Decompression sickness türkçesi Decompression sickness nedir

  • Dalgıcın bedeninde basıncın hızla düşmesi sonucu oluşan fiziksel durum.
  • [#vurgu Vurgun].
  • Basınç hastalığı.
  • Gaz kabarcığı hastalığı.
  • Vurgu.
  • Düşük basınç hastalıgı.
  • Dekompresyon hastalığı.
  • Vurgun yeme.
  • Dalgıç hastalığı.

Decompression sickness ingilizcede ne demek, Decompression sickness nerede nasıl kullanılır?

Decompression : Basıncı kaldırma. Basınç düşmesi. Yük boşalması. Baskıyı azaltma. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Basıncı azaltma. Boşaltma. Yükün kaldırılması. Açma. Basınç düşürme.

Sickness : Kusma. Maraz. Sayrılık. Bulantı. Rahatsızlık. Mide bulantısı. Dert. Hastalık.

Decompression chamber : Basınç azaltma odası. Basınç azaltma hücresi. Alçak basınç odası. Basınç odası. Düşürme odası.

Decompression disease : Uçak pilotlarının yüksek irtifada uçarken ve sonrasında hızlı hava basıcı düşüşü nedeniyle ve sualtı temel atma sandığında ve dalış aygıtlarında sıkıştırılmış hava soluyan insanların yaşadıkları rahatsızlık (eklem ağrıları, cilt lezyonları, solunumla ilgili zorlanma ve nörolojik belirtiler). Vurgun hastalığı. Dekompresyon hastalığı.

Decompressions : Basınç düşmesi. Baskıyı azaltma. Yük boşalması. Boşaltma. Basınç düşürme. Basıncı azaltma. Basıncın düşürülmesi. Basıncı kaldırma. Basıncın kaldırılması. Yükün kaldırılması.

 

African horse sickness : At vebası. Afrika at hastalığı.

İngilizce Decompression sickness Türkçe anlamı, Decompression sickness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Decompression sickness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pickup : Artma. Kamyonet. Keklik (av). Rastgele dostluk. Gelişme. Yükselme. Kalan yemeklerden oluşan öğün. Kaldırma. Hızlanma.

Accent : Ağız. Üzerinde durmak. Şive. Aksan vermek. Önem. Vurgulu okumak. Aksan işareti. Vurgulamak. Aksan.

Hauls : (rüzgar) dönmek. Çekmek. Yön değiştirmek. Sürüklemek. Taşımak. Ağ ile balık tutmak.

Caisson disease : Yüksekten alçağa ani basınç değişimlerinin zararlı etkisi sonucu dolaşımda erimiş haldeki gazların, serbest halde gaza dönüşmeleri sonucu oluşan gaz embolisiyle çizgili kaslarda ağrı, omurilik ve beyinde lezyonlarına bağlı felçler ve ölümle belirgin bozukluk, dekompressyon hastalığı, dalgıç hastalığı. Kısan hastalığı. Vurgun hastalığı. Caisson hastalığı. Vurgun (deniz).

Word accent : Kelime vurgusu.

Haul : Ağ ile balık tutmak. (rüzgar) dönmek. Sürüklemek. Ganimet. Çekiş. Çekme. Yön değiştirmek. Çekmek. Bir ağdan çıkan balık miktarı.

Ictus : Nöbet. Darbe tıp. Kriz. Darbe (medikal tıp terimi). Ritim veya vezin vurgusu. İktus. Vurgulu hece.

Profiteering : Bir ürünü çok yüksek fiyattan satarak aşırı kar sağlama. İstifçilik. Spekülasyon. Vurgunculuk. İhtikar.

Emphasis : Üzerinde durulan nokta. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Bir şeye verilen önem. Vurgulama. Şiddet. Verilen önem. Ehemmiyet. Kuvvet. Bir soru'nun, dile getirilişine bağlı olarak belli bir konu, kavram ya da görüşün altını çizmesi ya da buna bağlı olarak belli tür yanıtlardan yana belirebilecek saptırıcı etki.

 

Accentuation : Vurgu işaretleri koyma. Harekeleme. Vurgu işaretlerini koyma. Belirtme. Vurgulama. Ahenk vurgusu. Önemle belirtme. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Vurgulu okuma.

Decompression sickness synonyms : ictuses, stressed, bends, cleanups, enamored, emphases, in love with, pickups, depth intoxication, the bends, booty, decompression disease, killing, stress, pelf, pelfs.