Denning türkçesi Denning nedir
- New york eyaletinde yerleşim yeri.
Denning ingilizcede ne demek, Denning nerede nasıl kullanılır?
Dennis : Bir erkek adı. Erkek ismi. New jersey eyaletinde yerleşim yeri. Britanyalı bir oyun yazarı ve eleştirmen. John dennis (1657-1734). Massachusetts eyaletinde yerleşim yeri. Massachusetts'te bir kasaba (abd). Bir soyadı.
Dennis hastert : Meclis başkanı newt gingrich'in istifasından sonra ocak 1999'dan bu yana temsilciler meclisi başkanı. (1942 doğumlu) abd temsilciler meclisi'nin ıllinois eyaletinden cumhuriyetçi bir üyesi.
J dennis hastert : Sözcü newt gingrich'in istifasından sonra ocak 1999'dan bu yana meclis'in sözcüsü. Abd temsilciler meclisi ıllinois cumhuriyetçi üyesi.
Soddenness : Sarhoşluk. Donukluk. Anlamsızlık. Kafayı bulmuşluk. Topaklık. Aptallık. Salaklık. Ağırlık.
Suddenness : Anilik. Birdenbire olma. Tepeden inmecilik. Ani olma. Aniden olma.
Opium den : Esrarkeşlere mahsus gizli kahvehane. Afyon içen kişilerin sakındıkları yer.
Den helder : Batı hollanda'da bir şehir.
Denarcotise : (britanya ingilizcesi) bir maddeden narkotik öğeleri kaldırmak. Uyuşturucu bir ilacın narkotik özelliklerini gidermek (denarcotize olarak da yazılır).
Denarii : Altın para (eski roma).
Denarius : Altın para (eski roma). Dinar.
İngilizce Denning Türkçe anlamı, Denning eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Denning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Core : Çekirdeğini çıkarmak. Bir makaranın ortasında, makaraya bağlı olmayarak kendi başına da kullanılabilen, genellikle düzensiz sarmaların yol açabileceği çizinti ya da çiziklerden korumak amacıyla negatiflerin sarıldığı, yoğruktan ya da paslanmaz çelikten silindir biçimindeki parça. Ortasmdan geçen okuma/ yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu, telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan, olabildiğince küçük boyutlarda, halka biçiminde, bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe. İç. Havuç. Göbeğini almak. Öz. Bazı virüslerde nükleik asidi çevreleyen ve ökaryotik hücrelerde bulunan histon yapıya benzer protein kılıf, kor. Öz yapı. Meyve göbeği.
Symbolization : Sembolleştirme. Simgeleştirme. Simgeleme. Bir şeyi simgeler aracılığıyla anlatma ya da gösterme. bir tutum, eylem ya da duyguya simge işlevinin verilmesi. Sembolizasyon.
Shade : Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Gölgelendirmek. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Lambayı, gözden gizlemeye yarayan, saydamsız ya da yayıcı türlü maddelerden yapılmış örtü. Renközü. Lambalık.
Nicety : Dakiklik. İnce ayrıntı. İncelik. Hoş. Hassas çekit. Hassaslık. Kesinlik. Güzel şey. Ayrıntı. Hassasiyet.
Reference : Bilgisayar, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İma. Ağzına alma. Başvurma. İlgi. Yararlık belgesi. Havale. Yazıların başlarına ve sol kenarlarına konulan sayı, ya da sözcükler. bir kişi hakkında o kimsenin bilgi ve yeteneklerini ve diğer özelliklerini kapsayan belge. Referans. Ait olma.
Lexical meaning : Sözcüksel anlam. Kelime anlamı. Sözlük anlamı.
Subject matter : Ele alınan, üzerinde konuşulan ya da yazı yazılan düşünce, sorun, durum ya da olay. herhangi bir ders kapsamının, belli bir sürede öğretilecek bölümlerinden her biri. Dava konusu. Mevzu. Mevzuu. Mesele. Ana fikir. Konu. İhtilaf konusu.
Import : Belirtmek. İma etmek. Sokmak. İthal etmek. Etkilemek. İçeri aktarım. Getirtmek. Önemi olmak. İthal malı. İfade etmek.
Refinement : Arıtma. Düzeltme. Bir ölçme aracının değişik ölçüm boyutlarına ilişkin öğelerden ya da ölçümün çeşitli yanılgılardan ayıklanması. Detay farkı. Rafine etme. Geliştirme. İncelik. Tasfiye. Zariflik. Kemal.
Significance : Anlam. Ağırlık. Gözlemle elde edilmiş bir ölçümün, ilgili işlemler yoluyla sınamadan geçirildiğinde, rastlantıya bağlanamayacak bir değer verme ya da anlamlı olma durumu, bk. anlamlılık sınaması. Ehemmiyet. Anlamlılık. Bir konumsal gösterimde, her bir basamağın, gerçek sayıya eklenen katkısının değerini belirtmek üzere, o basamaktaki sayı değerinin çarpılacağı katsayı. Signifikans. Bir toplum ya da toplumsal küme üyelerinin türlü ekin öğeleriyle ilgili olarak yaptıkları düşünsel çağrışım. Önem. Mana.
Denning synonyms : grammatical meaning, implication, signified, effect, subtlety, spirit, essence, denotation, tenor, gist, burden, moral, purport, signification, idea, intension, connotation, undercurrent, overtone, symbolisation, semantics, substance, extension, intent, sense, lesson, thought, undertone, nuance, strain, message, point, content.
Denning zıt anlamlı kelimeler, Denning kelime anlamı
Top : Kapamak. Alt etmek. Birinci olmak. Üstünden geçmek. Baş. Aşmak. Üst kısmını koparmak (bitkinin). Tavan. (ağaç) tepesini kesmek. Üstünden geçmek (bir yerin).
Bottom : Dip koymak. Dip. Temeline inmek. Dipteki. Kurmak. Ulaşmak. Dibe dokunmak. Dibe ulaşmak. Alttaki. Bir temel üzerine yerleştirmek.
Finished : Bitmiş. Apreli. İmalatı tamamlanmış. Mafiş. Bitik. Tamamlanmış. Cilalı. Tam. Tükenmiş. Hazır.

Bu kısımda Denning kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Denning ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Denning anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Denning ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.