Disguises türkçesi Disguises nedir

  • Kimliğini gizlemek.
  • Kılığına bürünmek.
  • Saklamak.
  • Gizlemek.
  • Değiştirmek.
  • Kıyafet değiştirmek.
  • Kıyafetini ve şeklini değiştirmek.
  • Gizlenmek.
  • Kılık değiştirmek.
  • Görünüşünü değiştirmek.

Disguises ingilizcede ne demek, Disguises nerede nasıl kullanılır?

Disguise as : Olarak kılık değiştirmek.

Disguise by camouflaging : Kamufle olarak gizlenmek.

Disguise oneself : İğreti kılığa girmek.

Disguise oneself as : Kendini -sı olarak gizlemek. -nın kılığına girmek. -nın maskesini takmak.

A blessing in disguise : Her işte bir hayır vardır.

Disguised progressivity : Vergi matrahına yapılan ekler veya indirimler sonucunda sabit oranlı bir verginin uygulamada artan oranlı vergi durumuna gelmesi. Gizli artan oranlılık.

Disguised dancer : Giysili kadın dansçı. Olması gerekenden başka bir kılıkta sahneye çıkan dansçı.

Disguised unemployment : İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir işyerinde işçilerden bir kısmı işten çekildiği halde üretimde herhangi bir azalmanın sözkonusu olmadığı, yani kişilerin açık şekilde işsiz görünmemelerine rağmen gerçekte üretime hiçbir katkılarının olmadığı işsizlik türü. krş. açık işsizlik. Gizli işsizlik. Özellikle az gelişmiş toplum ve topluluklarda, daha çok da bunların kırsal kesimlerinde çalışma çağındaki bir bölüm nüfusun üretimde herhangi bir artış sağlamadığı halde çalışmada yer alması; bir kişinin verimli olarak yapabileceği üretim etkinliğini birden çok kişinin yapması durumu.

 

In disguise : Maskeli. Tebdilen. Tebdili kıyafetle.

Disguised famine : Bir toplumda, bir toplumsal kümede nüfus beslenmesinin çok geniş ölçüde sınırlı sayıda besinlere (örneğin tahıla ya da pirince vb.) dayalı olması, sağlıklı beslenme için zorunlu olan besin yapıtaşlarının (vitaminler, tuzlar vb.) ise yetersiz ölçüde alınması durumu. Gizli açlık.

İngilizce Disguises Türkçe anlamı, Disguises eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Disguises ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Amend : Değişmek. İyileşmek. Değiştirmek (kanun vb). Tanzim etmek. Onarmak. İyileştirmek. Değişikliğe gitmek. Tadil etmek. Düzelmek.

Commute : Hafifletmek (cezayı). Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Değiş tokuş etmek. Öndeleme. Ev ile iş arasında gidip gelmek. İki işlerin çarpımındaki çarpan sırasını değiştirme. Banliyödeki ev ile şehirdeki işyeri arasında her gün gidip gelmek. Seyahat etmek. Çevirmek.

Hides : Hide (saklamak). Kendini gizlemek. Saklama. Göz önünden kaldırmak. Örtmek. Sır olarak tutmak.

Masquerade : Maskeli balo kostümü. Maskeli balo. Gerçeği gizleme. Maskara. Sahte tavır takınmak. Kendini olarak tanıtmak. Kılığına girmek. Kendini ... olarak tanıtmak. Olduğundan başka görünmek.

Bosoming : Bağır. Balkon. Göğüs. Döş. Kucak. Merkez. Orta. Kucaklamak.

Covered up : Gizli tutmak. Bulandırmak. Bir şeyi tamamen örtmek. Örtbas etmek. Örtmek. Örtülü. Örtülmüş.

 

Cloaking : Gizleme sistemi. Örtmek. Örtbas etmek.

Covering up : Örtbas etmeye çalışmak. Bir şeyi tamamen örtmek. Örtmek. Bürümek. Bulandırmak. İdare etmek. Kılıfına uydurmak. Kapamak.

Alternated : Birbirini takip etmek. Birbirini sırayla izlemesini sağlamak. Nöbetleşe yapmak. Birbirini izlemek. Değişmek. Sıra ile yapmak. Değişimli. Değişimli olarak yapmak. (birbirlerini) sıra ile izlemek.

Gloss : Açıklama yapmak. Yaldız yapmak. Parlatmak. Yorum. Açıklayıcı yazı. Dipnot düşmek. Parlaklık. Yorumlamak. Örtbas etmek. Cilalamak.

Disguises synonyms : lurked, bosom, bosoms, alters, changes, color, abscond, masquerades, change, blot out, lie low, semblance, masqueraded, bosomed, camouflage, sculk, commutate, cache, barters, blinded, change clothes, caches, bury oneself, bartered, caching, hide, belied, blindest, altern, mask, lurk, conceals, lurks.

Disguises zıt anlamlı kelimeler, Disguises kelime anlamı

Show : Eğlence izlencesi. İş. Belli olmak. Açıklamak. Bir film üzerindeki resimlerin gösterici yardımıyla görüntülüğe yansıtılarak görüntülerin oluşturulması. bu yolla, filmin tümünün ya da bir bölümünün izlenmesinin sağlanması. bir sinemanın belli bir izlencesinin yer aldığı ve belirli bir saatten başlayıp yine belirli bir saatte sona eren çalışması. Fırsat. Görünmek. Öğretmek. Renk vermek. İzleyicileri eğlendirmek amacını güden, hafif müzik, dans, kısa oyun, yarışma gibi çeşitli gösterilerden oluşan izlence.

Overt : Aşikar. Gizli olmayan. Aleni. Açıkça görülen. Açık. Ortada. Ortada olan. Açıktan açığa olan. Çok belli. Açık olarak yapılan.