Word accent türkçesi Word accent nedir

Word accent ingilizcede ne demek, Word accent nerede nasıl kullanılır?

Word : Laf. Parola. Emir. Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. ilişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb. Belli bir amaç için bir birim olarak düşünülmesi uygun düşen bir damga dizgisi. Mesaj. Bilgi. Haber. Bilgisayar, bilişim, gramer alanlarında kullanılır. Sözcüklerle anlatmak.

Accent : Aksan vermek. Vurgu. Aksan işareti. Aksan. Üzerinde durmak. Önem. [#vurgulama Vurgulamak]. Şive. Vurgulu okumak. Ağız.

Word add ins : Word eklentileri.

Word assistant : Word yardımcısı.

Word association : Sözcük çağışımı. Sözcük çağrışımı. Bireylere ölçünlü sözcükler sunup onlardan her sözcüğün çağrıştırdığı ilk düşünceleri dile getirmelerini isteyerek tutumları ölçen yordam. bkz.çıkarımcı yordam.

Word blind : Aleksili. Gördüğü halde okuyamayan.

İngilizce Word accent Türkçe anlamı, Word accent eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Word accent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Emphases : Üzerinde durma. Ehemmiyet. Bir şeye verilen önem. Vurgulama. Verilen önem. Şiddet. Önem. Üzerinde durulan nokta. Kuvvet.

Ictus : Vurgulu hece. Ritim veya vezin vurgusu. Darbe (medikal tıp terimi). İktus. Kriz. Nöbet. Darbe tıp.

Word stress : Sözcük vurgusu. Tek heceli kelimelerde çoğunun, çok heceli, kelimelerde hecelerden birinin ötekilere göre daha yüksek ses tonuyla, daha baskılı olarak ve öteki hecelerden daha belirgin biçimde söylenmesi: bir, ka’yık, ‘hemen, o’kumadı, or’du, ‘ordu, çarşam’ba, çar’şamba, ‘paris vb.

Stressed : Tonlamak. Sıkıştırmak. Vurgulamak. Vurgulanmış. Vurgu alan ek. Önemle belirtmek. Vurgulu. Baskı yapmak. Vurgulanan.

Stress : Canlı organizmasında savunma uyandırıcı etkilerle (stres faktörü) buna karşı oluşan savunma mekanizması. dayanıklılığı azaltan fiziksel veya mental gerilim, gerginlik. canlıların yaşamı için uygun olmayan koşullar. Bunalım. Zor. Önem vermek. Üzerine basmak. Germek. Gerginlik. Baskı. Üzerinde durmak. Fizik, gramer, kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Accentuation : Vurgulama. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Önemle belirtme. Harekeleme. Belirtme. Vurgu işaretleri koyma. Vurgulu okuma.

 

Emphasis : Vurgulama. Önem. Ehemmiyet. Kuvvet. Bir şeye verilen önem. Bir soru'nun, dile getirilişine bağlı olarak belli bir konu, kavram ya da görüşün altını çizmesi ya da buna bağlı olarak belli tür yanıtlardan yana belirebilecek saptırıcı etki. Şiddet. Üzerinde durma. Verilen önem.

Ictuses : Darbe tıp. İktus. Nöbet. Vurgulu hece. Kriz. Darbe (medikal tıp terimi). Ritim veya vezin vurgusu.

Decompression sickness : Dekompresyon hastalığı. Vurgun yeme. Düşük basınç hastalıgı. Vurgun. Basınç hastalığı. Dalgıç hastalığı. Gaz kabarcığı hastalığı. Dalgıcın bedeninde basıncın hızla düşmesi sonucu oluşan fiziksel durum.

Accent : Üzerinde durmak. Ağız. Aksan vermek. Şive. Aksan işareti. Vurgulamak. Önem. Vurgulu okumak. Aksan.