Difficult situation türkçesi Difficult situation nedir

  • Zorluk veren durum.
  • Zor durum.

Difficult situation ile ilgili cümleler

English: Ali made light of a difficult situation.
Turkish: Ali zor bir durumu küçümsedi.

English: He is now in a very difficult situation.
Turkish: O şimdi çok zor bir durumda.

English: If I were you, I would have done the same thing in such a difficult situation.
Turkish: Yerinde olsam, böyle zor bir durumda aynı şeyi yaparım.

English: I wish you would tell me what I ought to do in this difficult situation.
Turkish: Keşke bu zor durumda bana ne yapmam gerektiğini söylesen.

English: Even in the most difficult situations, Moustapha has never lost heart.
Turkish: En zor durumlarda bile, Mustafa asla cesaretini kaybetmedi.

Difficult situation ingilizcede ne demek, Difficult situation nerede nasıl kullanılır?

Difficult : Zor beğenen. Belalı. Kavgacı. Müşkül. Güç. Titiz. Meşakkatli. Çetin. Kazık. Müşkülpesent.

Situation : Mevki. Memuriyet. Hal. Durum. Vazife. Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş. vaziyet. Görev. Ekmek kapısı. Konum.

Difficult child : Zor çocuk. Uğraşılması zor çocuk.

Difficult decision : Verilmesi zor karar. Cevap veresi zor soru. Zor karar.

Difficult labor : Zor doğum. Sorunlu doğum. Zorlu doğum.

Difficult of access : Erişilmesi zor. Sorunlu erişim. Zor eşirim.

 

İngilizce Difficult situation Türkçe anlamı, Difficult situation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Difficult situation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Impasses : Çıkmaz. Kördüğüm. Açmaz. Güç durum. İçinden çıkılmaz durum. Çıkmaz sokak.

Impasse : Kördüğüm. Çıkmaz sokak. İçinden çıkılmaz durum. Çıkmaz. Açmaz. Güç durum.

Cleft stick : Çıkmaz.

Lurched : Yalpalayarak yürümek. Silkinmek. Sendelemek. Sallana sallana yürümek. Yalpa vurmak. Gidip gelmek (sarkaç gibi iki nokta arasında). Sallanmak. Birdenbire sallanma. Yalpalamak.

Dolorousness : Acı çekme durumu. Kederli olma durumu. Kederlilik. Hüzünlülük. Efkarlılık. Üzücülük. Hazinlik. Kederlendirici. Acılılık.

Lurch : Yalpa vurmak. Yalpalayarak yürümek. Birdenbire sallanma. Sallanmak. Sendelemek. Yalpa. Sallana sallana yürümek. Yalpalama. Yalpalamak.

A fine kettle of fish : Can sıkıcı biçimde ters durum. Utandıran durum. Güç durum.

Dilemma : İkilem. İki bilinmezli sorun. Çıkmaz. İkisi de birbirinden zor iki seçenek. Güç durum. Açmaz. Dilem. İki çözüm yolu ya da iki yönü bulunan ve aynı sonucun elde edildiği tasım. insanı, istenmeyen seçeneklerden birini, çoğunlukla iki seçenekten birini, beğenmeye ve izlemeye zorlayan tartışma, sorun ya da usa vurma durumu.

Den : İn. Uğrak. Batakhane. Karanlık oda. Mağara. Delik. Sığınak. Çıkmaz. Çalışma odası.

Lamentableness : Üzücü olma durumu. Kederlilik. Talihsizlik. Acıklı olma durumu. Berbatlık. Üzüntülü olma. Matemli olma.

Difficult situation synonyms : grievousness, hole, a pretty kettle of fish, holes, fouls.