Disagreeing türkçesi Disagreeing nedir

Disagreeing ile ilgili cümleler

English: I'm not disagreeing.
Turkish: Karşıt görüşte değilim.

English: You're always disagreeing with your boss.
Turkish: Patronunla her zaman ters düşüyorsun.

Disagreeing ingilizcede ne demek, Disagreeing nerede nasıl kullanılır?

Disagree with : -e yaramamak. Aynı görüşte olmamak. Besinlerle arası iyi olmama. İle aynı görüşte olmamak. Dokunmak (yiyecek veya iklim vb). Katılmamak. Birisiyle uzlaşamamak. Aynı düşüncede olmamak. Ayrı fikirde olmak.

Disagree : Çelişmek. Aynı düşüncede olmamak. Sürtüşmek. Uyuşmamak. Dokunmak. Bozuşmak. Karşıt görüşte olmak. Aynı fikirde olmamak. Uymamak. Atışmak.

Disagreeable : Can sıkıcı. Rahatsız edici. Yaman. Sert. Uygun olmayan. Hoşa gitmeyen. Kavgacı. Aksi. Kötü. Nahoş.

Disagreeable task : Hoşa gitmeyen iş.

Disagreeableness : Aynasızlık. Sertlik. Tatsızlık. Aksilik. Uygunsuzluk. Uyuşmazlık. Terslik. Can sıkıcılık. Nahoşluk. Huysuzluk.

Disagreement : Bir ölçer ya da ölçekle, tutumları ölçülen kişilerin herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimsemeyerek yadsımaları durumu, bk. uyuşmama. Bozuşma. Uyuşmama. Çatışma. Uyuşmazlık. Münazaa. Münakaşa. Ayrılık. Tartışma. Anlaşmazlık.

 

Disagreable : Uyumsuz.

Disagreer : Katılmayan. Belirli bir fikir veya düşünceye katılmayan kimse. Bir fikri paylaşmayan.

In disagreement : Anlaşmazlıkta.

Disagrees : Yaramamak. Çelişmek. Sürtüşmek. Uyuşmamak. Uymamak. Aynı fikirde olmamak. Bozuşmak. Karşıt görüşte olmak. Atışmak. Aynı düşüncede olmamak.

İngilizce Disagreeing Türkçe anlamı, Disagreeing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Disagreeing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Belies : Yalanlamak. Maskelemek. Yalancı çıkarmak. Ters düşmek. Örtmek (sahte bir şey gerçek bir şeyi). Yanıltmak. Gizlemek. Gerçek olduğunu gizlemek.

Clap : Vurmak. Hafifçe vurmak. Şakşağın kullanılması için şakşakçıya verilen komut. Alkışlamak. Çarpmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Elle vurmak. El çırpmak. Yerine koymak.

Dissents : Karşı koymak. Aynı görüşte olmamak. Çekişmek. Anglikan kilisesinden ayrılmak. Muhalif olmak. Farklı düşünmek. Karşı olmak. Ayrılmak.

Breaks : Dalmak. Kaçmak. İhlal etmek. Çiğnemek. Molalar. Söylemek. Koparmak. Bozdurmak. İflas etmek.

Divides : Ayrılmak. Paylaşmak. Araları açık olmak. Kırışmak. Sınıflandırmak. Taksim etmek. Paylaştırmak. Kesmek. Dağıtmak.

Bandying : Tartışmak. Yumruklaşmak. Sağa sola atmak. Sağa sola atmak (tenis). Ağız dalaşı yapmak. Verip veriştirmek. Lafa laf koymak. Eğri. Öte beriye vurmak.

Brabbles : Ağız kavgası yapmak. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak. Ağız dalaşına girmek.

 

Disserts : Çekişmek. Bir konu hakkında söylev vermek. Tartışmak. Nutuk çekmek.

Differing : Ters düşmek. Benzememek. Ayrı. Farklı olmak. Farlı düşünmek.

Bickers : Titremek. Çekişmek. Pırıldamak. Şırıldamak. Didişmek. Titreşmek. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Tartışmak. Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak.

Disagreeing synonyms : be at variable with, rubs, belie, differ from, contravene, belied, dabbed, be at variance with, affect, disunites, dissent, fall foul, be intolerant of, argue, contrasted, bandy, be at variance, clashed, diverge, divide, disagrees, brabble, contradicted, dissented, differs, disuniting, be in contradiction with, bickered, altercate, contrasts, the clash, bandy words, claps.