Sepet nedir, Sepet ne demek
Sepet; kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- Saz, kamış, ince dal veya tellerden hasır biçiminde örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap.
- Motosikletin yan tarafında bulunan, tek yolcu taşımak üzere hazırlanmış ayrı bölüm

- Sazdan örülmüş balık kapanı.
- Basketbolda sayı kazanmak için, içine top atılmaya çalışılan demir çembere geçirilmiş altı açık ağ.
- Bu kap biçiminde örülerek yapılmış.
- Bu kabın aldığı ölçüde.
"Sepet" ile ilgili cümle
- "Sepet sandık. Sepet araba."
- "Oluğun altına bir sepet iri, olgun, renkli şeftali koymuşlar." - R. H. Karay
Yerel Türkçe anlamı:
Değirmende, buğdayın döküldüğü kesik koni biçiminde yer.
Karın (sığırlarda) : İneğin sepedi şişmiş.
Ağaçtan dokunan, sırtta taşınan yük kabı// senet sepet: tapu, delil, şahit
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Özellikle kurgu çalışmaları sırasında gereksiz film parçalarının içine konulduğu, kenarları ve içi bez kaplı sepet.
Bakımlık ya da göstericideki bir filmin, alıcı makara kullanılmadığı vakit bir yerde toplanması için kullanılan aynı çeşit kap.
Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:
İnce kamış, söğüt dalı, hayıt, tel ve plastikten örme veya geçirme biçimiyle yapılandırılmış çeşitli biçimde oluşturulan yapıtlar olup genellikle iç sularda kullanılan, balığın içerisine girmesini sağlayan bir kapısı veya huni biçiminde bir giriş yeri bulunan, içine çekici yem konan, balıkların bir kez girdikten sonra çıkamayacağı biçimde yapılandırılmış tuzaklar.
Bilimsel terim anlamı:
Sepettopunda sayı yapılacak yer. Bu, 0,45 metre çapında demir bir çember olup altında bir ağ asılıdır. Çember ile ağ bir sepet biçimindedir. Sepettopu oyununu bulan Amerikalı Profesör James Naismith, oyunu, önce öğrencilerine kâğıt sepetleriyle oynattığından oyun bu ad ile anılmıştır.
İngilizce'de Sepet ne demek? Sepet ingilizcesi nedir?:
basket, film bin, bin, (abd) film barrel, cutting barrel
Sepet hakkında bilgiler
Sepet, genellikle saz, kamış veya buna benzer ince dallardan örülerek yapılan; yiyecek, eşya ve bazen de canlı taşımakta kullanılan bir tür kap. Zamanla sepet kavramının anlamı genişlemiş, benzer işlerde kullanıldığı halde; ucuzluk, pratiklik ya da dayanıklılık gibi gerekçelerle farklı malzemelerden üretilen araç-gereçler için de sepet ismi kullanılmaya devam edilmiştir. Buna örnek olarak plastik çamaşır sepeti ya da alüminyumdan yapılmış balon sepeti örnek verilebilir.
Sepet sözcüğü Türkçeye Farsçadan (seped) geçmiştir.
Örmeciliğin tarihi antik çağlara dayanır. Örneğin Babil mitolojisinde tanrı Marduk yeryüzünü yaratırken önce denizler üzerine sazlardan ördüğü bir hasırı sermiş, bunun üzerine toprağı serpiştirmiştir. Batı Afrika'daki Dogon halkı tanrının ilk insana ağzı yuvarlak, tabanı dikdörtgen bir sepet verdiğine inanır.
Sepet ile ilgili Cümleler
- Sepet çok ağır, ama kaldırabilirim.
- Bir barda bir taburede oturan denizci çırağı balık ve cips sepetini beklerken bir bira ısmarladı.
- Bir çamaşır sepetine ihtiyacın var mıydı?
- Sepet çileklerle doluydu.
- Sepette başka ne vardı?
- Sepet dokuma ölen bir sanattır.
- Тom kirli elbisesini sepete attı.
- Kedi sepetten çıktı.
- Onların meyve taşımak için kullandıkları sepetler kamış şeritlerinden yapılır.
- Tezgahın üzerinde muz dolu bir sepet var.
- Sepet elmalarla doluydu.
- Sepette bir sürü çürük elma vardı.
- Sepette bazı iyi elmalar var.
- Ali bütün yumurtalarını bir sepete koydu.
Sepet anlamı, kısaca tanımı:
Kamış : Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan bitkiler (Phragmites australis). Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, plastik boru, pipet. Bu bitkiden yapılmış. Erkeklik organı.
İnce : Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Hafif, gücü az. Taneleri ufak, iri karşıtı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Zayıf. Tiz (ses), pes karşıtı. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.
Hasır : Saz, kabuk, yaprak vb. bir bitki maddesiyle örülmüş taban veya tavan örtüsü. Tamamı veya bir bölümü böyle bir örgüden yapılan.
Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.
Yiyecek : Yenebilen. Yenmeye elverişli olan her şey.
Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.
Taşımak : Üstünde bulundurmak. Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak. Duymak, hissetmek. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek. Giymek. Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek. Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek.
Sepet havası çalmak : Yanından uzaklaştırmak, gitmesini sağlamak, sepetlemek. işinden çıkarmak, sepetlemek.
Sepette pamuğu olmamak : Bilgisiz, boş kafalı olmak.
Sepet kafalı : Ahmak, alık.
Sepetkulpu : Basık kemer veya tonoz.
Sepet sandık : İnce dallardan örülmüş ve çoğu meşin ile kaplanmış, sepete benzeyen sandık.
Sepet topu : Basketbol.
Sandık sepet : Ortada olan her şey.
Senet sepet : Senet yerine geçebilecek bir belge veya sözleşme.
Sürü sepet : Birçok.
Çamaşır sepeti : Kirli veya yıkanmış çamaşırların içinde toplandığı sepet.
Çöp sepeti : Büro ve evlerde çöpleri, atıkları koymaya yarayan kap, çöp kovası.
Dalyan sepeti : Dalyanın denizden yana olan dip tarafındaki açıklığı kapamak için kullanılan büyük sepet.
Karamürsel sepeti : Önemsiz kimse veya şey.
Sepetçi : Sepet yapan veya satan kimse.
Sepetçi kavağı : Çalık kavak.
Sepetçi söğüdü : Söğütgillerden, yaprakları uzun, dalları sepet örmeye elverişli bir tür söğüt, ban ağacı, sorgun (Salix viminalis).
Sepetçilik : Sepet yapma veya satma işi.
Sepetleme : Sepetlemek işi.
Sepetlemek : Meyve, sebze vb.ni sepete koymak, sepete yerleştirmek. Başından savmak. İşinden çıkarmak.
Sepetlenme : Sepetlenmek işi.
Sepetlenmek : Bir yerden uzaklaştırılmak, kovulmak. Sepetleme işi yapılmak.
Sepetli : Sepeti olan.
Sepetli motosiklet : Yan tarafında eşya ve yolcu taşımaya elverişli, tek tekerlekli sepeti bulunan motosiklet.
Sepetlik : Sepet yapmaya elverişli olan. Göbek çevresindeki karın bölgesi. Yapılarda çıkıntı.
Sepetsiz : Sepeti olmayan.
Kafası sersem sepet : Gürültü ve uğultudan zihni yorulmuş (olmak).
Karamürsel sepeti sanmak : Bir kimse veya şeyi ufak, önemsiz saymak.
Senetli sepetli : Bir iş yazılı bir belgeye dayandırılarak (yapılmak).
Senetsiz sepetsiz : Senede veya sözleşmeye dayanmadan.
Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Biçme işi.
Ölçü : Ölçüt. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Ölçme sonucu bulunan rakam. Değer, itibar. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Belirlenmiş boyut.
Balık : Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı. Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.
Kapan : Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer. Düzen, hile. Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak.
Motosiklet : Motor silindirinin hacmi 125 santimetreküpten büyük olan, iki tekerlekli motorlu taşıt, motor.
Taraf : Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yön, yan, doğrultu. Yöre, yer.
Yolcu : Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse. Doğması beklenen çocuk. İyileşmesi umutsuz hasta. İşten çıkarılması beklenen kimse. Yolculuğa çıkmış kimse.
Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.
Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.
Kabın : Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde küçük bölme. Küçük, özel bölme. Plajda soyunma yeri. Uçakta yolcuların oturduğu bölüm.
Kap : İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Kapak, cilt. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi. Kap kacak.
Sepet para : Birden fazla para biriminin eşit veya farklı ağırlıklarıyla oluşturulan hesap birimi.
Sepet peyniri : Edremit yöresinde zeytin dallarından yapılan, örme sepetlerde kalıplanan, genellikle keçi, koyun, inek karışık sütünden üretilen, az tuzlu peynir çeşidi.
Sepet timarı : Sahibinin, yerine bir kalıtçı bırakmadan ölmesi sonucu boşalan timar.
Sepetçik : Küçük sepet. İlgili cümle: "Bir sepetçik taze yumurta alıyordu." R. Enis. Sepet örmeye yarayan bir çeşit bitki ve çubuklar. (zooloji)
Sepete atış : Bir oyuncunun sayı yapmak amacıyla topu sepete doğru atması.
Sepetkemiği : Kaburga kemiği, göğüs kafesi.
Sepetleğe : Hayvanlarda belden sonraki bölüm, sağrı.
Sepetleği : Göğüs kemiği.
Sepetlek : Değirmende, buğdayın döküldüğü kesik koni biçiminde yer. Kaburga kemiği, göğüs kafesi.
Sepetleyebilme : Sepetleyebilmek işi.
Diğer dillerde Sepet anlamı nedir?
İngilizce'de Sepet ne demek? : [Sepet] n. basket, skep
Fransızca'da Sepet : corbeille [la], panier [le]
Almanca'da Sepet : n. Beiwagen, Korb
Rusça'da Sepet : n. корзина (F), корзинка (F), плетенка (F), верша (F), кузов (M), коляска (F)

Bu kısımda Sepet nedir? Sepet ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sepet tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sepet hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.