Caulking türkçesi Caulking nedir

  • Üstüpü.
  • Dolgu.
  • Kalafatlama.
  • Birleşme noktalarını tıkamak veya çatlak ve ek yerlerini doldurmak için kullanılan su geçirmez malzeme.
  • Kalafat etme.
  • Silikon.
  • Sızdırmaz yapma.
  • Kalafat.
  • Tıkama.
  • Macun.
  • Sızdırmazlık.

Caulking ingilizcede ne demek, Caulking nerede nasıl kullanılır?

Caulkings : Kalafat etme. Kalafatlama. Sızdırmaz yapma. Dolgu. Kalafat. Silikon. Sızdırmazlık. Tıkama.

Caulk : Kalafat etmek. Sızdırmaz yapmak. Kalafatlamak.

Caulked : Kalafat etmek. Kalafatlamak. Kalafat edilmiş. Kalafatlı. Kalafatlanmış.

Caulker : Kalafatçı. Kalafat cihazı.

Caulkers : Kalafatçı. Kalafat cihazı.

Cauldrons : Kazan.

Cauliflower ear : Dayaktan şişmiş kulak. Darbe veya kaza sonrası zarar görmüş kulak. Kulak hematomu. Travma sonucu kulakta oluşan hematom.

Cauline : Sap. Sap ile ilgili. Sap (ile ilgili).

Caulks : Sızdırmaz yapmak. Kalafat etmek. Kalafatlamak.

Cauldron : Kazan.

İngilizce Caulking Türkçe anlamı, Caulking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Caulking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Oakum : Kalafat ipi. Kalafat üstüpüsü. Halat kıtığı. Kalafatlı ekte erimiş kurşunun boru içine akmaması için kullanılan, katranlanmış kendir.

Sealant : Sızdırmazlık maddesi. Yalıtım macunu. Bağ malzemesi. Mühürleyici. Sızdırmazlık malzemesi. Mastik. Dolgu macunu. Mühür mumu.

 

Dopes : Salak. Uyuşturucu madde. Çirişlemek. Verniklemek. Sersem. Esrar. Doping. Önceden kestirmek. Çiriş. Halletmek.

Calking : Geçirme nakli. Kalafat etmek.

Core : Bir makaranın ortasında, makaraya bağlı olmayarak kendi başına da kullanılabilen, genellikle düzensiz sarmaların yol açabileceği çizinti ya da çiziklerden korumak amacıyla negatiflerin sarıldığı, yoğruktan ya da paslanmaz çelikten silindir biçimindeki parça. Göbeğini almak. İçini çıkarmak. Çekirdeğini çıkarmak. Koçan. Meyve göbeği. Öz yapı. Bazı virüslerde nükleik asidi çevreleyen ve ökaryotik hücrelerde bulunan histon yapıya benzer protein kılıf, kor. Havuç. Ortasmdan geçen okuma/ yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu, telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan, olabildiğince küçük boyutlarda, halka biçiminde, bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe.

Sealing : Ölçülerin ayarı. Damgalama. Su izolasyonu. Ölçme aletlerinin denge ayarlarının yapılması. Kapatma. Aynı anda açılan kapalı zarf teklifi. Mühürleme.

Lutes : Lök. Lökün. Kopuzcu. Balçık. Macun ile sıvamak. Ud. Ut çalmak. Ut. Lökünlemek.

Cotton waste : Pamuk artığı. Pamuk döküntüsü. Kıtık. Kırpıntı pamuk.

Oakums : Kalafat üstüpüsü. Kalafat ipi. Halat kıtığı.

Caulking synonyms : caulkings, obturation, jagging, filler, silicons, sealer, clogging, fillings, hard core, cores, lute, filling, tightness, packing, impermeability, silicone, blanking, choking, gang, priming, stuffing, casking compound, pasted, blocking, impermeabilities, blockages, tarring, stuffings, putty, mastics, blocking up, dope, embankments.