Damla nedir, Damla ne demek
- Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı

- Damla biçiminde olan (ziynet).
- Kalbe inen inme, felç.
- Damlalıkla kullanılan ilaç.
- Çok az miktar.
"Damla" ile ilgili cümle örnekleri
- "Keyfin damlası karıştığı zaman, hak hak olmaktan, adalet adalet olmaktan çıkar." - F. R. Atay
- "Elime bir damla yağmur düştü." - H. E. Adıvar
- "Damla elmas."
- "Damladan ölmüş."
- "Burun damlası. Göz damlası."
Damla hakkında bilgiler
Bir damla ya da su damlacığı; küçük bir hacmi olan, tamamen veya neredeyse çok küçük yüzeylerle sınırlıdır. Açıldığı zaman bir tübün alt uçlarında birikir, asılı bir damla oluşur. Damla, buharlaşma veya yoğunlaşmadan atomizasyon sayesinde oluşabilir.
Bir damla oluşturmanın basit bir yolu da sıvıyı yavaş yavaş küçük çaplı bir tüpten akıtmaktır. Tüp sarkmadıkça sıvı damla olarak akar. Düşen damla halindeki sıvı yüzey gerilimi tarafından düzenlenmektedir.
Sıvı damlasından çıkan sesin ana kaynağı olan sıvı kabarcıklarında yüzeye çarptıklarında sıvı çarpışır. Bu kabarcıklar, su sıçramalarından oluşan çoğu sesin nedenidir.
Yağmur damlaları ışık kırılması ve yansıması dolayısıyla gökkuşağını oluşturabilir.
Damla ile ilgili Cümleler
- Her damla önemli.
- Bu, bardağı taşıran son damla.
- Bir damla yağmur hissettim.
- Musluk damlatıyor.
- İki haftadır tek bir damla yağmur yağmadı.
- Damlacıklar dizüstü bilgisayarımın üstüne düşüyorlar.
- Damlaya damlaya göl olur.
- Büyük yağmur damlaları düşmeye başlıyor.
- Bir yağmur damlası onu yanağına sıçradı.
Damla anlamı, kısaca tanımı:
Küçük : Değersiz, önemsiz. Niteliği aşağı olan, bayağı. Yaşı daha az olan. Niceliği az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Küçük abdest. Geri aşamada. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Kısık, parlak olmayan (ses).
Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.
Damla inmek : Felç olmak.
Damlaya uğramak : Yüreğine inmek, felç olmak.
Damla damla : Damlalar biçiminde. Azar azar.
Damla hastalığı : Organizmadaki ürik asidin atılmayarak vücudun bazı yerlerinde, özellikle ayak başparmağında, topuk ve eklem yerlerinde birikmesinden ileri gelen, ağrı ve şişlerle ortaya çıkan hastalık, nikris, gut.
Damla sakızı : İri taneli, parlak ve çok sevilen bir sakız türü.
Damla taş : Sarkıt. Tıraş edilmeyerek yuvarlak ve cilalı bırakılmış, değerli veya yarı değerli taş.
Damla taşı : Yapılarda süs ögesi olarak kullanılan damla biçiminde taş.
Bir damla : Çok az. Çok küçük (çocuk).
Kandamlası : Asya ve Avrupa'da ılıman bölgelerde yetişen kırmızı veya sarı çiçekli otsu bir bitki (Adonis).
Damlacık : Küçük damla.
Damlalık : Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar. Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç. Bulaşık teknesinin yanına konulan ve yıkanmış kap kacağın sularını tekneye akıtan oluklu bölüm.
Damlamak : Bir yere çağrılmadan, çekinmeden gitmek, çıkagelmek. Damla durumunda tane tane düşmek. İçindekini damla damla akıtmak.
Damlatılmak : Damlatma işi yapılmak.
Damlatma : Damlatmak işi.
Damlatmak : Damla damla akıtmak. Damıtmak.
Damlaya damlaya göl olur : "azar azar olagelen şeyler birikerek önemli bir niceliğe ulaşacağı için küçümsenmemelidir" anlamında kullanılan bir söz.
Ağzından bal damlamak : Çok tatlı konuşmak.
Akmasa da damlar : "çok değilse bile az çok bir gelir veya kazanç sağlar" anlamında kullanılan bir söz.
Bardağı taşıran damla : Sabır tüketen aşırı davranış veya durum.
Kaleminden kan damlamak : Yazıları acı ve dokunaklı olmak. etkili yazmak.
Yanağından kan damlamak : Çok sağlıklı olduğu benzinden anlaşılmak.
Yüzünden kan damlamak : Çok sağlıklı olmak, sağlığı yüzünün renginden belli olmak.
Yuvarlak : Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Homoseksüel erkek. Top veya küre biçiminde toparlak şey. Top veya küre biçiminde olan, müdevver.
Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.
Miktar : Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik. Ölçü.
İlaç : Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva. Çare, önlem.
Felç : İnme. İşlemez durumda olma.
Tamam : Evet. Yanlış ve yalan olmayan, doğru. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Bütün, tüm. Eksiksiz. Tamamlanmış, bitmiş.
Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.
İnme : Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması, felç, nüzul, paralizi. İnmek işi.
Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.
Az : Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak. Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik, çok karşıtı. Azot elementinin simgesi.
Damla : Kalbe inen inme, felç. Damlalıkla kullanılan ilaç. Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı. Çok az miktar. Damla biçiminde olan (ziynet).
Damlama filtre : Bir pissu temizleme yöntemi.
Damlamaca : Tepesinden, kenarlarından su sızan, damlayan mağara, kaya kovuğu.
Damlamah : Bir yere birdenbire, ansızın gitmek: Hemen damladın mı?
Damlamca : Damlaya damlaya akan su.
Damlantı : Tepesinden, kenarlarından su sızan, damlayan mağara, kaya kovuğu. Pekmez yapmak için süzdürülmüş şıra.
Damlapınar : Adana ilinde, Tuzla bucağına bağlı bir yer. Elâzığ şehri, Palu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Karaman kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Konya şehri, Doğanbey bucağına bağlı bir bölge.
Damlar cıva kıvılucu : Organik özdeciklerin yükünleşme niteliklerini bulmak için kullanılan kıvıluç.
Damlarca : Tepesinden, kenarlarından su sızan, damlayan mağara, kaya kovuğu. Şırnak kenti, Fındık bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Damlasu : Ardahan ilinde, Çayırbaşı bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa ilinde, Harran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Damlaşmak : Paylaşmak, bölüşmek
Diğer dillerde Damla anlamı nedir?
İngilizce'de Damla ne demek? : n. drop, bead, drops, blob, drachm, dribblet, driblet, glob, suspicion, minim
v. drip, dribble, blow in, happen in, come in suddenly, drop, drop around, drop in, fall off, trickle, weep
Fransızca'da Damla : égout [le], larme [la], rosée [la], goutte [la]
Almanca'da Damla : n. Träne, Tropfen
Rusça'da Damla : n. капля (F), капля: капли (PL), пипетка (F), подагра (F)

Bu kısımda Damla nedir? Damla ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Damla tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Damla hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.