Bakma nedir, Bakma ne demek

  • Bakmak işi

"Bakma" ile ilgili cümle

  • "Kızlara bakmaya giderken içimde hep beni beğenmeyecekler kaygısını taşıyordum." - A. Ümit

İngilizce'de Bakma ne demek? Bakma ingilizcesi nedir?:

lookup

Bakma anlamı, tanımı:

Bakma sen : "aldırış etme" anlamında kullanılan bir söz.

Bakmak : Bir iş birinden beklenmek. Anlamak, farkına varmak. Beslemek, geçindirmek. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. İlgilenmek. Hastayı muayene etmek. Uğraşmak, meşgul olmak. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Aramak. Gözetmek, korumak. Yoklamak, incelemek, denemek. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Renklerde benzemek, andırmak. Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak.

Bakmakla usta olunsa köpekler kasap olurdu : "yapmadan yalnızca nasıl yapıldığına bakarak hiçbir şey öğrenilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Afal afal bakmak : Şaşkın bir biçimde bakmak.

Ağzının içine bakmak : Onun sözüne göre davranmak. ne söyleyeceğini beklemek.

Akara kokara bakma çuvala girene bak : "iyi, kötü deme; mal ve para biriktir" anlamında kullanılan bir söz.

Alıcı gözüyle bakmak : İnceden inceye gözden geçirmek.

 

Ana baba eline bakmak : Ana ve babanın verdiği para ile geçinmek.

Arkasına bakmadan gitmek : Arkada kalanlarla ilgilenmeden bir yerden hızlıca ayrılmak.

At gözlüğüyle bakmak : Çevresinde olup bitenleri iyi algılayamamak, değerlendirememek.

Ata dost gibi bakmalı düşman gibi binmeli : "çalışanınızı iyi beslerseniz onun gücü artar ve daha verimli işler yapar" anlamında kullanılan bir söz.

Atına bakan ardına bakmaz : "görevini eksiksiz yapan, aracını iyi kullanan kimse, kendisini kötü duruma düşmekten kurtarmış olur" anlamında kullanılan bir söz.

Aza çoğa bakmamak : Olanla yetinmek.

Bakarsan bağ olur bakmazsan dağ olur : "bakılıp onarılan şeylerden yararlanılır, bakımsız bırakılanlardan bir yarar elde edilemez" anlamında kullanılan bir söz.

Baygın baygın bakmak : Kendinden geçmiş bir biçimde çevreye göz gezdirmek. hayranlıkla seyretmek.

Bir işaretine bakmak : Bir işi yapmak için hazır beklemek.

Bön bön bakmak : Anlamayarak, safça, şaşkın şaşkın bakmak.

Boş gözlerle bakmak : Anlamsız anlamsız bakmak.

Boyuna bosuna bakmadan : "fiziki yapısının gereğince gelişmemiş olmasını göz önünde bulundurmadan" anlamında kullanılan bir söz.

Çaresine bakmak : Gerekeni yapmak, çözüm yolu aramak.

Çeşnisine bakmak : Tadına bakmak.

Çıkarına bakmak : Yalnızca kendini ve kendi durumunu gözeterek çıkar sağlamak.

Cin cin bakmak : Uykusuz gözlerle bakmak. kurnazca bakmak.

Çocuk bakmak : Bebeğin veya çocuğun eğitim ve bakımıyla ilgilenmek.

Davaya bakmak : Açılan davayı incelemek, araştırmak ve sonuçlandırmak.

Dik dik bakmak : Çok sert bir biçimde, sert sert, öfkeli öfkeli bakmak.

 

Dönüp geriye bakmak : Eskiyi hatırlamak, geçmişi gözden geçirmek.

Dümenine bakmak : Şartlar ne olursa olsun çıkarını gözetmek.

Dürbünün tersiyle bakmak : Bir şeyi küçümsemek, olduğundan çok daha az önemli görmek.

Düşmanın karınca ise de hor bakma : "düşmanın ne kadar güçsüz olursa olsun dikkat et, uyanık ol" anlamında kullanılan bir söz.

Eğri bakmak : Kötü düşünce ile bakmak.

Ele bakmak : Avuç içindeki çizgilere bakıp kişinin geleceğini okumak, el falına bakmak. muhtaç olmak.

Eline bakmak : Bir kimsenin yardımıyla geçinmek. biri "ne getirdi" diye gözlemek.

Fala bakmak : Fal açmak.

Fena gözle bakmak : Kötü niyetini anlatır biçimde bakmak.

Fil dişi kuleden bakmak : Herkesi küçümseyip kendini farklı görmek.

Göz kuyruğuyla bakmak : Göz ucuyla bakmak.

Göz ucuyla bakmak : Fark ettirmeden gözlemek, belli etmemeye çalışarak başını çevirmeden yandan bakmak.

Gözü toprağa bakmak : Ölmek üzere olmak.

Gözüne bakmak : Gözünün veya gözlerinin içine bakmak.

Gözünün içine bakmak : Bir arzunun gerçekleşmesi için gözleriyle birine yalvarmak. birinin buyruğunu yerine getirmeye hazır bulunmak. bir kimsenin üstüne titremek.

Gözünün yaşına bakmamak : Acımamak, merhamet etmemek.

Gül gibi bakmak : Geçimini para sıkıntısı olmadan sağlamak. iyi, temiz bakmak.

Güzele bakmak sevaptır : "güzele bakarken Tanrı'nın neler yarattığını düşünür ve büyüklüğünü anlarız" anlamında kullanılan bir söz.

Hastaya bakmaktan hasta olması yeğdir : "ağır bir hastaya bakmak o denli güçtür ki, kimi zaman hasta olmak bundan daha kolay görünür" anlamında kullanılan bir söz.

Hor bakmak : Değersiz saymak, değer vermemek.

İcabına bakmak : Bir kimseyi yok etmek, ortadan kaldırmak. gereğini yerine getirmek.

İyi gözle bakmamak : Hakkında iyi düşünmemek.

Kedi ciğere bakar gibi bakmak : İmrenerek bakmak.

Kem gözle bakmak : Nazar değdiren bir bakışla bakmak. kötü niyetle bakmak.

Keyfine bakmak : Dilediğince yaşamak, güzel vakit geçirmek.

Kolayına bakmak : Bir işi yaparken kolay ve kestirme yolu seçmek.

Kötü gözle bakmak : Cinsel duygu ile bakmak. bir kimse için iyi olmayan düşünceler beslemek, bunu belli edercesine bakmak.

Kusura bakmamak : Hoş görmek.

Maviş maviş bakmak : Mavi gözlerle bakmak.

Ne gözle bakmak : Değerlendirmek. inancını belirtir biçimde bakmak.

Öküz gibi bakmak : Karşısındakini rahatsız edercesine bakmak.

Öküzün trene baktığı gibi bakmak : Aptalca, hiçbir şey anlamadan bakmak.

Oluruna bakmak : Bir işin yapılabilirliğini araştırmak, yapmaya çalışmak.

Pis pis bakmak : Karşısındakini rahatsız edici ve sinirli bir biçimde bakmak.

Rahatına bakmak : Hiçbir şeye aldırış etmeyerek rahatını sağlamaya çalışmak.

Sağa sola bakmadan : Ortalığı kollamadan, saygısızca.

Sefasına bakmak : Rahatına bakmak.

Sıcak bakmak : Anlayışla karşılamak, olumlu değerlendirmek, ilgi duymak.

Şöyle bir bakmak : Kısaca bakmak.

Tadına bakmak : Başından geçmiş olmak. ağzına alıp tadını denemek, test etmek.

Tepeden bakmak : Küçümsemek.

Ters ters bakmak : Düşmanca ve öfkeli bir biçimde bakmak.

Toprağa bakmak : Ölümü yakın görünmek.

Üçe beşe bakmamak : Fiyat üzerinde küçük farkları önemsememek.

Üstten bakmak : Kibirli, gururlu bir biçimde.

Yan bakmak : Kötü niyet beslemek. beğenmeyerek veya düşmanca bakmak.

Yan gözle bakmak : Yan bakmak. belli etmeden, göz ucuyla bakmak.

Yan yan bakmak : Kin, nefret veya öfke ile bakmak. göz ucuyla bakmak.

Yere bakmak : İhtiyarların ölümü yakın olmak.

Yoluna bakmak : Beklemek.

Yukarıdan bakmak : Kendini karşısındakinden üstün görmek.

Yüksekten bakmak : Kendini karşısındakinden üstün görmek.

Yüz yüze bakmak : Arada hatır gönül meselesi olduğu için karşılıklı ilişkiyi korumak zorunda bulunmak.

Yüzüne bakmamak : Darılmak, gücenmek. önem vermemek, ilgilenmemek.

Yüzüne bakmaya kıyamamak : Biri çok güzel olmak.

Yüzüne bir daha bakmamak : Darılıp konuşmamak.

Zayiçesine bakmak : Bir inanışa göre, yıldızlara bakarak birinin gelecekteki talihini anlamak.

Zevkine bakmak : Yalnız kendi eğlencesini düşünmek.

Bakma alanı : Baş kımıldamadan, gözleri oynatarak görülebilen noktaların toplamı. Bakma alanı tek gözlü ya da çift gözlü olabilir, bk. görme alanı.

Bakmaç : Bir tepede çevresinin en iyi görülebildiği yüksek yer, gözetleme yeri Şanlıurfa ili, Şekerli bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Bakmalık : kentçilik: Lağım döşeminde, yer altındaki temizleme parçalarını denetlemek ve değişik doğrultulardan gelen boruları başka bir doğrultuya yöneltmek için yapılan baca.

Bakma ile ilgili Cümleler

  • Bir avukatın zor bir durumda küçük konularda bile her taşın altına bakması ve aynı konuda sonuca ulaşmak için ısrarla belirtmesi önemlidir.
  • Bardağın dolu tarafı daha güzel gözükür. Boş tarafı ise adı üstünde "boş". Dolu tarafına bakmanı rica edeceğim senden.
  • Ben bir çocukken, böceklere dokunmak beni bir parça rahatsız etmezdi. Şimdi neredeyse onların resimlerine bakmaya katlanamıyorum.
  • Biz burada iş giderlerini kısmak zorundayız. Sen hiç harcamaya başlamadan önce ne kadar kazandığına bakmayı duymadın mı?
  • Hayatın tehlikedeyken zilin çaldığında korkudan balkondan bakman bana şunu öğretti demek ki kahramanlarımız birer korkak.
  • Ben o sevgilimle beraberken kimseye bakmamaya özen gösterdim ve eğer beni aldatmasaydı büyük ihtimalle evlenebilirdim.
  • Türkçeden İngilizceye bir kelime baktığımda aradığım kelime acaba bu mu diye cümle içinde kullanımına bakmam gerekiyor.
  • Kusuruma bakmayın benim canlar; bağışlayın beni; ben davullara, bayraklara aldırmayan bir Padişah'ın yoluna deli divane olmuşum.
  • Mutlu olmak her şeyin mükemmel olduğu anlamına gelmez fakat aksine eksikliklerin ötesine bakmaya karar vermenizdir.
  • Baksam bakmadım, düşünsem düşünmedim, hakkımda zannederek yaşamaya devam ederseniz daha çok yanlış yaparsınız.

Diğer dillerde Bakma anlamı nedir?

İngilizce'de Bakma ne demek? : n. look, look see, watch, survey, attendance, superintendence, feeding, reference

Fransızca'da Bakma : regard [le], vue [la]

Almanca'da Bakma : n. Beschau, Kontemplation, Wartung

Rusça'da Bakma : n. ухаживание (N), содержание (N), вед`ение (N)