Earful türkçesi Earful nedir

Earful ile ilgili cümleler

English: The fearful noise astonished anyone coming for the first time.
Turkish: Korkunç gürültü ilk defa gelen birini şaşırttı.

English: He is very fearful.
Turkish: O çok korkak.

English: They hugged tearfully.
Turkish: Onlar ağlayarak sarıldı.

English: This club is fearfully dull. The dance floor is empty and the smoking patio is packed.
Turkish: Bu kulüp korkunç şekilde sıkıcıdır. Dans alanı boş ve sigara içme verandası tıka basa doludur.

English: We came fearfully close to the Sun's orbit because we launched from the wrong side of Mercury.
Turkish: Merkür'ün yanlış tarafından fırlattığımız için korku içinde güneşin yörüngesine yaklaştık.

Earful ingilizcede ne demek, Earful nerede nasıl kullanılır?

Get an earful : Zılgıtı yemek. Müzik ziyafeti çekmek. Azar işitmek.

Earfuls : Azarlama. Paylama. Azar. Şaşırtıcı cevap.

At a fearful rate : Korkutucu boyutta. Korkunç oranda.

Fearful : Korku verici. Ödlek. Dehşetli. Endişeli. Korku veren. Korkulu. Ürkek. Kaygılı. Korkunç. Korku dolu.

Fearful of : -den korkan.

Earflap : Şapkaya eklenmiş kulak koruyucuları. Kulak koruyucu. Kulaklık.

Ear ache : Kulak ağrısı.

Tearfully : Ağlaya ağlaya. Ağlamaklı bir şekilde. Ağlamaklı bir biçimde.

 

Tearfulness : Gözyaşıyla dolu.

Earflap hat : Kulak koruyuculu şapka. Kenarlarında eklenmiş kulak koruyucuları bulunan şapka. Kulaklıklı şapka.

İngilizce Earful Türkçe anlamı, Earful eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Earful ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Castigation : Kınama. Cezalandırma.

Reproval : Ayıplama. Sitem. Kınama.

Castigations : Cezalandırma. Kınama.

Exprobration : Yüzüne vurma.

Kick in the pants : Paylamak. Cesaret verici destek. Kınamak. Cesaret verme. (argo) azarlamak.

Censure : Kınama. Kınamak. Suçlamak. Cezalandırmak. Tekdir. Sertçe eleştirmek. Tenkit etmek. Tektir etmek. Eleştirmek.

Rebukes : Fırça çekmek. Çıkışmak. Paylamak. Döşenmek. Fırça atmak. Giydirmek. Azarlamak. Ders vermek. Sitem etmek.

Remonstrance : Uyarı. Yakınma. Serzeniş. İtiraz. Sitem. Şikayet. Protesto.

Dressing down : Dayak. Fırça. Dövme. Zılgıt.

Gossip : Dedikoducu kimse. Bir birey ya da toplumsal küme üzerinde, yüze karşı değil arkadan sözlü saldırıda bulunmak yoluyla toplumsal denetim kurma. Gevezelik etmek. Gevezelik. Kov. Çene çalmak. Kaynatmak. Söz. Dedikodu etmek.

Earful synonyms : chewing out, objurgation, jaw, rebuke, jobation, censured, censuring, attainture, reprimand, censures, reproof, earbashing, bawl out, earfuls, upbraiding, bawling out, reprehension, remonstrances, scuttlebutt, going over, nagging, comment, chiding, berating, lesson, objurgations, lashing.