Core türkçesi Core nedir

  • Öz yapı.
  • Çekirdek.
  • Akımsal mıknatısların kangallarının sarıldığı yumuşak demirden, çoğu zaman halka biçimli parça.
  • İç.
  • İçini çıkarmak.
  • Bir makaranın ortasında, makaraya bağlı olmayarak kendi başına da kullanılabilen, genellikle düzensiz sarmaların yol açabileceği çizinti ya da çiziklerden korumak amacıyla negatiflerin sarıldığı, yoğruktan ya da paslanmaz çelikten silindir biçimindeki parça.
  • Koçan.
  • Eşelek.
  • Bazı virüslerde nükleik asidi çevreleyen ve ökaryotik hücrelerde bulunan histon yapıya benzer protein kılıf, kor.
  • Öz.
  • Meyve göbeği.
  • Göbek.
  • Göbeğini almak.
  • Çekirdeğini çıkarmak.
  • Bilişim, fizik, madencilik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Dolgu.
  • Ortasmdan geçen okuma/ yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu, telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan, olabildiğince küçük boyutlarda, halka biçiminde, bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe.
  • Havuç.

Core ile ilgili cümleler

 
 

English: I don't eat the core of an apple.
Turkish: Elmanın çekirdeğini yemem.

English: Ali demonstrated how to core an apple.
Turkish: Ali elmanın göbeğini nasıl çıkaracağını gösterdi.

English: This is the core of the problem.
Turkish: Bu, sorunun özüdür.

English: He seems like a softy on the surface, but at the core he's got an iron will that makes him an extremely tough negotiator.
Turkish: Dış görünüşte bir sümsük gibi görünüyor. Fakat özünde onu zorlu bir delege yapan sağlam bir iradesi var.

English: Ali threw the apple core into the garbage can.
Turkish: Ali elma çekirdeğini çöp kutusuna fırlattı.

Core ingilizcede ne demek, Core nerede nasıl kullanılır?

Core bit : Havuç burgusu. Karotlu burgu.

Core boring : Karot sondajı.

Core carbon : Göbek karbonu.

Core carbon content : Göbek karbon içeriği. Göbek karbonu niceliği.

Core diameter : Öz çap. Çekirdek çapı. Göz açıklığı. Karot çapı.

Core memory : Çekirdek (bellek). Çekirdek. Çekirdek bellek. Bellek. Mıknatıslı çekirdeklerden oluşan ve bilgisayar ana belleği olarak kullanılan bellek türü.

Core housing : Çekirdek konut. I-özellikle az gelişmiş ülkelerde yaşayan dar gelirli ailelere devlet desteğiyle sağlanan ve ilerde aile genişledikçe, olanakları arttıkça yeni odalar eklenebilecek biçimde tasarlanan küçük konut türü. bir konutun, bir ailenin en az yeterli koşullarda barınmasını sağlayan, bir yaşama ve yatma bölümüyle iş özeklerinden oluşan kesimi.

Core flush : Bellek temizleme.

Core lifter : Karot koparıcı. Karot tutucu. Havuç koparıcı.

Core drilling : Karotiyerle delme. Karotlu sondaj. Havuç delmesi.

İngilizce Core Türkçe anlamı, Core eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Core ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Caulkings : Silikon. Kalafat. Sızdırmazlık. Tıkama. Kalafatlama. Sızdırmaz yapma. Kalafat etme.

Caulking : Macun. Kalafatlama. Sızdırmaz yapma. Kalafat etme. Üstüpü. Kalafat. Tıkama. Birleşme noktalarını tıkamak veya çatlak ve ek yerlerini doldurmak için kullanılan su geçirmez malzeme. Silikon.

Carrots : Kızıl saç.

Embankments : İmla. Set yapma. Toprak set. Rıhtım. Dolma. Yapay dolgu. Set. Toprak dolgu. Bent.

Stubbing : Bastırıp söndürmek (sigara). Köklerden temizlemek. Bilet parçası (tiyatro veya sinema vb'ne girdikten sonra müşterinin elinde kalan). Ayağını bir yere çarpmak. Çarparak incitmek (ayak parmağını). Vurmak. Taşa çarpmak. (sigara) söndürmek. Kökünden sökmek (ağaç).

Carrot : Kızıl saçlı kimse. Mükafat. Ödül veya teşvik. Kızıl saç. Maydanozgiller (umbelliferae) familyasından, taç yaprakları beyaz, pembemsi ya da sarı renkli, meyveleri kanatlı fındık (şizokarp) tipi olan, bir ya da iki yıllık, otsu bitkiler.

Emboweling : İçini temizlemek. Bağırsaklarını çıkarmak. İçini temizleme. Karnını deşme. Bağırsaklarını çıkartma. Bağırsaklarını deşmek. İçini deşmek. Bağırsaklarını boşaltmak.

Cob : Kömür gibi. Taneleri alınmış, selüloz bakımından zengin, öğütülerek geviş getiren hayvanlara dolgu maddesi olarak yedirilebilen mısır koçanının bir parçası, somak, sömek. Midilli. Mısır koçanı. Erkek kuğu. Kerpiç. Kısa bacaklı binek atı. Tanesiz koçan.

Bellybutton : Navel. Göbek çukuru.

Domestic : Aile ile ilgili. Evcil. Hizmetçi. Yerli. Oyuk olan veya oyuk sayılabilen şeylerin boşluğu. Eve ait. Aile. Ehli. Yurt içi. Evine bağlı.

Core synonyms : core group, filling, counterfoil, inland, empties, inners, compendiums, stone, crux, cement, distillations, seeded, centers, bruskest, bellies, hard pan, corncob, bobbin, seed, core memory, emboweled, centre, counterfoils, embowelled, set, center point, fillings, center piece, center, empty, inner, kerned, brusk.

Core ingilizce tanımı, definition of Core

Core kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the core of an apple or quince. The heart or inner part of a thing, as of a column, wall, rope, of a boil, etc. A body of individuals. To take out the core or inward parts of. An assemblage. Especially, the central part of fruit, containing the kernels or seeds. A cor or homer. A mass of iron, usually made of thin plates, upon which the conductor of an armature or of a transformer is wound. As, to core an apple. A Hebrew dry measure. A miner`s underground working time or shift.