Dağar nedir, Dağar ne demek

Dağar; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap.
  • Dağarcık

"Dağar" ile ilgili cümle

  • "Daldırın elinizi onun özdeyiş dağarına, her duruma uygun formüller bulabilirsiniz." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Büyük testi.

Demircilerin kızgın demiri söndürmekte kullandıkları ağaç kap. 1

Su deposu. 1

Topraktan yapılmış büyük kazan

Toprak mangal.

Çömlek

Ekmek konulan kap

Havuz, tabakhanelerde derilerin ıslatıldığı havuz. 1

Dağarcık.

Topraktan yapılmış, ağzı geniş, dibi dar, içine su, pekmez, ayran, süt, yoğurt, turşu ve küllü su konulan bir çeşit küp

Yalak. 1

Değer, kıymet.

Çukur.

İçinde fincan yıkanan toprak çanak 1

Su yollarında taş, kurbağa, tortu ve benzeri ni alıkoymak için her yüz metrede bir açılan çukurlara konulan toprak ya da çimentodan yapılmış küpler.

Saksı.

Çuvaldan biraz küçük bir çeşit torba

Çerçöp, öteberi.

Un ambarı.

Topraktan yapılmış, hamur yoğurmaya yarayan, iki kulplu büyük çanak

Ayakkabıcıların kösele, deri ıslattıkları ağzı geniş kap 1

Oturak, çocuk lazımlığı.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Bir tiyatro dönemi için araştırılıp incelenen ve seçilen oyun demeti.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Çinko üzüm deposu. (*Kemalpaşa -İzmir.)

 

Ağız kısmı çok geniş, dip tarafı çok dar iki kulplu küp. (Aşağıdinek *Şarkikaraağaç -Isparta)

Diğer sözlük anlamları:

Kap, çanak, küp, çömlek

İngilizce'de Dağar ne demek? Dağar ingilizcesi nedir?:

repertory

Fransızca'da Dağar ne demek?:

sac

Dağar ile ilgili Cümleler

  • Zengin bir İngilizce kelime dağarcığı var.
  • Onun kelime dağarcığı yetersiz.
  • Okumak kelime dağarcığınızı geliştirmenize yardım eder.
  • Dünyadan beklentim kitap okumak bilgi dağarcığımı genişletmek, insanları anlayabilmek ve onlarla arkadaş olabilmek fakat bunlar olmazsa da çok üzülmem çünkü yalnızlığı da seviyorum.

Dağar anlamı, kısaca tanımı:

Dağarcığı yüklü : Bilgisi çok olan, bilgili.

Dağarcığına atmak : Bir bilgiyi eski bilgilerine katmak, zihnine yerleştirmek.

Dağarcığındakini çıkarmak : Hazırladığı bir sözü söylemek.

Dağarcık : Meşin torba. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar. Bellek.

Dağarcıkta bir şey kalmamak : Her şeyi tüketmek, bitirmek.

Ovogon dağarcığı : Çiçeksiz bitkilerin çoğunda üreme organlarını barındıran boşluk.

Söz dağarcığı : Söz varlığı.

Yayvan : Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş.

 

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Kara. Arazi, tarla. Ülke.

Dağar gibi olmak : Karnı şişmek (hayvanlar için): Öküze çok su içirmişim dağar gibi oldu.

Dağar tiyatrosu : Bir tiyatro dönemi içinde oynanmasını uygun gördüğü oyun demetini, ilerde de oynayabilecek biçimde, önceden belirleyen dramaturgi anlayışını benimseyen tiyatro.

Dağarası : (coğrafya) Diyarbakır ilinde, Ergani ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Dağarcıh : Dağarcık

Dağarcuh : Dağarcık

Dağarcuk : Dağarcık

Dağarçık : Dağarcık

Dağardı : Kastamonu şehrinde, Tosya belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Kayseri ilinde, Bünyan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kütahya ilinde, Dağardı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Dağarlar : Manisa şehri, Alaşehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.