Doruk noktası nedir, Doruk noktası ne demek

  • Bir gelişmede gelinen en önemli, heyecanlı veya etkili durum
  • Halk oyunlarının kurgusuyla seyircinin beklenti ve heyecan noktalarının en üst düzeye ulaştığı an.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Durgan bir doğru ya da düzleme göre en yüksek nokta. Anlamdaş. tepe.

İngilizce'de Doruk noktası ne demek? Doruk noktası ingilizcesi nedir?:

apex (pi. apexes, apices)

Doruk noktası ile ilgili Cümleler

  • Heyecan doruk noktasına ulaştı.
  • Fiyatlar on üç yılın doruk noktasına çıktı.
  • Doruk noktasında, Mustafa Mary'ye tokat attı.

Doruk noktası kısaca anlamı, tanımı:

Doruk : Dağ, ağaç vb. yüksek şeylerin tepesi, en yüksek yeri, zirve, şahika. En üstün başarı düzeyi. Heyecan, sevinç, coşku vb. duygularda ulaşılan en üst nokta.

Nokta : Orta nokta. Yer. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Nöbetçi bulunan yer. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Sınır, derece, radde. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Hiçbir boyutu olmayan işaret.

Gelişme : Yazılarda giriş bölümlerinden sonra konunun türlü yönlerden açılıp genişlediği, zenginleştiği, olgunlaştığı bölüm. Olan biten şey. Gelişmek işi, inkişaf, neşvünema, tekâmül, evolüsyon.

 

Önemli : Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik. Önemi olan, mühim, ehemmiyetli.

Heyecanlı : Heyecan veren. Çabuk, kolay heyecanlanan, müteheyyiç. Heyecan içinde yapılan.

Etki : Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir. Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim. Bir etken veya bir sebebin sonucu, yardım.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Halk : Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Yaratma. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk.

Oyun : Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Kumar. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Hile, düzen, desise, entrika.