Dealing türkçesi Dealing nedir

Dealing ile ilgili cümleler

English: Ali is dealing with the problem now.
Turkish: Ali şu anda sorunla ilgileniyor.

English: "Do you not like Tom?" "It's not that I don't like him, I just have trouble dealing with people like him."
Turkish: "Tom'u sevmiyor musun?" "Onu sevmiyorum değil, sadece onun gibi insanlarla ilgi kurmada sorunum var."

English: Ali is dealing drugs.
Turkish: Ali ilaçları dağıtıyor.

English: A lot of people are dealing with allergies now.
Turkish: Birçok insan artık allerjilerin üstesinden geliyorlar.

English: A lot of people are dealing with hay fever now.
Turkish: Birçok insan artık saman nezlesinin üstesinden geliyorlar.

Dealing ingilizcede ne demek, Dealing nerede nasıl kullanılır?

Dealing in futures : (finans) vadeli satış ürünleri ile uğraşmak (satışları ile kazanç etmek amacıyla hisse senetleri fiyatlarının yükselmesine güvenerek). Vadeli alım satım ile uğraşmak.

Dealing out : Dağıtmak.

Dealing room : Satış işlem odası. Ticaret işlemlerinin gerçekleştiği oda.

Dealing with : -e istinaden. İle ilgilenme. Göğüs gererek. İlgilenme. - konusunu ele alarak. İle iştigal etme.

We are dealing with : İle karşı karşıyayız. -ı ele alıyoruz. İle uğraşıyoruz. İle ilgileniyoruz.

 

Have dealings : Alışveriş yapmak.

Misdealing : Yanlış dağıtmak. Yanlış dağıtma.

Shady dealing : Şaibeli iş veya işlem.

Fair dealing : Dürüst iş yapma.

Plain dealing : Açık davranma. Dürüst iş. Louisiana eyaletinde yerleşim yeri. Dürüst davranış. Dürüstlük.

İngilizce Dealing Türkçe anlamı, Dealing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dealing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tradership : Alım satım.

Commerce : Bireylerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların kar elde etme amacıyla giriştikleri her türlü mal değişimi. İşlenmemiş, işlenmiş, yapılmamış, taşınır, durağan mal alım ve satımı. kira ve kiralama, çeşitli olaylarda gerçekleşen kırılma ve dökülmenin onarımına, uğraşı edinilmek koşuluyla seyretme, eğlence yerleri açarak çalıştırma ve benzeri kazanç sağlayacak işlerle uğraşma. Alım satım. Tüccarlık. Aksata. Tecim. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Bearing : Birisine katlanma. Dayanma. Doğum. Taşıma. Doğurma. Ürün verme. Mil yatağı. Ayak. Duruş.

Borrowing : İstiare. Ödünçleme. Ödünç alma. Yabancı sözcük. Alıntı. Yabancı bir dilden alınan sözcük. Borç alan. Borçlanma. Yalnız sınır boylarında oluşan iki ayrı kültür arasında halkbilim ürünü alışverişi, krş. uyum, abama, benimseyim. Borç alma.

Appointment : Memuriyet. Buluşma. Atanılan makam. Atama. Tayin. Emir. Görev. Randevu.

Renting : Kira. Kiralamak. Kiraya vermek. Tutmanlık. Kira getirmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kiraya verilmek. Bir kimsenin, iyesi bulunduğu taşınmazın kullanımını, belirli bir süreyle ve belirli bir para karşılığında bir başkasına bırakmasını anlatan ikili ilişki. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. Dağıtım.

 

Copulations : Cinsel ilişki. Bağ. Kopülasyon. Çiftleşme. Birleşme. Cinsel münasebet. Cinsi münasebet. Cinsel birleşme.

Exchange : Bk. döviz bk. kambiyo senetleri ticari bankaların dövizle uğraşan birimleri. Kambiyo. Değiştirmek. Çevirmek. Karşılıklı olarak yapmak. Değiş tokuş etmek. Verişim. Mübadele. Döviz. Bilgisayar, fizik, kimya, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Ball game : Durum. Vaziyet. Beysbol. Top ile oynan oyunun (uk). Eski meksika yerlilerinin dikdörtgen biçimindeki özel alanlarda, topa elle dokunmadan dinsel amaçla oynadıkları oyun. Top oyunu. Basketbol veya beysbol veya amerikan futbolu (us).

Dispelling : Kovma. Def etme. Giderme.

Dealing synonyms : uptick, trading operations, downtick, group action, accesses, commerces, chaffery, copulation, connexions, avocation, biz, merchandising, affiliation, usages, behavioural, approachment, comparison, exerting, trading, demeanor, buying, asperity, avocations, custom, allocations, approximation property, affaires, access, treatments, trafficking, asgmt, dismantling, disintegrating.

Dealing zıt anlamlı kelimeler, Dealing kelime anlamı

Honest : Doğru. Dürüst. Katışıksız. Hilesiz. Açık yürekli. Saf. Açık sözlü. Namuslu. Sahiden. İçten.

Dealing antonyms : uptick, downtick.

Dealing ingilizce tanımı, definition of Dealing

Dealing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Distribution of anything, as of cards to the players. Intercourse. Method of business. Traffic. As, to have dealings with a person. The act of one who deals. Transaction.