Dealing with türkçesi Dealing with nedir

  • İle ilgilenme.
  • İle iştigal etme.
  • - konusunu ele alarak.
  • Göğüs gererek.
  • -e istinaden.
  • [#ilgi İlgilenme].

Dealing with ile ilgili cümleler

English: "Do you not like Tom?" "It's not that I don't like him, I just have trouble dealing with people like him."
Turkish: "Tom'u sevmiyor musun?" "Onu sevmiyorum değil, sadece onun gibi insanlarla ilgi kurmada sorunum var."

English: Ali is dealing with the problem now.
Turkish: Ali şu anda sorunla ilgileniyor.

English: Ali is good at dealing with children.
Turkish: Ali çocuklarla iyi anlaşıyor.

English: A lot of people are dealing with allergies now.
Turkish: Birçok insan artık allerjilerin üstesinden geliyorlar.

English: A lot of people are dealing with hay fever now.
Turkish: Birçok insan artık saman nezlesinin üstesinden geliyorlar.

Dealing with ingilizcede ne demek, Dealing with nerede nasıl kullanılır?

Dealing : Ticaret. Davranış. Muamele. Alışveriş. Dağıtma. İş. Yaklaşım. İlişki. Uğraşma.

With : Nedeniyle. İle beraber. Yanına. -lı. Sayesinde. Beraberinde. -la. -e karşın. Birlikte. İle.

We are dealing with : İle karşı karşıyayız. -ı ele alıyoruz. İle uğraşıyoruz. İle ilgileniyoruz.

Dealing in futures : Vadeli alım satım ile uğraşmak. (finans) vadeli satış ürünleri ile uğraşmak (satışları ile kazanç etmek amacıyla hisse senetleri fiyatlarının yükselmesine güvenerek).

 

Dealing out : Dağıtmak.

Dealing room : Satış işlem odası. Ticaret işlemlerinin gerçekleştiği oda.

İngilizce Dealing with Türkçe anlamı, Dealing with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dealing with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Regarding : '-e ile ilgili olarak. Konusunda. Bakma. -e gelince. '-e gelince. Hakkında. Nazaran. İle ilgili. İlişkin.

Attendances : Hazır bulunma. Bakma. Katılma. Hizmet. Bakım. Kumanda. İştirak. Devam. Eşlik.

Interesting : Meraklı. İlginç. Enteresan. İlgi çekici. Tip.

Connection : İlişik. Muhit. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır. Aktarmalı taşıt. Müşteri. İlgi. Uyuşturucu satıcısı. Bağlama. İlişiklik kuralı.

Attendance : Belirli bir izlencenin, belirli bir sinemanın, belirli bir dönemin ya da mevsimin izleyicilerini belirten sayı. Eşlik. Gitme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Katılma. Hizmet etme. Bulunan kişilerin sayısı. Bakma. Düzenli olarak gitme.

Attending : Koruyup kollayan. Mevcut olma. İlgilenen. Uzman doktor. Bulunma. Devam etme. Katılma. Bakma. Hizmet etme.

With reference to : Buna göre. -e gelince. İlişkin. -e göre. Atfen. Dolayısı ile. -e ilişkin. -e ilişkin olarak. Münasebetiyle.

Connexion : Dost. Alaka. Yakınlık. Muhit. Bağ. Yakın. Arkadaş. Bağlantı. İrtibat.

Referring to : İstinaden. Atıfta bulunarak. Adlandırmak. -e ile ilgili olarak. Atfen. Rücuen.

Dealing with synonyms : paying attention, attention.