Denizen türkçesi Denizen nedir

  • Oturma izni olan kimse.
  • Yerleşmiş yabancı sözcük.
  • İkamet eden kimse.
  • Bir yerin yerlisi veya orada yerleşik olan kimse.
  • Sakin.
  • Oturma iznine sahip kimse.
  • İkamet eden kişi.
  • Müdavim.
  • Vatandaş.
  • Ortama uyum sağlamış canlı.

Denizen ingilizcede ne demek, Denizen nerede nasıl kullanılır?

Denizens : Vatandaş. Oturma iznine sahip kimse. Bir yerin yerlisi veya orada yerleşik olan kimse. Oturma izni olan kimse. İkamet eden kimse. Müdavim. Yerleşmiş yabancı sözcük. Ortama uyum sağlamış canlı. Sakin.

Denizenship : Bir yerin yerlisi olma durumu. Bir hayvan veya bitkinin yeni bir yere uyum sağlayarak orayı yurt edinmesi.

Endenizen : Yabancı uyrukluğa kabul etmek. Yerlileştirmek. Yerlisi gibi olmak. Uyrukluğa kabul etmek. Yerlileşmek.

Denize : Vatandaşlığa kabul etmek.

Denization : Vatandaşlığa kabul. Siyasal hakları olmadan vatandaşlığa kabul edilme.

Denicotinise : (britanya ingilizcesi) nikotinsizleştirmek. Nikotinden arındırmak. Nikotinini kaldırmak (denicotinize olarak da yazılır).

Denicotinize : Nikotinini çıkarmak (tütün). Nikotinini almak. Nikotinsizleştirmek.

Denizli hen : Türkiye’de yetiştirilen, horozların uzun ötüşleriyle tanınan, tüyleri boyundan sırt ve kuyruk kısmına kadar kirli beyaz, kuyruk ile karın ve kanatlarda siyah olan yumurta ve et verim yönlü bir tavuk ırkı. Denizli tavuğu.

 

Denial of the holocaust : Nazilerin gerçekleştirdiği yahudi soykırımı'nı inkar etme. Musevi soykırımı'nı inkar etme. Altı milyon musevi'nin gerçekte naziler tarafından soykırıma tabi tutulmuş olmasını inkar etme.

Denials : Geri çevirme. Ret. Red. Yadsıma. İtiraz. İnkar. Tekzip. Reddetme. Yalanlama.

İngilizce Denizen Türkçe anlamı, Denizen eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Denizen ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Easterner : Doğulu. Doğulu kimse. Amerika'nın doğusunda oturan kimse. Şarklı.

Occupier : Kullanan. Mukim. Oturan. İşgal eden. Bir yerde oturan kimse.

Residents : Ülke sakinleri. Oturan. Bir bölgenin sakinleri. Oturan kimse. Yerleşmiş olan kimse. Yerli. Stajyer doktor. Başka bir ülkenin vatandaşı veya firması olsalar da resmi ikametgahları ülke sınırları içeresinde olan gerçek ve tüzel kişiler. Sakinler.

Hittite : Hitit'lere ait. Türkiye'de mö 2000 yıllarında başlayıp mö 1200'lerde sona eren medeniyet. Hititli. Hitit. Eti. Eti'lere ait.

Borderer : Sınırda oturan kimse.

Compatriots : Yurttaş. Memleketli. Aynı ülkenin vatandaşı. Hemşeri.

Fellow citizen : Yurttaş. Hemşeri.

Haunter : Ziyaretçi. Sürekli müşteri. Sürekli ziyaretçi. Sık sık giden kişi veya şey.

Cannie : Nazik. İhtiyatlı. Dikkatli.

Denizen synonyms : galilaean, cottage dweller, island dweller, denizens, calmest, ataraxic, fellow countrywoman, man in the street, resident, frequenters, landlubber, galilean, earthman, regular, patrons, nazarene, philistine, westerner, latin, patronesses, countrywomen, airless, european, northerner, occidental, habitue, liver, islander, alsatian, plainsman, shacker, soul, being.

 

Denizen zıt anlamlı kelimeler, Denizen kelime anlamı

Nonresident : Ülkesi dışında yaşayan (kimse). Bölgeye ait olmayan. Okuduğu yerin yerlisi olmayan (öğrenci). Ülke sakini olmayan kişi. İkamet etmeyen. Yerleşik olmayan. Ülke sakini olmayan. Geçici olarak oturan. Görevli bulunduğu yerde oturmayan (kimse).

Denizen ingilizce tanımı, definition of Denizen

Denizen kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A dweller. An inhabitant. To constitute (one) a denizen. To admit to residence, with certain rights and privileges.