğaltmak. Kâğıt, kumaş vb. nesneleri üst üste kat oluşturacak biçimde bükmek.
Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.
Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.
Ters : Bir şeyin aksi, karşıtı. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Kesici bir aletin kesmeyen yanı. Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Hayvan pisliği.
Dikmek : Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak. Yapı kurmak, inşa etmek. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek. Top, taş vb.ni dikine havaya atmak. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak. Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek. Bir cismi dik olarak durdurmak.
Herhangi : Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sayıların ilki. Aynı, benzer. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bu sayı kadar olan. Bir kez. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Beraber. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sadece. Tek. Eş, aynı, bir boyda.
Söylemek : Haber vermek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Yapılmasını istemek. Sipariş etmek. Yazmak, düzmek. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak.
Saptırmak : Sapma işini yaptırmak.
Çevirmek : Döndürerek hareket ettirmek. Geri göndermek. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak. Çeviri yapmak. Kâğıt oyunu oynamak. Yönetmek, idare etmek. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. Bir şeyin yönünü değiştirmek. İşlemek, yapmak. Durdurmak. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. Çevrilemek, tevil etmek. Bir durumdan başka duruma geçmek.
Yapmak : Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Yol almak. Olmak. Dışkı çıkarmak. Bir durum yaratmak. Davranmak, hareket etmek. Salgılamak, çıkarmak. Gerçekleştirmek. Olmasına yol açmak. Üretmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Evlendirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Onarmak, tamir etmek. Edinmek, sahip olmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Düzenli bir duruma getirmek.
Yan : Tali. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri. Üst. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Yer. Bir tarafa yönelerek. Birlikte, beraberinde olma. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. İkinci derece olan.
Çizmek : Çizgi biçiminde yaralamak. Çizgi çekmek. Resmini yapmak, resmetmek. Kişiyle ilgiyi kesmek, bağı koparmak. Çizgiler hâlinde belirtmek, desenini yapmak. Geçersiz kılmak için üzerine çizgi çekmek.
Dolandırmak : Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak. Dolanma işini yaptırmak. Dolaştırmak.
Diğer dillerde Kıvırmak anlamı nedir?
İngilizce'de Kıvırmak ne demek? : v. bend, twist, curl, fold, turn down, turn back, handle, manage, do successfully, angle, contort, crimp, crisp, crook, curl up, drape, enfold, entwine, entwist, fold down, frill, frizz, frizzle, gauffer, goffer, gopher, inflect, meander, squirm
Fransızca'da Kıvırmak : plisser, friser, (saç) bichonner, boucler, relever
Almanca'da Kıvırmak : v. einsäumen, kniffen, kräuseln, krausen, kreppen, kümpeln, ringeln, stülpen, umkrempeln, umschlagen
Rusça'da Kıvırmak : v. завивать, подгибать, подрубать, колыхать, расправляться, поворачивать, вытворять, завить, подогнуть, подрубить, расправиться, поворотить, повернуть

Bu kısımda Kıvırmak nedir? Kıvırmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kıvırmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kıvırmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.