Elce nedir, Elce ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: ellice].

Küçük sepet.

Yağ tavası.

Kulplu küçük tencere.

Cezve.

Elce tanımı, anlamı

Elceg : Kuyudan su çekilen çıkrığın el ile tutulan yeri. [Bakınız: elicek]. İplik bükülen çıkrığın el ile tutulan yeri

Elceh : Sapanda majgalın tuttuğu yer.

Elcek : [Bakınız: ellik]. Eli korumak için ele takılan ya da alınan kanca gibi bir araç. Tırpanın el ile tutulan yeri. Bulgur taşında elle tutulan yer. Kapının tutacak yeri. Harman aygıtını çevirmek için kullanılan kol. [Bakınız: elicek]. Sapanın elle tutulan ye ri. Kuvvetsiz, zayıf kadın. Yağ eritmeye yarayan küçük kap. Küçük çekiç. İplik bükülen çıkrığın el ile tutulan yeri. El değirmenini çevirmek için el ile tutulan yer. Eldiven. Ekin biçerken sol elin parmaklarına geçirilen, eldiven şeklinde tahtadan yapılan bir araç. Eldiven, ellik. Eldiven (Çayağzı). Hızkeserleri ve yönelteci işletmek için kullanılan el sapları. Tırpanın, sobanın toprak sürülürken elle tutulan kısmı. Çıkrık kolu. Yün eldiven. (Yenikent Aksaray Niğde, Laçin Eskişehir, Nudra Şarkikaraağaç Isparta). Gelin eldiveni. (Çarıksaray Şarkikaraağaç Isparta).

Elcek taşı : Haşhaş, tuz ve benzerleri şeyleri ezmek için kullanılan, taştan yapılmış araç.

Elceş melceş : Benekli, karmakarışık.

Elceyh : Elcek; sabanda 'majgal'ın tuttuğu elcek; tırpanın sapındaki elcek halkası vb.

 

Hızkeser elceği : Hızkeseri elle işletmeye yarayan sap.

Tencere : İçinde yemek pişirilen, kapaklı, genellikle metal kap.

Ellice : Küçük sepet. Yağ tavası. Kulplu küçük tencere. Küçük, kulplu sepet.

Kulplu : Kulpu olan, kulpu bulunan.

Tavas : Denizli iline bağlı ilçelerden biri.

Cezve : Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Sepet : Saz, kamış, ince dal veya tellerden hasır biçiminde örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap. Motosikletin yan tarafında bulunan, tek yolcu taşımak üzere hazırlanmış ayrı bölüm. Sazdan örülmüş balık kapanı. Basketbolda sayı kazanmak için, içine top atılmaya çalışılan demir çembere geçirilmiş altı açık ağ. Bu kap biçiminde örülerek yapılmış. Bu kabın aldığı ölçüde.

Sepe : Tenha, ulaşılması zor olan yer.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Tava : Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap. Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü. Maden eritilen saplı pota. Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm. Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık. Bu kapta pişmiş yemek. Kireç karıştırılan tekne.

 

Elli : Kırk dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 50 ve L rakamlarının adı. Eli olan. Beş kere on, kırk dokuzdan bir artık.

Kulp : Kazan, tencere, fincan, dolap, altın vb.nin tutulacak yeri. Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. Uydurma sebep, bahane.

Yağ : Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde. Güzel kokulu bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde. Abartılı övgü. Vücudun, atılması gereken amonyak, üre vb. maddelerini içine alarak deriden sızan ve ter kokusunu veren madde. Vazelin, mazot gibi yağları andıran ve sanayide kullanılan bir mineral madde.

Diğer dillerde Elbise kuşugiller anlamı nedir?

İngilizce'de Elbise kuşugiller ne demek ? : drepanides

Almanca'da Elbise kuşugiller ne demek ? : kleidervögel