Displacement türkçesi Displacement nedir

  • Deplasman (gemi).
  • Kaydırım.
  • Dıştan bir kıvıl ya da mıknatıs alan uygulandığında, ortamın içinde oluşan alan. bir taneciğin, bir dizgenin yerini biraz değiştirme.
  • Yerini alma.
  • Yerinden etme.
  • Yerdeğişim.
  • Görevinden çıkarma.
  • Deplasman.
  • Yerine geçme.
  • Yer değiştirme.
  • Uzanım.
  • Denge konumu yöresinde salınan bir nesnenin, her an denge konumuna olan uzaklığı.
  • Yerinden çıkarma.
  • Fizik, kimya alanlarında kullanılır.
  • Bir özdeğin, konumunu belirleyen sayıların değişimi ile yeni bir konuma geçişi.
  • Kaydırım (fizik terimi).
  • İşten çıkarma.

Displacement ingilizcede ne demek, Displacement nerede nasıl kullanılır?

Displacement current : Deplasman akımı. Bir içyükül özdegim içinde, dalgalı bir elektriksel alan etkisi altında oluşan akıma eşdeğer yük kaymaları. Sürülme akımı.

Displacement current density : Yer değiştirme akım yoğunluğu. Yer değiştirme akımı yoğunluğu.

Displacement effect : Yer değiştirme etkisi. Peacock-wiseman savı. Çalışanların asli işlerinden ayrılıp otel işi gibi turizmle ilişkili işlere geçmeleri. Reel kamu harcamalarının reel gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki payında, savaş ve doğal afetlerin yaşandığı olağanüstü dönemlerde meydana gelen ve olağanüstü dönemin sona ermesine karşın kalıcı hale gelen artışların nedenlerini, halkın olağanüstü dönemlerde normal zamanlara göre vergiye katlanma düzeyinin artmasına bağlı olarak bir defalık vergilerin kalıcı hale gelmesiyle açıklayan sav.

 

Displacement law : Yer değişim yasası. Yerdeğişim yasası. Deplasman kanunu.

Displacement of aggression : Saldırı sapması. Saldırganlık eğiliminin ona yol açan kişi, toplumsal küme ya da varlık yerine bir başka kişi, küme ya da varlığa yönelmesi olayı.

Magnetic displacement : Manyetik yer değişim. Mıknatıssal yerdeğişim. Manyetik deplasman.

Lateral displacement : Yanal yerdeğiştirme.

Radioactive displacement law : Işımetkin yerdeğişim yasası. Işımetkin öğelerin saldıkları parçacıklar dolayısıyla çekirdeklerinin başka öğeciklerin çekirdeklerine dönüşerek, öğelerin dönemsel çizelgede yerdeğişimlerini niteleyen yasa. Radyoaktif yer değiştirme kanunu. Işunetkin yerdeğişim yasası.

Displacement ton : Hacim tonu.

Abomasal displacement : Abomazum deplasmanı. Yeni doğum yapan ineklerde, genişleyen şirdenin işkembenin altında sıkışması sonucu sola veya sağa yer değiştirmesiyle biçimlenen iştahsızlık, asetonemi ve karnın zayıf görünümüyle belirgin kronik hastalık, abomazum deplasmanı, sola abomazum deplasmanı, dislokasyo abomazi, sağa abomazum deplasmanı. Şirdenin yer değiştirmesi.

İngilizce Displacement Türkçe anlamı, Displacement eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Displacement ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commutation : Kısa mesafede gidip gelen tren servisi. Ceza hafifletme. Akım düzenleme. Bir işlemde iki öğenin değişikliğe yol açmadan birbirlerinin yerini alması. Hafifletme (ceza). Sıradeğişim. Aralıklı ölçeğin taşıdığı özelliklerden biri olan ve aşağıdaki sayıltıyı uygulama olanağı veren kural : "a ve b gerçek sayılarsa, a+b = b+a ve ab=ba'dır.". Cezayı hafifletme. Hafifletme ceza. Tahvil.

 

Motion : Hareket ettirmek. İşaret. El ile işaret etmek. Nesnenin, tüm ya da kimi noktalarının zamana bağlı olarak yer değiştirmesi olayı. Çalışma. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. İşaret etmek. Fizik, kimya, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir nesnenin konumunun zamana bağlı olarak değişimi; olay çatkısına göre incelenir.

Elongations : Sürdürme. Genişleme. Uzanma. Germe. Boyuna. Elongasyon. Uzama. Uzatma.

Layoff : İşten çıkartılma. İktisadi konjonktürdeki daralma dolayısıyla işten çıkartma. İşçilerin geçici olarak işten çıkarılması. İşçileri işten çıkarma (özellikle geçici olarak). Birinin işsiz olduğu dönem. Zorunlu hareketsizlik dönemi. Mecburi işsizlik.

Dimension : Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Çap. Bir dizgiyi oluşturan öğe sayısı. Birbiriyle açık ya da örtük ilişkisi olan çeşitli tutum ve davranış görünüşlerine bir içbütünlük kazandıran temel öğe ya da bir ölçme aracının ölçtüğü konu. Ölçülerini koymak. Oylum. Boyut. Boyutlarını ayarlamak. Ebat.

Range : Yemek pişirmekte kullanılan ocak. Sıralanmak. Silsile. Sıralı olmak. Erişmek. Katılmak. Çeşitlilik. Menzil. Canlıda, yüksek enerjili bir parçacığı durdurmak için gerekli madde kalınlığı. Sıralamak.

Permutations : Olasılık kuramında birden çok biçimde gerçekleşebilen bir olay için aynı biçimin birden çok yinelenmemesi durumunda belirebilecek tüm olanaklı düzenlerin sayım kuralı. Değişim. Permutasyon. Olanaklı düzenler kuralı. Değiş tokuş.

Interchange : Değiştirme. Yer değişmek. Değiştirmek. Araçların giriş ya da dönüş yapabildiği ve bir hız yoluyla diğer bir yolun kesiştiği kavşak. Değişim (arasında). İki ya da daha çok yolun kesiştiği ve taşıt gidiş gelişinin değişimine olanak verecek biçimde dolaşım gereçleriyle düzenlenmiş kent kesimi. bk. düzeydeş geçit. Değiş tokuş. Değiş tokuş etmek. Takas. Yerlerini değiştirmek.

Dismissal from office : İşine son verme. Göreve son verme.

Displacement synonyms : supersedence, successions, firing, replacement, filling in for, gate, translation, lengthening, away game, displacements, motioning, luxation, removal, subrogation, disemployment, substitution, amplitude, removals, supersession, change of location, permutation, supplanting, substitutions, replacing, unsettling, migration, conge, dismissals, change, dislocation, lay off, layoffs, decapitation.

Displacement ingilizce tanımı, definition of Displacement

Displacement kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A putting out of place. The act of displacing, or the state of being displaced.