Felç nedir, Felç ne demek

Felç; bir tıp terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • İnme.
  • İşlemez durumda olma

Yerel Türkçe anlamı:

Felç, inme

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Vücudun bir bölümünde veya tamamında hareket ve hissetmenin kalkması, inme, nüzul, paraliz.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Bir kas veya kas grubunu uyaran sinir merkezlerinin veya sinir liflerinin tahrip olması sonucu iskelet kaslarının kısmen veya tamamen kontraksiyon yapamaması durumu, paraliz, flasid paralizis, strok, inme. Tam veya yarı felç olarak ayrıldığı gibi kasların tonusuna göre gevşek ve spastik, sinir tahribatının bulunduğu yere göre perifer ve sentral, felç olan ekstremitelerin sayısına göre mono, hemi ve tetraparez veya pleji olarak ayrılır.

İngilizce'de Felç ne demek? Felç ingilizcesi nedir?:

paralysis

Felç hakkında bilgiler

Felç, paralizi veya pleji, sinirlerin ya da kasların bozukluğundan ileri gelen hareketsizlik ya da hareket azalması. Felcin aşırı durumunda hasta, vücudunun bir yarısını ya da tamamını oynatamadığı gibi, tam bir bilinçsizlik de gösterir; yanı sıra duyu eksikliği de vardır. Ağır olgularda hasta en çok kırksekiz saat yaşar. Bir süre bilinçsiz ve hareketsiz kaldıktan sonra yavaş yavaş iyileşen olgular da vardır.

 

Hareketi sağlayan sinirlerin merkez nöronları ve çevre nöronları diye ikiye ayrılması nedeniyle felçler de "merkezsel felçler" ve "çevresel felçler" diye ikiye ayrılır.

Kimi kas hastalıklarının neden olduğu felçlerde ise sinir sistemi sağlam kalmakta, yalnızca kaslarda bozukluk olmaktadır.

Felç ile ilgili Cümleler

  • Felç geçirdiler.
  • Trafik, kar fırtınası tarafından felç edildi.
  • Spor salonundaki ilk antremanımdan sonra vücudum öyle ağrıdı ki, kendimi felçli gibi hissettim.
  • Felç geçirdim.
  • Onların felçleri vardı.
  • Ali şimdi felçli.
  • Kaza onu kalıcı felç bıraktı.
  • Kütlesel sel, yerel ulaşım ağını felç etti.
  • Ali elleri ve ayakları felçli biri.

Felç anlamı, kısaca tanımı:

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Felç etmek : İşlemez duruma getirmek, aksatmak.

Felç gelmek : İnme inmek.

Felç inmek : İnme inmek.

Felç olmak : İnme inmek. bir şey içinden çıkılamaz durum almak, tıkanmak.

Felce uğramak : Bir iş yarım kalmak, yürümez duruma gelmek, tam olarak durmak.

Felce uğratmak : Felç etmek.

Kısmi felç : Vücudun bir bölümünün felçli duruma gelmesi.

Çocuk felci : Genellikle çocuklarda görülen ateş, kırıklık, baş ağrısı, kas ağrıları, ense sertliği, bulantı ve kusma ile aniden başlayıp ileri durumlarda özellikle bacak kaslarında felce kadar gidebilen bulaşıcı hastalık.

Felçli : İnmeli, felç olmuş, mefluç.

İşlem : Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi.

 

Bozuk : Bozulmuş olan. Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kızgın, sıkıntılı. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ).

Hareketsizlik : Hareketsiz olma durumu.

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Deprem. Davranış, tutum. Yola çıkma.

Azalma : Azalmak işi, eksilme, tenakus.

Hasta : Parasız, züğürt. Aşırı düşkün, tutkun. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız.

Tamam : Bütün, tüm. Tamamlanmış, bitmiş. Yanlış ve yalan olmayan, doğru. Eksiksiz. Evet. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz.

İnme : İnmek işi. Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması, felç, nüzul, paralizi.

Olma : Olmak işi.

Felç yapıcı kabuklu su ürünleri zehirlenmesi : Saksitoksin içeren midye, istiridye ve deniz taraklarının yenilip sindirilmesiyle ortaya çıkan felçle belirgin bir sendrom, paralitik su ürünleri zehirlenmesi. Olguların çoğu, Mayıs-Ekim ayları arasında görülür ve tetrodoksin zehirlenmesine benzer semptomlar görülür.

Felçli miyoglobinüri : Atlarda, arka bacaklarda hâlsizlik, ayakta duramama, sağrı, uyluk ve bel kaslarında şişme, sertleşme, hiyalin dejenerasyonu, miyoglobinüri, miyoglobinürik nefrozis ve böbrek yetmezliğiyle belirgin hastalık, azotüri, atlarda azotüri, lumbago, pazartesi sabahı hastalığı, pazartesi hastalığı, sakral paralizis. Birkaç günlük dinlenme sürecinde, tam çalışan hayvan rasyonuyla beslenmiş hayvanların çalışmaya başlamasından çok kısa bir süre sonra gelişir.

Diğer dillerde Felç anlamı nedir?

İngilizce'de Felç ne demek? : adj. apoplectic, apoplectical

n. paralysis, apoplexy, stroke, palsy, seizure

Fransızca'da Felç : paralysie [la]

Almanca'da Felç : n. Schlag

Rusça'da Felç : n. паралич (M), инсульт (M)