Düvenci nedir, Düvenci ne demek

  • Harman zamanı düven sürmek için tutulan çocuk.
  • Düven yapan ya da satan kişi

"Düvenci" ile ilgili cümleler

  • "Düvenci ustası isterim, duvarcı ustası isterim." - N. Araz

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Van ili, Kocapınar nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Çorum ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Düvenci tanımı, anlamı:

Düven : Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç.

Düve : Boğaya gelmemiş 1-2 yaşında dişi sığır.

Harman : Bu işin yapıldığı yer veya mevsim. Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi. Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer. Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi. Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon.

Zaman : Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Dönem, devir. Çağ, mevsim. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Belirlenmiş olan an.

 

Sürmek : Önüne katıp götürmek. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak. Olmaya devam etmek. Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Zaman almak. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek, nefyetmek. Zaman geçmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek.

Çocuk : Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Genç erkek. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Küçük yaştaki erkek veya kız.

Kişi : Eş, koca. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Erkek.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

Düvencilik : Düvencinin yaptığı iş.