Davul nedir, Davul ne demek

Davul; bir müzik terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı
  • Bateri.

Yerel Türkçe anlamı:

Davul // davul zurna: davul ve zurnadan oluşan çalgı gurubu. bk. davu zurna

Bilişim alanındaki terim anlamı:

[Bakınız: mıknatıslı davul]

İngilizce'de Davul ne demek? Davul ingilizcesi nedir?:

drum

Almanca'da Davul ne demek?:

trommel

Fransızca'da Davul ne demek?:

tympan

Davul hakkında bilgiler

Davul, bilinen en eski vurmalı çalgılardan biridir. Ahşap, maden ya da pişmiş topraktan silindirik bir gövdeye gerilen deriden oluşur. El ya da sopayla çalınır. Biçimi değişse de dünyanın her yerinde ve her toplumda kullanılan bir çalgıdır.

Türkçede davulun diğer adları; köbürge, küvgür, tuğ, tavul, tabıl (veya babl)dır. Davul çalanlara davulcu, tabilzen, tabbal gibi adlar verilirdi. VIII. yüzyılda köbürge, daha sonraları tuğ ve XI. yüzyılda küvrüğ adını almıştır. Bandolarda kullanılan ve baget ile çalınan küçük davullara ise trampet denir.

Davul, en yaygın vurmalı çalgılardan biridir ve dünyadaki hemen bütün halkların kültürlerinde yeri vardır. Yazılı tarihten çok önce Eski Mısırlıların, Asurluların ve Uzakdoğuluların davulu kullandıkları bilinmektedir. Bilinen en eski daalahelanı versinvulun neolitik çağda yapılmış olmasına karşın, insanın ritim duygusunun çok daha önce gelişmiş olduğu sanılmaktadır. Amerika Yerlileri dinsel törenlerinde dans ederken, tempo tutmak için davul çalarlardı. Afrika'nın Siyah halkı, hem dans ederken hem de şifreli vuruşlarla kabileden kabileye haber yollarken davulu kullanırdı. Afrika’da bu amaçla hâlâ davul kullanılmaktadır. Türk vurmalı çalgılarının sembolü olarak kabul edilmektedir. Davul tarihimizde çok değişik amaçlarla kullanılmıştır. Türkiye’nin her yerinde değişik cins ve boylarda davul bulunmaktadır. Kasnak, ip ve deri olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Tokmak ana ritmi, çubuk ise detayları çalmaktadır. Genellikle küçük davul, orta davul, büyük davul ve koltuk davulu gibi mahalli boyları ve adları bulunmaktadır. Türklerde kullanılan en eski çalgıdır. Sesinin gür oluşu ve etkisi nedeni ile bir haber aracı olarak ta kullanılmıştır.

 

Davul, en basit çalgılardan biridir ve iki temel parçadan oluşur. Bunlardan biri boru ya da silindiri andıran kasnaktır. Kasnak tahta ya da metal olabilir. İkincisi bu kasnak gövdenin bir ya da iki yüzüne gerilerek geçirilen ince dana derisi ya da benzeri esnek bir malzemedir. Gerilen bu malzemeye "davul derisi" denir. Davul, derisine elle ya da sopayla vurularak çalınır. Bu sopaya "davul tokmağı" da denir.

Davul ile ilgili Cümleler

  • Ali davul çaldı.
  • Ali davul çalar.
  • Ali davulu organ kadar iyi çalar.
  • Bas davulda bir kedi uyuyordu.
  • Ali davul çalmayı seviyor.
  • Ben her zaman davul çalmayı öğrenmek istedim.
  • Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
  • Davul çalabilir misin?
  • Ali davul çalabilir.
  • Davulcu Tom'du.
 

Davul anlamı, tanımı:

Büyük : Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Üstün niteliği olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Niceliği çok olan. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Önemli. Büyük abdest.

Deri : İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. Toplantı, düğün.

Tokmak : Dibekte dövme işi için kullanılan ağaçtan araç. Kapı kolu yerinde bulunan ve kapıyı açmaya yarayan topuz. Ağaçtan yapılmış iri çekiç. Davul vb. vurmalı çalgıları çalmakta kullanılan ve çalgının bir parçası olan araç. Kapıya asılı duran ve kapıyı çalmaya yarayan, türlü biçimlerde metal parça.

Çalgı : Müzik topluluğu. Müzik aleti, çalgı aleti, enstrüman. Çalgı çalma, müzik.

Davul çalmak : Davula vurarak ses çıkarmak. bir şeyi herkesin haber alabileceği biçimde ortalığa yaymak.

Davul çalsan işitmez : Uykusu çok ağır, derin uykuda. sağır.

Davul dengi dengine diye çalar : "evlenecek kimselerin birbirlerine denk olması gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Davul gibi : Şiş ve gergin.

Davulun sesi uzaktan hoş gelir : "işin içinde olmayanlar o işi kolay veya kârlı sanırlar" anlamında kullanılan bir söz.

Davultozu : Elde edilmesi imkânsız nesne. Gerçekleşmesi imkânsız durum.

Kulakdavulu : Kulak zarı.

Davul birinin boynunda tokmak bir başkasının elinde : "sorumluluk birinde olmasına karşın bir başkasının sözü geçiyor" anlamında kullanılan bir söz.

Davulcu : Baterist. Davul çalan kimse.

Davulculuk : Davulcunun yaptığı iş.

Davulu biz çaldık parsayı başkası topladı : "biz çalıştık, uğraştık, başkası yararlandı" anlamında kullanılan bir söz.

Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az : "anlayışlı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler oysa anlayışsız kimselere ne söylense yararsızdır" anlamında kullanılan bir söz.

Herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz : "herkes iş yapar ama o işin gerektirdiği ustalığı gösteremez" anlamında kullanılan bir söz.

Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya : "evlenme çağındaki kızı, büyükleri uyarmazlarsa uygun olmayan birisiyle evlenir" anlamında kullanılan bir söz.

Ramazan davulu : Ramazan günlerinde oruç tutacakları sahura kaldırmak için mahalle aralarında çalınan davul.

Yüz surat davul derisi : Utanması olmayanlar için söylenen bir söz.

Enlice : Eni biraz geniş.

Değnek : Değnekle atılan dayak. Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç, sopa, çomak.

Bateri : Orkestrada vurmalı çalgı takımı, davul.

Bilinen : Değeri belli olan (nicelik), bilindik, malum.

Vurmalı : Vurularak çalınan (çalgı).

Ahşap : Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne. Ağaçtan, tahtadan yapılmış.

Maden : Maden ocağı veya maden işletmesi. Yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineral. Metal. Uyuşturucu, esrar, eroin. Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri. Kolay ve iyi kazanç sağlayan iş veya parası elinden kolaylıkla alınan kimse. Bu mineralden yapılmış. Çok değerli şeyleri kapsayan kaynak.

Davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde : “sorumluluk birinde olmasına karşın bir başkasının sözü geçiyor” anlamında kullanılan bir söz.

Davul çalmak : davula vurarak ses çıkarmak; mec. bir şeyi herkesin haber alabileceği biçimde ortalığa yaymak.

Davul sesi : Timpanik ses.

Davulalan : Sivas şehrinde, Yavu bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Davulbaz : Davlumbaz. Ot makinelerinin arkası. Sivas ili, Kangal ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Yozgat ilinde, Akdağmadeni belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

Davulcul :

Davulçi : davulcu

Davulga : bk. davulgu. Kırmızı kabuklu sert ve dayanıklı bir ağaç. Kocayemiş ağacı ve meyvesi Afyon ili, Davulga nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Afyon şehrinde, Hocalar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Davulga üzümü : Kocayemiş ağacı ve meyvesi

Davulgı : Kocayemiş ağacı ve meyvesi

Diğer dillerde Davul anlamı nedir?

İngilizce'de Davul ne demek? : [Davul] n. drum, tambour

Fransızca'da Davul : tambour [le], caisse [la]

Almanca'da Davul : n. Trommel

Rusça'da Davul : n. барабан (M), задница {разг.} (F)

adj. барабанный