Daya nedir, Daya ne demek
Daya; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.
Daya isminin anlamı, Daya ne demek:
Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya. Daya ismi; Farsça kökenli olup bir Kız ismidir.
Daya ile ilgili Cümleler
- Usta hemen cevabı yapıştırmıştı.
- Dayanabilirim sanmıştım ama yapamayacağım.
- Karyolalar, koltuklar, kanepelerle dayayıp döşemek lazım.
- Atatürk'ün yaptıkları ve bu yapılanlara dayanaklık eden prensipleri daha nice kuşaklar Türkiye'nin ilerisinde kalacak.
- Ayrılık günleri geldi dayandı.
- Kocaman duvara sırtını vererek üstüne zencefil ve tarçın serpilmiş salep içerlerdi.
- Bir lacivert petunya vardır ki renginin hoşluğuna canlar dayanmaz.
- Yaramazlığı bir yana, çocukları da azdırdığı için temiz bir dayak yemiş olmalı.
- Bereket versin ki padişahın cellatları kapıya dayanmadılar.
- Bu olay gönüllülük esasına dayanır.
- Dayanışmanı gerçekten takdir ediyorum.
- Ertesi gün dayak yemiş gibi yorgun uyandım.
- Ne istediğini bilen bir kadına dayanamam.
- Gece tenha bir sokakta parasını aldığı bir adama dayak atıyormuş.
- Ortak çalışmaya dayalı bir çabaydı.
- Dayan, Tom.
- Bereket versin ki boksör, dayağa idmanlıydı.
- Bu kafes köpekbalığına dayanıklı mı?
- Kış kapıya dayandı, daha kömür alamadık.
- Dayanıklı mıyım?
- Vallahi meydan dayağı yesem bu kadar perişan olmazdım.
- Ben kan görmeye dayanamıyorum.
- Elliye merdiven dayadık, ötesine de geçtik.
- Hava dayanılmaz sıcaktı.
- Dayanıklı mıyım farkında mıyım umduğunun fazlası mıyım?
- Sessizlik dayanılmazdı.
- Bıçak kemiğe dayandı mı başkaldırır, canını sakınmaz, hakkını ister.
- "Sen alkolden hoşlanmıyor musun?" "Hayır, içki içmeyi severim. Sadece alkole karşı korkunç bir dayanıklılığım var."
Daya ile ilgili Atasözü veya Deyim
acısına dayanamamak : bir kimse bir yakınının ölümünden büyük üzüntü duymak.
açın kursağına çörek dayanmaz : yoksulluk içinde bulunan kimsenin bir eksiği giderilse başka bir eksiği kendini gösterir anlamında kullanılan bir söz.
ağaca dayanma kurur, adama (veya insana) dayanma ölür : insan yapacağı işte başkalarına değil, kendine güvenmelidir anlamında kullanılan bir söz.
akarsuya inanma, eloğluna dayanma : akışı ne kadar yavaş olursa olsun akarsuya girmek tehlikelidir, eloğluna güvenmek de doğru değildir, insanı zarara sokabilir anlamında kullanılan bir söz.
arkasını dayamak : birinin koruyuculuğuna güvenmek.
bıçak kemiğe dayanmak : çekilen sıkıntı artık katlanılamayacak bir duruma gelmek.
(birine) meydan dayağı çekmek : herkesin içinde veya çok dövmek.
(birine) sırtını dayamak (veya vermek) : bir yere dayanmak, yaslanmak güçlü birine, bir yere güvenmek.
bu sıcağa kar mı dayanır : aşırı harcamalarla eldeki imkânlar çok çabuk tükenir anlamında kullanılan bir söz.
can dayanmamak : bir şey karşısında insanın dayanıklılığı elden gitmek.
cevabı dikmek (veya dayamak veya yapıştırmak) : kesin, ters ve karşısındakinin beklemediği bir karşılık vermek.
dayağa idmanlı olmak : dayak yemeye alışmış olmak.
dayak atmak : dövmek, sopa ile dövmek.
dayak cennetten çıkmıştır : dayağın yola getirici bir etkisi vardır anlamında kullanılan bir söz.
dayak yemek : dövülmek.
dayanaklık etmek : dayanak, destek olmak.
dayayıp döşemek : evi, odayı mobilya ve benzerleri ile döşemek.
gaza basmak (veya dayanmak) : harekete geçirmek veya hızını artırmak için motorlu taşıtın gaz pedalına basmak Mecaz anlamı bir işi hızlandırmak.
gelip çatmak (veya dayanmak) : vakti gelmek, kaçınılmaz olmak.
göğe merdiven dayamış : çok uzun boylu.
hazıra dağlar dayanmaz : sürekli harcama, en büyük birikimleri bile eritir anlamında kullanılan bir söz.
içi dayanmamak : acıklı bir durumu kaldıramamak.
kalbi dayanmamak : aşırı heyecan, üzüntü, yorgunluk veya herhangi bir hastalık yüzünden kalbi durmak, ölmek yüreği dayanmamak.
kapıya dayanmak : gelip çatmak bir şey elde etmek için bir yeri, bir kimseyi zorlamak, göz korkutmak.
merdiven dayamak : ileri bir yaşa yaklaşmak.
meydan dayağı atmak : kalabalık içinde iyice dövmek.
meydan dayağı yemek : kalabalık içinde iyice dayak yemek.
sıra dayağı çekmek : birden çok kişiyi teker teker ve birbirinin ardı sıra dövmek.
temiz bir dayak atmak : adamakıllı dövmek.
temiz bir dayak yemek : adamakıllı dayak yemek.
yetmişine merdiven dayamak : ileri yaşlara ulaşmak.
yumurta kapıya dayanmak (veya gelmek) : yapılacak iş için zaman çok daralmak.
yüreği dayanmamak : acısına katlanamamak, çok acı duymak.
Daya anlamı, tanımı
Aksiyona dayanan oyun : Karakter oyununun tam tersi olan, kişilerin yaratılışından değil, durumların gerektirdiği ya da istem dışı davranışlardan, eylemlerden gelişen oyun. Bunlarda karakter çizilişinden çok, eylem birinci plandadır
Algı dayanağı : Bir eylem, inanç ya da düşüncenin altında yatan, bunlara yön ve anlam vererek denetçi ve sınırlayıcı görevi yapan değerler ve anlamlar dizgesi.
Altına dayalı taşınır değerler : Altın fiyatlarının istikrarlı kalacağı düşüncesiyle, değeri altına bağlanan taşınır değerler.
Antibiyotiğe dayanıklı genler : Plâzmitlerde bulunan ve çeşitli antibiyotiklere karşı girdikleri ya da bulundukları hücreyi dirençli hâle getiren genler. Plazmitlerde bulunan ve çeşitli antibiyotiklere karşı girdikleri veya bulundukları hücreyi dirençli duruma getiren genler.
Asılma dayanma araçları : Üzerinde asılma ve dayanma alıştırmaları yapılan yatay demir, koşut ağaç v. b. araçlar.
Aside dayanıklı : Aside dirençli.
Aşınma dayanımı : Bir malzemenin sürtünmeye karşı olan dayanıklılığı.
Ateşe dayanır : Yanma özelliklerini ve etkilerini azaltmak için üstü özel bir koruyucu ile kaplanmış ya da bu koruyucu emdirilmiş özdek. (Kimi kumaşlara bu amaçla sucamı emdirilir.).
Ayağını mercimek kütüğüne dayamak : Direnmek, inat etmek.
Bileşik dayanma süresi yötemi : Bir işletmedeki durağan değerlerin herbiri için ayrı ayrı dayanma süresi saptanmayıp tümüne uygulanmak üzere tek bir sürenin uygulanması yöntemi.
Borcun dayanılmazlığı : Yükselen piyasa ekonomilerinin dış borçlarının vade yapısı ve düzeyini gelişmiş ülke ölçütlerine göre yönetememesi durumu.
Boru dayanığı : Yatay borunun üzerine oturduğu destek.
Çıta dayanağı : Yüksek ya da sırıkla atlamada üzerine çıtanın konduğu ayak.
Çift dayak : Güç durumdaki güreşçinin iki elle yere dayanması.
Çok yüksek dayançlı çelik : Uçakların gövdelerinde kullanılan, yüksek sertleşebilirlikli ve son çekme dayancı 200.000 Ib/in² üstünde olan alaşım çeliği.
Daya çıkmak : Meydana çıkmak.
Daya döşe : Oturmaya, yaslanmaya yarayan minder ve yastık gibi şeyler: Çıplak ev neye yarar daya döşe olmayınca.
Dayacah : Destek.
Dayag : Dayak.
Dayaglamak : Kapının arkasını sırıkla desteklemek.
Dayah : [Bakınız: dayak]. Destek. Kağnı ve dört tekerlekli arabalarda oku yukarda tutmaya yarayan ağaç destek. Dayak. Eski türkçe tay+e-k: Duvara, kapıya veya ağaca verilen ağaç destek; dövmek; sopa (Erzincan Merkez). Dayak, dövme. Eski türkçe tayak: dayak; destek; dövme. Dayanak, destek.
Dayahatun : Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya.
Dayahlamak : Dayak atmak, dövmek. Dayak atmak; dövmek.
Dayak vermek : Bedeni kuvvetlendirmek için oruca ara vermek: O bugün orucuna dayak verdi. Destek yapmak.
Dayak vurmak : Destek yapmak: Kapının dayağını vurdunmu?.
Dayakkesiri : Kabahatli, suçlu: Bu çocuk öyle dayakkesiri ki sorma.
Dayaklanma : Dayaklanmak işi veya durumu.
Dayakpınar : Sivas ilinde, Konakpınar nahiyesine bağlı bir yer.
Dayaksız : Dayağı olmayan.
Dayamsız döşemsiz : Yaşamak için gerekli olan nesneler olmayan (yer).
Dayana : Yenge.
Dayanabilme : Dayanabilmek işi.
Dayanabilmek : Dayanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Dayanacak : İçi ot dolu yastık, sedirlerdeki arka ve yan yastıkları.
Dayanak açınığı : Söylemeyi kolaylaştırmak için bir kelimedeki bazı abanık öbeklerinin arasına katılan açınık. lutuf küfür, vasıl, nesil kelimelerindeki ikinci açınıklar birer dayanak açınığıdır.
Dayanak uzayı : [Bakınız: büyükçe özlekler uzayı].
Dayanak yıldızı : Bir ya da birkaç yıldızın parlaklığını ya da bir başka özelliğini saptamak üzere karşılaştırma amacıyla seçilen belirli bir yıldız.
Dayanaklık : Dayanak, destek olma durumu.
Dayanaksızlık : Dayanaksız olma durumu.
Dayanaman : Dayanamazsın.
Dayanba : Destek. Evlerin kapısının açılmaması için, kapının arkasına konulan ağaç kol, takoz. [Bakınız: dayak].
Dayancak : Destek. Güvenilecek şey.
Dayanç alıştırmaları : Aralık vermeden uzun bir süre yinelenen ve kas gruplarını olduğu kadar iç örgenleri de güçlendiren sıçrama, koşu v. b. alıştırmalar.
Dayança : Destek.
Dayandırabilme : Dayandırabilmek işi.
Dayandırabilmek : Dayandırma imkânı veya olasılığı olmak.
Dayangaç : Kalınca, uzun sopa, baston, asa. Düzlemde bir B dışbükey bölgesi için, belirlediği açık yarıdüzlemlerden birinin B ile kesişimi boş olacak biçimde B nin en az bir noktasını içeren doğru. Uzayda bir B dışbükey kümesi için, belirlediği açık yandüzlemlerden birinin B ile kesişimi boş olacak biçimde B nin en az bir noktasını içeren düzlem.
Dayangan : Dayanıklı, sert, metin, sağlam. Dayanıklı, sağlam.
Dayangı : Dayanıklık (kumaş ve kereste hakkında): Bu ötekinden daha dayangılıdır.
Dayangılı : Dayanıklı, sert, metin, sağlam.
Dayanğal : Dayanıklı, sert, metin, sağlam.
Dayanğan : Dayanıklı, sert, metin, sağlam.
Dayanıgörmek : Dayanıp durmak, dayanmakta sebat etmek.
Dayanık : Kuvvetini kaybetmiş, yürümeye gücü kalmamış olan (hayvan).
Dayanıklaştırma : Bir faz ya da yapının, dayancını artırma olayı ya da işlemi.
Dayanıklı denge : Küçük bir yerdeğişim ile, geriçağırıcı bir kuvvet oluştuğu için kendiliğinden denge konumuna dönen bir cismin durumu.
Dayanıklı dizge : Temel bir değişikliğe yol açmadan sıcaklık, basınç, oykum gibi dış koşulların değişebildiği dizge.
Dayanıklı mallar : Ev, otomobil, beyaz eşya gibi tüketim anında yok olup bitmeyen, kullanım süresi birden çok dönemi kapsayan mallar. karşılığı dayanıksız mallar.
Dayanıklık : Dayanıklılık.
Dayanıklılık sınavı : Filmin dış etkilere karşı direncini ölçmek amacıyla yapılan deneyler.
Dayanıksız mallar : Yiyecek maddeleri ve temizlik ürünleri gibi tüketim anında yok olup biten mallar. karşılığı dayanıklı mallar.
Dayanıksızlaşma : Dayanıksızlaşmak işi.
Dayanıksızlaşmak : Dayanıksız bir duruma gelmek.
Dayanıksızlık : Dayanıksız olma durumu, metanetsizlik. Varolan bir hastalık durumu nedeniyle, ilacın belirli etkilerine normalden daha fazla duyarlılık olması.
Dayanılabilme : Dayanılabilmek işi.
Dayanılabilmek : Dayanılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Dayanılmazlaşma : Dayanılmazlaşmak işi.
Dayanılmazlaşmak : Dayanılmaz bir duruma gelmek.
Dayanım sınırı : Bir nesnenin dayanabileceği en büyük zorlanımın, birim kesit başına kuvvet olarak değeri.
Dayanış yansı : Motorardı yapılan ve uzanımı 100 km. ya da daha çok olan, bir yarış türü.
Dayanışabilme : Dayanışabilmek işi.
Dayanışabilmek : Dayanışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Dayanışma ödeneği : Toplu iş sözleşmelerinde, karşıt işçi kuruluşunun üyesi olmayıp o toplu iş sözleşmesinin uygulanacağı iş yerinde çalışan işçilerin, bu sözleşmeden yararlanabilmeleri amacı ile karşıt işçi örgütünce saptanan ödenti.
Dayanışmacı işbırakımı : Bir sendikanın, işbırakımında bulunan başka bir sendikayı desteklemek amacıyla yaptığı işbırakımı.
Dayanışmacılık : Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan öğreti, solidarizm. İşverenler ile sendikaların birlikte ücretleri piyasa denge ücretinin altında belirledikleri toplu sözleşme sistemi.
Dayanma ayağı : (Mimarlık) Yüksek yapılarda anaduvarlara binen yapı ağırlığını karşılamak üzere anaduvarın basınca en çok raslayan yerine yapılan duvardan ayak, dayanma duvarı.
Dayanma duvarı : Toprağın çeşitli nedenlerle kayarak ya da çökerek yakın çevresindeki yapılar, insanlar ve taşıtlar için çekinceli sonuçlar doğurmasını önlemek için, önüne konulan taştan yapılmış engel.
Dayanma kemeri : (Mimarlık) Camilerde ve gotik kiliselerde, kubbe ya da çatı ağırlığının yanlara olan basıncını yapı anaduvarına iletmek için kubbe ya da çatı çevresi ile dayanma ayakları arasına konulmuş destek kemer.
Dayanma kulesi : (Mimarlık) Camilerde büyük kubbenin çevresinde yer alan ve kubbenin yanlara olan basıncını tutan, genellikle üstü kubbe biçiminde örtülü kule. a. bk. dayanma kemeri.
Dayanma noktası : Bir kaldıracın dayandığı durgan nokta.
Dayanmah : Dayanmak, sabretmek.
Dayanmalı aşma parende : Koşu ile hız alıp sıçrayarak öne doğru elüstü düşüldüğünde, vücudun yeri iterek yine ayak üstü gelmesiyle enine ekseni etrafında tam bir dönüş yapması.
Dayanmalık : (Mimarlık) Pencerelerin alt kenarında, oda içine çıkıntı yapan yatay yüzey.
Dayantılı : Dayanıklı, sert, metin, sağlam.
Dayantılık : Sabır: Allah dayantılık versin.
Dayar : Hazır, hazırlanmış.
Dayas : Teyze.
Dayaşgan : Destek ağacı.
Dayaşkan : Destek.
Dayatabilme : Dayatabilmek işi.
Dayatabilmek : Dayatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Dayatılabilme : Dayatılabilmek işi.
Dayatılabilmek : Dayatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Dayatılış : Dayatılma işi.
Dayatılma : Dayatılmak işi.
Dayatılmak : Dayatma işine konu olmak.
Dayatıverme : Dayatıvermek işi.
Dayatıvermek : Ansızın veya çabucak dayatmak.
Dayattırma : Dayattırmak işi.
Dayayabilme : Dayayabilmek işi.
Dayayabilmek : Dayama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Dayayıverme : Dayayıvermek işi.
Dayayıvermek : Çabucak dayamak.
Dayaz : Derin olmayan su kenarı, sığ. Sığ.
Dayaza : Teyze. [Bakınız: dayıza].
Depreme dayanıklı yapı : Yeğin bir depreme direnecek denli sağlam, özel olarak yapılmış bina.
Devirgi dingili dayanağı : Devirgi dingilini taşıyan destekler.
Dizgin dayak : Kuvvetsiz, bitkin bir durumda yürümeyi anlatır.
Dövize dayalı bono : Enflasyonist bir ortamda olası bir döviz kuru yükselmesine karşı bono alımını özendirmek ve alıcıyı riskten korumak amacıyla yabancı para cinsinden çıkartılan borç senedi.
Düşük dayançlı çelik : Uygulama alanının gereği olarak, dayancı düşük olan çelik.
Ekşite dayanıklı sızdırmaz : Ekşitten etkilenmeyen gereçlerden yapılmış sızdırmaz.
El başüstü duruştan dayanmalı aşma : El-başüstü dikeyinden geliştirilen dayanmalı aşma (perende) türü.
Ele dayanma : Bir dayanak yüzeyinde vücut ağırlığını daha çok ellere yükleme.
Elektriksel dayanıklılık : Bir içyükülün, yalıtkanlığını koruyarak erişebileceği en yüksek elektriksel gerilim.
Elüstü duruştan dayanmalı aşma : Elüstü dikeyden geliştirilen dayanmalı aşma (perende) türü».
Engellenme dayanıklılığı : Kişilik örgütünde önemli çöküntülere yol açmadan bireyin dayanmaya güçlü olduğu zorluk, sıkıntı ve çatışmaların derecesi.
Ferrit dayanıklılaşması : Alaşım elementlerinin ferrit katı çözeltisinde çözünmesi sonucu, ferritin dayananın artması olayı.
Ferrit dayanıklılaştırması : Ferritin dayanıklılaşmasına yol açma.
Fibrin dayanaklaştırıcı faktör : Faktör XIII.
Gerilme dayanıklılığı : Bir nesnenin kırılmadan dayanabildiği en büyük gerici kuvvet değeri.
Geriye dayanmalı aşma : Kolların, aşağıdan yukarı - arkaya savrulmasından hız alıp sıçrayarak arkaya doğru elüstü yere düşüldüğünde, vücudun, yeri iterek yeniden ayaküstü duruma gelmesiyle enine ekseninde tam bir dönüş yapması.
Gözleme dayalı çalışmalar : Olaylar üzerinde, epidemiyolojik ender olaylar gibi araştırıcının denetimi olmayarak veya anket gibi az denetimi olarak yapmış olduğu araştırmalar.
Hamama dayanmak : Gelin hamama gitmek.
Hanım cama dayandı : Sardunya çiçeği.
Isıya dayanıklı : Biyolojik etkisini belirli yüksek sıcaklık derecelerinde koruyan molekül, termostabil.
Kırılma dayancı : Kırılma olayını başlatan yük.
Kol dayanağı : Motorlu araç kapılarının iç bölümünde bulunan, kol dayamaya yarayan çıkıntı.
Kopma dayancı : Kopma anındaki yük.
Kütüğe yazıma dayanan belirti : Bir markanın kütüğe yazımının yapılıp yapılmadığının bilinmemesi durumunda, kimi belirtilerle yazılı olduğunun sanılması (marka numarası konulması gibi).
Makaralı dayanak : Isı etkisiyle uzayan borunun rahat hareketini sağlayacak biçimde yapılmış destek.
Markaların dayanıksızlığı : Markaların, halkın gözünden düşüp canlılığını çabucak yitirivermesi.
Mermer dayağı : Dokuma tezgâhındaki mermeri çevirmeye yarayan ağaç çubuklar.
Ostenit dayanıklılaşması : Alaşım elementlerinin, ostenit katı çözeltisinde çözünmesi sonucu, ostenitin dayancının artması olayı.
Ostenit dayanıklılaştırma : Ostenit dayanıklılaşmasına yol açma.
Örgensel dayanışma : (Durkheim) Bir toplumda, üyelerin birbirini tümlemesine, başka deyişle iş payları arasında karşılıklı bağımlılık bulunmasına dayalı olan dayanışma.
Özel anlaşmalara dayanan dışalım : NATO altyapı ve kıyıötesi harcamaları kapsamında yapılan ve İthalat Yönetmeliğince düzenlenen dışalım türü.
Raf dayanağı : Rafı yerinde tutan destek.
Soğuğa dayanıklı flüorışıl lamba : Özel yapımından ötürü oldukça alçak sıcaklıklarda (sıfır derece ve daha aşağı, örneğin kışın açık havada) yanmaya elverişli flüorışıl lamba.
Son çekme dayancı : İlk birim kesit alana düşen en yüksek gerilim.
Sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik fonu : Fakir ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile Türkiye`ye gelmiş olan kişilere gerektiğinde yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici önlemler alarak gelir dağılımını adil duruma getirmek, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmek amacıyla 1986 yılında Başbakanlığa bağlı olarak Merkez Bankası nezdinde oluşturulan bütçe dışı fon.
Tek dayak : Güç durumdaki güreşçinin bir elle yere dayanması.
Varlığa dayalı taşınır değerler : Genel finans ortaklıkları, bankalar, finansman şirketleri ve finansal kiralamaya yetkili kuruluşlar ile gayrimenkul yatırım ortaklıklarının ticari işlemlerinden doğmuş olan alacakları veya devralacakları alacaklar karşılığında çıkardıkları taşınır değerler. karşılığı menkul değerleştirme.
Yana dayanmalı aşma çemberleme : Ayakta açık duruştan kolların ve gövdenin ters yana savrulmasından alınan hızla, el ve ayakların sıralı yere gelmesiyle vücudun derinliğine ekseninde yana doğru tam çarklar yapma.
Yarı dayanç yarışları : 100 km. ye dek koşulan yarışlar.
Yüksek dayançlı çelik : Son çekim dayancı yüksek olan çelik.
Ateşe dayanıklı : Aşırı ısıdan zarar görmeyen.
Ateşe dayanıklılık : Ateşe dayanıklı olma durumu.
Basılma dayanımı : Dokusunu basarak ezmeye çalışan dış etkilere ağacın gösterdiği direnç.
Burulma dayanımı : Elyafını bükerek kırmaya çalışan kuvvete karşı ağacın gösterdiği direnç.
Dayak : Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi, sopa, patak, kötek. Evlerin kapısının açılmaması için kapının arkasına konulan kol, destek, sürgü. Bir şeyin yıkılmaması için dayanan ağaç, destek, payanda.
Dayak arsızı : Dayaktan korkmaz olmuş, dayak yemeye alışmış (kimse), tokat arsızı.
Dayak düşkünü : Dayağa layık olan, dövülmeyi hak eden (kimse).
Dayak kaçkını : Dayak yemeye alışmış, dayaktan korkmayan (kimse).
Dayaklama : Dayaklamak işi.
Dayaklamak : Yıkılmaması için bir şeye destek koymak. Kapıyı bir destekle arkasından kapamak, sürgülemek.
Dayaklanmak : Dayaklama işi yapılmak.
Dayaklı : Dayak atılan.
Dayaklık : Dayağı hak eden (kimse). Destek olarak kullanılan şey.
Dayalı : Dayanmış olan. Dayanarak, dayanmış bir biçimde. İlgili, dair, müstenit, mebni.
Dayalı döşeli : Döşemesi ve eşyası eksiksiz.
Dayama : Dayamak işi.
Dayamak : Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.
Dayanak : Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet. Destek, dayanak noktası. Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel. Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt.
Dayanak noktası : Yapılarda bir bölümün ağırlığını taşımaya yarayan öge. Dayanak.
Dayanaklı : Dayanağı olan.
Dayanaksız : Dayanağı olmayan.
Dayanç : Sabır. Dayanak.
Dayandırma : Dayandırmak işi.
Dayandırmak : Dayanmasını sağlamak, istinat ettirmek.
Dayanıklı : Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil. Metanetli, metin, mütehammil.
Dayanıklılık : Dayanıklı olma durumu, dayanıklık, metanet.
Dayanıksız : Dayanmayan, sağlam olmayan, güçsüz, metanetsiz.
Dayanılma : Dayanılmak işi.
Dayanılmak : Dayanma işi yapılmak.
Dayanılmaz : Karşı konulamaz veya karşı çıkılamaz (kimse veya şey), tahammülfersa. Tahammül edilemez, katlanılamaz.
Dayanılmazlık : Dayanılmaz olma durumu.
Dayanım : Bir varlığın dış etkilere karşı direnme özelliği, direnç.
Dayanım ömrü : Dayanma ömrü.
Dayanırlık : Direnç, mukavemet.
Dayanış : Dayanma işi.
Dayanışık : Üyeleri arasında dayanışma bulunan (millet, topluluk, sınıf vb.), mütesanit.
Dayanışma : Dayanışmak işi, tesanüt. Bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması, tesanüt.
Dayanışmacı : Dayanışmacılıktan yana olan, solidarist.
Dayanışmak : Bir topluluğu oluşturan kişiler bir şeyi gerçekleştirmek için duygu, düşünce ve çıkar birliği göstermek, birbirini kollamak, mütesanit olmak.
Dayanışmalı : Aralarında dayanışma bulunan.
Dayanma : Dayanmak işi.
Dayanma gücü : Bir kimseye veya bir şeye katlanabilme sınırı, takat sınırı.
Dayanma ömrü : Bir malzemenin kopmasına, kırılmasına ve görevini yapamaz duruma gelmesine kadar göstermiş olduğu direnç, dayanım ömrü.
Dayanmak : Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.
Dayantı : Dayanıklık.
Dayatış : Dayatma işi.
Dayatışma : Kendi isteğinde inatlaşma.
Dayatışmak : Kendi istek ve arzuları doğrultusunda ısrar etmek, inatlaşmak.
Dayatma : Dayatmak işi.
Dayatmacı : İstediğini yaptırmada baskı uygulayan, direten, empoze eden.
Dayatmacılık : Dayatmacı olma durumu.
Dayatmak : Dayama işini yaptırmak. Bir şeyi zorla kabul ettirmek, empoze etmek. Başkasının isteğine karşı koymak. Kendi istediğini yaptırmakta direnmek.
Dayattırmak : Dayatma işini yaptırmak.
Dayayış : Dayama işi.
Duvar dayağı : Yıkılmaması için duvara eğik olarak konulan destek ağaç.
Meydan dayağı : Ceza olarak açıkta ve kalabalık içinde suçlulara atılan dayak.
Sıra dayağı : Kişileri ayrım gözetmeksizin sırayla tek tek dövme.
Toplumsal dayanışma : Toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesi.
Diğer dillerde Dawes planı anlamı nedir?
İngilizce'de Dawes planı ne demek ? : dawes plan

Bu kısımda Daya nedir? Daya ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Daya tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Daya hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.