Digesting türkçesi Digesting nedir

Digesting ingilizcede ne demek, Digesting nerede nasıl kullanılır?

Predigesting : Önceden hazmetmek.

Digestibility : Sindirilebilir olma durumu. Sindirim için elverişli olma durumu. Sindirilebilirlik. Gübre miktarının tüketilen yem miktarına bölünmesiyle bulunan, bir yemin veya besin maddesinin tüketildikten sonra vücutta tutulan kısmı, hazmolabilirlik, hazmolma oranı, sindirim derecesi. Dijestibilite. Hazmedebilir olma durumu. Hazmolabilirlik.

Digestible : Hazmı mümkün. Dijestibl. Hafif. Sindirimi kolay. Sindirilebilir.

Digestible crude protein : Hazmı olabilir ham protein. Hazmı mümkün ham protein. Sindirilebilir ham protein. Shp. Tüketilen yemdeki ham protein miktarından gübredeki ham protein miktarı çıkarılarak hesaplanan, yemlerdeki ham proteinin zahiri sindirilen kısmı, hazmolabilir protein, shp.

Digestible dry matter : Sindirilebilir kuru madde. Hayvanlarla yemleme denemesi yoluyla ölçülen, kuru maddenin sindirilebilen ve emilen kısmı.

Digestion : Besinlerin çeşitli enzimlerle kimyasal olarak parçalanmasıyla organizma tarafından kullanılmak üzere bağırsak duvarından emilecek duruma getirilmesi. Dijesyon. Hazmetme. Özümseme. Doğal özdeklerin ısı, basınç ve kimyasal etkilerle tümden ya da tikel olarak çözünür duruma getirilmeleri. Besinlerin çeşitli enzimlerle kimyasal olarak parçalanması ile organizma tarafından kullanılmak üzere bağırsak duvarından emilecek duruma getirme. Parçalama. Hazım. Kavrama. Vücuda alınan besin maddelerinin mekaniksel, enzimatik ve bakteriyel olarak bağırsak mukozasından emilebilecek duruma getirilmesi olayı, hazmetme, digesyon.

 

Digestibleness : Hafiflik.

Digestible protein : Hazmolabilir protein. Sindirilebilir protein. Sindirilebilir ham protein. Tüketilen yem proteininin absorbe edilen kısmı. Ham proteinin hayvan tarafından sindirilen kısmı.

Digestible dry matter intake : Sindirilebilir kuru madde tüketimi. Bir hayvanın tüketebildiği sindirilebilir kuru madde miktarı.

Digestion system : Besin alınması, sindirimi ve emiliminin gerçekleştiği, atık maddelerin atıldığı, ağızla başlayıp anüsle sonlanan, sindirim kanalı ve buna bağlı sindirim salgı bezleri ve organlardan oluşan yapı topluluğu, sistema digestoryum. Sindirim sistemi.

İngilizce Digesting Türkçe anlamı, Digesting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Digesting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Appreciate : Değerlenmek. Zevk almak. Değer vermek. Minnettar olmak. Değer biçmek. Farkında olmak. Değerini artırmak. Anlamak. Değerlendirmek. Fiyatını yükseltmek.

Came home : Anlaşılır olmak. Dönmek.

Absorb : Soğurmak. Kendine katmak. Emmek, içine çekmek, içine almak. Absorbe. Sönümlemek (sarsıntıyı veya salınımı). Özümsemek. Devralmak. Emmek. Soğurma eylemi. Yutmak.

Daunt : Gözünü korkutmak. Yıldırmak. Cesaretini kırmak. Korkusuz. Yılmaz. Korkutmak.

 

Damp : Nem. Nemli. Islak. Rutubetli. Hafifçe ıslatmak. Rutubet. Durdurmak. Gücünü azaltmak. Yavaşlatmak.

Bear up : Destek olmak. Yardım etmek. Dayanmak. Neşelenmek. Dayanabilmek. Başa çıkmak. Cesareti elden bırakmamak. Göğüs germek.

Decay : Dağılmak. Buzulun erime ve buharlaşma ile küçülüp kısalması ya da büsbütün ortadan kalkması. Sağlığını kaybetmek. Sönüm. Halsiz düşmek. Çürümek. Gitar, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Azalmak. Güçten düşmek.

Attenuates : Zayıflatmak. Azaltmak. Hafifletmek. Kısmak. Hafifleştirmek. Değerini düşürmek. Daraltmak. Seyreltmek. Söndürmek.

Apperceive : İdrak etmek.

Daunts : Gözünü korkutmak. Korkusuz. Yıldırmak. Cesaretini kırmak. Korkutmak. Yılmaz.

Digesting synonyms : cowed, accepts, directional, bears, crumble, bite, apprehending, leading, breaks, get over, getting over, abidden, digests, accept, crush, bites, cows, crashed, appreciated, assimilates, break to pieces, bear with, assimilate, abideth, absorbs, guiding, damped, apprehends, acquiesces, beareth, break into pieces, acquiesced, stomachs.

Digesting zıt anlamlı kelimeler, Digesting kelime anlamı

Following : Müteakip. Yandaş grubu. İzleme. Sonraki. Takip etme. Sözü edilen. Sonrasında. Belirtilen. Ertesi. Takip eden.

Inoffensive : Zararı dokunmayan. Kendi halinde. Tehlikesiz. Zararsız. Mazlum. İncitmeyen.