Eğre nedir, Eğre ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Kağnı arabalarında okun mazıdan çıkarılması için takılan eğri çivi.
Toprak damlı evlerin saçağı.
Teknik terim anlamı:
Kağnı tekerinin dönmesini kolaylaştıran araç. (Alcılı Delice Ankara).
Toprak dam çıkıntısı. (Yalvaç Isparta).
Sokak kapısının üzerindeki örtü. (Yukarıtırtar Yalvaç Isparta).
Eğre ile ilgili Atasözü veya Deyim
eğreti almak : ödünç almak.
eğreti ata binen tez iner : emanet ata binen tez iner.
eğreti kuyruk tez kopar : temeli olmayan işlere güvenilmez anlamında kullanılan bir söz.
eğreti oturmak : bir yerde çok kısa süre kalacakmış gibi oturmak.
eğreti vermek : ödünç vermek.
eğretiye almak : bir yapının alt bölümünü onarmak için üstünü destekler üzerinde durdurmak.
Eğre anlamı, kısaca tanımı
Eğreç : Yün eğirmekte kullanılan araç
Eğredi vermek : Peşin vermek.
Eğreğaç : Tek hayvanla çekilen arabalarda iki ucu oklara geçirilen eğri ağaç kısım.
Eğrek : [Bakınız: eyrek]. Dinlenme yeri. Hayvanların toplandığı yer. Hayvanların toplu olarak durdukları su başı. Küçük baş hayvanların gece yattıkları yer, ağıl. Köyün ya da mahallenin meydanlığı. Eğlence yeri. Misafir odası. Akar suların yataklarını meydana getiren girintili çıkıntılı topraklar. Hayvanların yazın öğle sıcağında toplanıp dinlendikleri yer. Sıcak havada hayvanların otlakta serinledikleri, dinlendikleri yer. Otlak, gezinti alanı. Su toplanan yer. Avlağı, sürü hayvanlarının istirahat ettiği yer. Dede Korkut'ta Serek'in kardeşi. Aydın ilinde, İncirliova ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Eğrekdere : Iğdır şehri, Tuzluca belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Eğreklemek : Kuşluktan sonra koyunları ağıla getirip yatırmak.
Eğrelti otları : Kök, gövde, yaprak ve iletim dokuları bulunan, çiçek ve tohumları bulunmayan, sporla çoğalan bitkiler.
Eğrelti otu zehirlenmesi : Sığırlar tarafından eğrelti otunun tüketilmesi sonucu tiyaminaz enziminin B1 vitaminini parçalamasıyla oluşan, trombositopeni, agranülositozis ve anemi gibi kan tablosundaki bozuklukların yanı sıra, taşıdığı tiyaminaz nedeniyle tiyamin eksikliği, burun ve döl yolu mukozasında kanama, kan işeme ve idrar torbası tümörleriyle belirgin akut veya kronik seyirli zehirlenme. Erişkin sığırlarda görülen Haematuria vesicalis bovis, eğrelti otunun bulunduğu meralarda yıllarca kalan sığırlarda, en fazla 6-12 yaş öküz ve ineklerde görülen özellikle idrar torbasında karnabahar görünüşünde biçimlenen tümörlerin neden olduğu kanama belirtileriyle ayırt edilen zehirlenmedir.
Eğrelti özütü : Erkek eğreltiotu köklerinden çıkarılarak, solucanlara karşı kullanılan, esmer yeşil, özel kokulu, yakıcı ve yapışkan sıvı. (İyi bir şerit düşürücü olmakla birlikte kötü yan etkileri dolayısıyle birçok ülkede kullanılmaz olmuştur.).
Eğremek : Sıcak aylarda hayvanları gölgelik yerde toplamak.
Eğren : Su çevirisi, döneğen. Irmak kenarlarında kum, çakıl, mil gibi birikintilerden oluşan topraklar. Yağmur suları birikmiş olan çukur. Toplanma yeri. Kızılcık. Kızılcık denilen meyva.
Eğret : Belirli bir zaman için başkasından alınan, ödünç eşya. Belirli süre için birinden ödünç alınan nesne.
Eğreti asalak : Çok kısa bir süre, o da karın doyurmak üzere konakçıya tırmanan, bunun dışında özgür yaşayan asalak; geçici asalak.
Eğreti verme : Nesneyi bedava kullanma ve belirli bir süre bitiminde geri verme koşuluyla başkasına geçici olarak verme.
Eğreti yapı : Sazdan, kamıştan ya da yeğnil madenlerden yapılmış, insanların barınmasına ya da mallarını saklamasına ayrılmış yapı.
Eğretileme öğeleri : Eğretilemeyi oluşturan öğeler, bk. eğretileme.
Eğretilemek : Ödünç almak. Eğreti olarak yapmak.
Eğretiluk : Eğrelti otlarının bol olduğu alan.
Eğretli : Yıkılmak üzere olan.
Eğrez balığı : Kemikli balıklardan, sazangiller (Cyprinidae) familyasından, boyu 50 cm olabilen, göçücü karakterli, Orta Avrupayla Karadeniz ve Azak denizi havzalarında çok yaygın olan bir tür.
Erkek eğreltiotu : En çok 50 cm. uzunlukta olup, köksü gövdelerinden şerit düşürücü maddeler çıkarılan çiçeksiz bitki.
Mal eğreği : Hayvan sürülerinin, otlatmak için götürüldüğü yüksek yerler.
Solucan eğrelti otu : Aspidiaceae familyasından, koyu kahverengi, rizomlu, 50-80 cm kadar boyda, parçalı yaprakları olan, sorusların yaprakçıkların alt yüzeyinde bulunan, orman altlarında ya da nemli kaya diplerinde yetişen çiçeksiz bir bitki.
Eğrelti : Eğrelti otu.
Eğrelti otu : Eğrelti otugillerden, kumlu yerlerde yetişen, 150 santimetre kadar yükselebilen, tıpta bağırsak kurtlarını düşürmek için kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki, aşkmerdiveni, eğrelti, fujer (Driopteris filix-mas).
Eğrelti otugiller : Damarlı çiçeksizlerden, örneği eğrelti otu olan bir bitki topluluğu.
Eğreti : Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde. Belli belirsiz. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan. Uyumsuz, yakışmamış. Üstünkörü, ciddiye almadan. Takma.
Eğretileme : Eğretilemek işi. İstiare.
Eğretilik : Eğreti olma durumu.
Eğrez : Eğirdir Gölü'nde yaşayan bir balık.
Kartallı eğrelti otu : Yurdumuzun kıyı bölgelerinde sık rastlanan, yaprak sapının enine kesiti mikroskop altında iki başlı bir kartalı andıran, büyük yapraklı bir tür eğrelti (Pteridium aquilinum).
Diğer dillerde Eğmeçli rende anlamı nedir?
Osmanlıca Eğmeçli rende : eğmeçli rende

Bu kısımda Eğre nedir? Eğre ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Eğre tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Eğre hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.