Eff türkçesi Eff nedir

  • Cinsel anlamda ilişkisi olmak.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Götürmek.
  • Yapısal sorunlardan kaynaklanan ödemeler bilançosu açıklarının giderilmesine katkıda bulunmak amacıyla 1974 yılında ımf bünyesinde üye ülkelere, o yıl ve izleyen yıllardaki belirlenmiş ölçütlere göre başarımlarının izlenilmesi koşuluyla orta vadeli (genellikle üç yıl) kredi sağlamak için oluşturulmuş fon.
  • Mala vurmak.
  • Cinsel ilişkiye girmek.
  • Genişletilmiş fon kolaylığı.
  • Aşk yaşamak.
  • Cinsel ilişki yaşamak.
  • Seks yapmak.
  • Birisini yatağa atmak.
  • Sevişmek.

Eff ile ilgili cümleler

English: A good lawyer would leave no stone unturned in his efforts to defend his client.
Turkish: İyi bir avukat müşterisini savunmak için yeri göğü titretecektir.

English: "What?" Pharamp asked. "Nothing," Sysko lied, "we were talking about the effect of Confucianism on modern Chinese socialism."
Turkish: "Ne?" diye sordu Pharamp. "Bir şey yok" dedi Sysko "Konfüçyüsçülüğün modern Çin sosyalizmi üzerindeki etkileri hakkında konuşuyorduk."

English: 67% of those who never smoked said they worried about the health effects of passive smoking.
Turkish: Hiç sigara içmemiş insanların %67si pasif içiciliğin sağlığa etkisi konusunda endişeli.

English: After years of frustrations, finally all my effort had been repaid.
Turkish: Yıllar süren hüsranlardan sonra, nihayet çabalarım meyve verdi.

 

English: A gluten-free diet is the most effective treatment for coeliac disease.
Turkish: Glutensiz diyet, çölyak hastalığı için en etkili tedavi yöntemidir.

Eff ingilizcede ne demek, Eff nerede nasıl kullanılır?

Effable : İfade edilebilir. Konuşulabilir. Dile getirilebilir.

Efface : Yok etmek. Unutturmak. Silerek yüzeyini bozmak. Bozmak. Gidermek. Silmek. Gizlemek.

Efface oneself : Geri planda kalmak. Kendini göstermemek. Dikkatleri üstüne çekmemeye çalışmak.

Effaceable : Bozulabilir. Giderilebilir. Yokedilebilir. İmha edilebilir. Temizlenebilir. Silinebilir.

Effaced : Yokedilmiş. Silinmiş. Yok etmek. İmha edilmiş. Gidermek. Temizlenmiş. Silmek. Unutturmak. Bozulmuş.

Effacement : Geri planda kalma. Silme. Yok etme. Giderme. Efasman. Ortadan kaldırma.

Effaces : Silmek. Yok etmek. Unutturmak. Gizlemek. Bozmak. Gidermek. Silerek yüzeyini bozmak.

Effect : Elde edilen bulgunun ortaya çıkardığı yenilik, düşüncenin dış dünyaya çıkardığı teknik etki. Gerçekleştirmek. Anlam. Yerine getirmek. Elektronik devreler yardımıyla gitar sesi üzerinde yapılan değişiklik ve süslemeler. Sonuç vermek. Ulaşmak. Bulgu sonucu. Özdeğin sonsuz türlerinden bir ya da birkaçının, başkalarında uyandırdığı her türlü iz ve iz bırakma eylemi. nedensellik,bağlantısı içinde bir nedenin sonucu. Etkisi olmak.

Effect of fisher : Fisher etkisi. Beklenen enflasyonun nominal faiz oranlarına birebir yansıması.

Effacers : Yokedici. Yok edici. Bozucu. Temizleyici. İmha edici. Silici.

İngilizce Eff Türkçe anlamı, Eff eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Eff ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bed : Çiçeklik. Altında ve üstünde bulunan kayaçlardan gözle ya da fiziksel olarak az çok açıkça ayrılabilen, kalınlığı 1 cm'den az olmayan tortul kayaç birimi. Tabaka. Tarh. Nehir yatağı. Yatacak yer sağlamak. Gömmek. Bir su kütlesinin dip bölgesine verilen ad. Yatırmak. Temel.

Bear : Vermek. Kin gütmek. Yönelmek. Ayı. Doğurmak. (ürün veya meyve) vermek. Uymak. Sineye çekmek. Aklında olmak. Vurguncu.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Screw : Burmaç. Sıkışmak. Aldatmak. Üzeri burma biçiminde yivli ufak çivi. Vidalamak. Vida. Çevirerek sıkıştırmak. Burulmak. Geçirmek. Çevirmek.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

Sleep together : Geceyi birlikte geçirmek. Yatmak. Birlikte yatmak. Birbirleriyle yatmak. Birlikte uyumak. Beraber uyumak.

Neck : Gerdan. Dil. Büyük baş hayvanlarda boyun altındaki sarkık deri. bos indicus ırkı sığırlarda deri sarkıklığıyla belirgin ön bacaklar arasındaki alan. boyun eti. Yiyişmek. Dikey biçimli yanardağ baca dolgusu. Sarmaş dolaş öpüşmek. Boynun arka yüzü. Koklaşmak. Gitar, jimnastik, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Yaka.

Arrest : Arrest. Yakalamak. Tutuklama. Önünü almak. Yakalama. Geliş. Kesmek. Gelen kimse. Durma, sürekli olan hareketin veya faaliyetin durması. Varan kimse.

Have : Yapmak. Almak. Elinde bulunmak. Sahip olmak. Dolandırmak. -si olmak. Malik olmak. Olmak. Kabul etmek. Göz yummak.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Eff synonyms : lie with, have it away, roll in the hay, have a go at it, boffs, frigs, extended fund facilities, fornicate, ability to pay approach, carried, get it on, extended fund facility, frig, boff, diddles, a shift in demand, mate, a change in supply, get laid, diddled, bear away, carry, a shift in supply, abnormal budget expenditures, bonking, abnormal budget receipts, ability to pay principle, a pass through certificate, effs, bang, be intimate, bears, take.