Drums türkçesi Drums nedir

  • Tekrar ede ede öğretmek.
  • Parmaklarıyla tempo tutmak.
  • Bateri.
  • Davul çalmak.

Drums ile ilgili cümleler

English: Ali asked Mary not to play the drums so late at night.
Turkish: Ali Mary'den gece geç saatlerde davul çalmamasını rica etti.

English: Ali plays the drums as well as the organ.
Turkish: Ali davulu organ kadar iyi çalar.

English: Ali started playing drums when he was thirteen.
Turkish: Ali on üç yaşında davul çalmaya başladı.

English: Ali can't play the drums all that well.
Turkish: Ali o kadar iyi davul çalamaz.

English: Ali can already play the drums better than I could at his age.
Turkish: Ali zaten davulu onun yaşındayken çalabileceğimden daha iyi çalabiliyor.

Drums ingilizcede ne demek, Drums nerede nasıl kullanılır?

Bongo drums : Tamtam.

Drumstick : Davul tokmağı veya trampet sopası. Tavuk budu. But (tavuk). Fışkın. Trampet değneği. Davul tokmağı. Davul sopası. Tavuk ya da kuş butu. Baget. But.

Drumsticks : (argo) bacaklar (örneğin, she's got sexy drumsticks {çok seksi bacakları var}). Bagetler.

Be in the doldrums : Can sıkıntısı çekmek. Efkarlı olmak. Kesat olmak (işleri). Rüzgarın esmediği bir bölgede bulunmak. Keyfi yerinde olmamak. Durgun olmak.

Conundrums : Muamma. Kelime oyunlu bilmece. Bilmece. Merak konusu. Açmaz. Çıkmaz. İkilem.

 

Drum armature : Tamburlu dinamo armatürü. Dinamo endüvisi.

Kettledrums : Büyük orkestra davulu. Orkestra davulu. Timbal. Kös.

The doldrums : Keder. Neşesiz. Hüzün. Keyifsizlik. Durgunlar. Morali bozuk. Sakinler. Sıkıntı. Bezginlik. Kasvet.

Panjandrums : Görevi nedeniyle kendini bir şey sanan memur. Görevi nedeniyle kendini birşey sanan memur.

Drum court martial : Harp divanı.

İngilizce Drums Türkçe anlamı, Drums eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drums ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bass drum : Büyük davul. Bas davul.

Percussion instrument : Vurmalı çalgılar. Vurmalı müzik aleti. Vuruşlu çalgı. Vurma çalgı. Vurmalı çalgı.

Bongo drum : Tamtam.

Timbrel : Zilli tef. Zilli def.

Tambourine : Def. Uzun davul. Zilli tef. Tef.

Tambour : Tambur. Ufak davul. Gergef. Kasnağa gerip işlemek. Gergef işlemek. Davul. Trampet. Kasnak. Silindir şeklindeki parça.

Go : Ölmek. Enerji. Gayret. Devrolunmak. Uymak. Gitme. Koyulmak. Girişim. Sonuçlanmak. Söylenmek.

Beat the drum : Heveslice desteklemek. Reklamını yapmak. Propagandasını yapmak. (bir şeyi veya birisini) övmek. Gönülden desteklemek. Bir fikrin veya şahsın reklamını yapmak. Gürültülü propaganda yapmak. Birisini desteklemek. Şevkle veya heyecanla tanıtımını yapmak.

Tabour : Dümbelek çalmak. Dümbelek.

Drumhead : Irgat kafası. Kulak zarı. Davul derisi.

Drums synonyms : percussive instrument, gran casa, membranophone, thrum, drummed, sound, tympan, beat, snare, head, snare drum, bongo, side drum, tenor drum, tom tom, drum, tabor.