Diaclase türkçesi Diaclase nedir

  • Çatlak.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Genellikle sert kayaç ve katmanlarda görülen; kökende var olan ya da oylum değişmeleriyle oluşan; ince, dar, ya da genişçe; yüzeysel ya da derin ayrılma yerleri.

Diaclase ingilizcede ne demek, Diaclase nerede nasıl kullanılır?

Diacetic : Diasetik.

Diacetic acid : Diasetik asit. Asetoasetik asit.

Diacetyl : Diyasetil. Diasetil.

Diacetylmorphine : Diasetilmorfin. Eroin (morfinden yapılan ve bağımlılık yaratan bir uyuşturucu).

Diachronic : Art zamanlı. Herhangi bir dil olayı ve bir kelime içindeki ses değişmelerini tarihi gelişme koşulları içinde inceleme yöntemi. söz gelişi vııı-xı. yüzyıl metinlerindeki yapırgak kelimesinin bugün yaprak, tabışkan kelimesinin tavşan biçimine dönüşmelerinin tespiti gibi. bunun karşıtı eş zamanlı yöntem’dir. Artzamanlı. Art zamanlı yöntem. Diyakronik. Tarihi. Artsüremli.

Diacid : Diyasit. Diasit. İki asitli.

Diachylon : Yapışkan bir kurşun alçı türü. Kurşun sabun. Alçı sabun.

Diaconate : Diyakozluk. Diyakozlar heyeti. Dekanlık. Dekanlar heyeti. Şemmaslık.

Diachronic linguistics : Artzamanlı dilbilim. Artsüremli dilbilim. Dil ve tarihsel gelişimi bilimi.

Diachronic method : Tarihsel yöntem. Kültürü, tarihsel gelişimi içinde, yazılı belgelere dayanarak izleyen ve inceleyen yaklaşım yolu.

 

İngilizce Diaclase Türkçe anlamı, Diaclase eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Diaclase ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Altimetric profile : Kesit. Büyük ölçekli haritalarda, eşyükselti eğrilerinden yararlanarak, istenilen iki nokta arasında yeryüzü biçimlerini ve içyapısını gösteren yandan görünüş.

Agrarian geography : Tarım coğrafyası. İnsan coğrafyasının, tarımsal çalışma koşullarını, çeşitli iklim bölgelerinin ana tarımsal ürünlerini ve bunların o ülke ya da ülkeler ekonomisindeki yerini inceleyen bölümü.

Agricultural specialisation : Tarımsal özelleştirme. Herhangi bir bölgede, yetişme koşulları ve tecim olanaklarının çok elverişli olması nedeniyle, tarımsal girişimlerin bir ya da birkaç ürüne dayandırılması yöntemi.

Chappie : Delikanlı. Yarık. Genç adam. Delikanlı (argo terim). (ingiliz ingilizcesi) adam.

Betray : Hainlik etmek. Yanlış yola sevk etmek. İhanet etmek. Aldatmak. Açığa vurmak. Hiyanet etmek. Ağzından kaçırmak. Kötüye kullanmak. Ele vermek. Hıyanet etmek.

Peach : Çok tatlı veya hoş biri. Gülgiller (rosaceae) familyasından, çanak ve taç yaprakları beşer tane olan, ana vatanı çin olup, ülkemizde de kültürü yapılan, ağaç formundaki, yapraklarını döken bir tür. Şeftali. Fıstık gibi şey. Fıstık. Şeftali kompostosu. Çok güzel kız. Gammazlamak.

Tell : Yaymak. Tembihlemek. Nakletmek. Anlamak. Söylemek. Göstermek. Haber vermek. Göze çarpmak. Belli olmak. Emretmek.

Blab out : Ağzından kaçırmak. Yumurtlamak.

Unwrap : Açmak (sarılı bir şeyi). Çözülmek. Açılmak (sarılı bir şey). Açmak. Açılmak. Koli veya paket açmak. Çözmek. Paketini açmak. (ambalajını) açmak.

 

Aboriginal population : Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus. Yerli nüfus.

Diaclase synonyms : let the cat out of the bag, blackwash, talk, chinks, batty, agricultural co operative, abandoned meander, aluvial terrace, battier, blow, chip, face, afforestation, get out, tattle, chinking, reveal, battiest, divulge, confide, breakage, spill the beans, discover, let out, chink, chappy, come out, blab, uncover, adventife cone, bewray, age pyramid, bent.

Diaclase zıt anlamlı kelimeler, Diaclase kelime anlamı

Keep quiet : Sessiz olmak. Uslu durmak. Rahat durmak. Sessiz kalmak. Susmak.

Dress : Kıyafet. Giyinmek. Elbise. Temizlemek (tavuk veya balık vb'ni). Pansuman yapmak (yaraya). Resmi giyinmek. Taş yontmak. Rendelemek. Giydirmek. Pansuman yapmak.