Driblet türkçesi Driblet nedir

Driblet ingilizcede ne demek, Driblet nerede nasıl kullanılır?

Driblets : Parça. Az miktar. Nebze. Damla.

By driblets : Azar azar. Parçacıklar halinde.

Drib : Damlacık. Damla. Azıcık. Damlamak. Çok küçük miktar.

Dribble : Sürmek (topu). Futbol, basketbol alanlarında kullanılır. Bir oyuncunun topu ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak devinimlerle aldatıp geçmesi. (toplu ya da topsuz olarak yapılır.). Çalım. Damla. Azar azar akmak. Top sürme. Damlatmak. Deliğe yuvarlanmak (bilardo). Çalımlamak.

Dribble down : Su sızmak. Damlalar akmak. Süzülmek.

Dribblers : Damlayan şey. Top süren oyuncu.

Dribbled : Top sürmek. Azar azar akmak. Salyası akmak. Damlamak. Deliğe yuvarlanmak (bilardo). Damlatmak.

Dribs and drabs : Bölük pörçük. Parçacıklar.

Dribblets : Nebze. Parça. Az miktar. Küçük parça. Damla.

Dribble the ball : Topu sürmek.

İngilizce Driblet Türkçe anlamı, Driblet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Driblet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Inch : Yavaş yavaş hareket ettirmek. Uzunluğu 2,54 cm olan ingiliz ölçü birimi, burgata, pus. Parmak. 54 cm'lik uzunluk ölçüsü. İnç. 2. Yavaş yavaş hareket etmek. İnçlik. Güçlükle ilerlemek. Pus.

 

Iotas : Louisiana eyaletinde yerleşim yeri. Ufak veya küçük parça. Çok küçük miktar. Önemsiz şey. Zerre. Yota. Yunan alfabesinin dokuzuncu harfi. Gıdım.

Eyedrop : Göz damlası.

Dribble : Damla damla akıtmak. Damlatmak. Çalımlamak. Deliğe yuvarlanmak (bilardo). Bir oyuncunun topu ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak devinimlerle aldatıp geçmesi. (toplu ya da topsuz olarak yapılır.). Çalım. Salyası akmak. Top sürme. Azar azar akmak.

Drib : Damlacık. Çok küçük miktar. Azıcık. Damlamak.

Elements : İlk adımlar. Elementler. Tabiat güçleri. Öğe. Eleman. Unsur. Doğal olaylar. Faktör. Doğa güçleri.

Dribbles : Damlatmak. Deliğe yuvarlanmak (bilardo). Çalımlamak. Azar azar akmak. Top sürmek. Sürmek (topu). Salyası akmak. Yavaşça akmak. Damla damla akıtmak.

Dollops : Yığın. Bir parça veya top (dondurma). Azıcık. Topak. İlaç.

Particle : Yalnız başına bir anlam taşımayan; ancak, ad ve ad soylu kelimelerden sonra gelerek sonuna geldiği kelimeyle cümledeki başka kelimeler arasında anlam ilişkisi kuran, gramer görevli bağımsız kelime: gibi, göre, kadar, için, karşı vb. babamın bana anlattıklarına göre, zavallı fahim bey meğer henüz doğarken de, kendisine takılan isimle bir yanlışlığın kurbanı olmuş (a.ş. hisar. fahim bey ve biz, s. 81). karısına karşı demin duyar gibi olduğu acıma ve sıcaklık dağılıp gitti (t. buğra. yalnızlar, s. 185). yük taş gibi, kurşun gibi ağırdı (y. kemal, ortadirek, s. 387). ve bu şok yalnız şükriye için gereklidir sanıyordu (t. buğra, göst. e., s. 24). çok erkenden çiftliğe inmek için uyandıklarında gördüler ki, çul ötede yığılı duruyor, koca halil de yok (y. kemal, ortadirek, s. 395). hiçbir şey insanoğlunun cesareti kadar güzel olamaz (a.h. tanpınar, huzur, s. 85). onu galatasaray’a hafta sonunda olmaya gittiğim günlerde bile, kapıdan ilk önce kanatlarını görür gibi olurdum (a.h. tanpınar, göst. e., s. 217). ben bu sevdaya düştüğüm günden beri sadağımdaki bütün okları tükettim ve en sonuncusunu kendim için sakladım; ta ki hezimet takarrür ettiği an onu kendi elimle kendi bağrıma saplayayım diye (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından 5, s. 69) vb. İşlevsel sözcük. Tanecik. Partikül. Cisimcik. Granül. Zerre. Bağlaç. Edat.

 

Handful : Başa çıkılması zor kimse. Avuç. Avuç dolusu. Ele avuca sığmayan tip. Ele avuca sığmaz.

Driblet synonyms : small indefinite quantity, small indefinite amount, littler, attachment, spark, modicums, blobs, batches, attachments, a modicum of, droplet, drop, dosage, bead, a piece of, a bit of a, avulsion, dribblets, dosages, element, mickle, dosed, inched, bits, broken piece, drams, modicum, doses, blobbed, article, fewness, a bit, blobbing.