Kamış nedir, Kamış ne demek

Kamış; bir bitki bilimi terimidir.

"Kamış" ile ilgili cümle

  • "Kamış sepet.""Kamış dam."
  • "Bugünlerin birinde kamışların birbirine sürtünmesinden hasıl olan bir yangın gördü." - H. E. Adıvar

Yerel Türkçe anlamı:

Maşrapa.

Sırlı sürahi..

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Buğdaygiller familyasından çok yıllık dar yapraklı yabancı ot.

Penis.

İngilizce'de Kamış ne demek? Kamış ingilizcesi nedir?:

penis

Fransızca'da Kamış ne demek?:

verge, pénis, panis, roseau, chaume

Kamış hakkında bilgiler

Kamış (Phragmites australis), Arundinoideae alt familyasından sulak yerlerde; göl ya da nehir kenarında yetişen uzunca ve içi boş bitki türüdür.

Balıkçıların olta yapımında kullandığı bu bitki ayrıca hasır yapımında da kullanılır. Budanan ve kurutulan kamışlar bir boya getirilerek hasır kilim, sepet minder ya da süs eşyası haline getirilir.

Kamışın asıl özelliği içi oyulup üzerinde belirli ölçülerle biri arkaya altısı öne olmak üzere yedi delik açılınca 3 oktava kadar ses yelpazesi bulunan ve Türk Sanat Müziği'nin temel sazlarından biri olan ney sazına dönüşmesidir.

 

Kamış ile ilgili Cümleler

  • Kamışımı somur.
  • Japon flütleri çoğunlukla bambu kamışından yapılır, fakat son zamanlarda bazı ağaç olanları ortaya çıkmıştır.
  • Sadece şeker kamışı şekeri kullanırım.
  • Akşamleyin şeker kamışı suyu içtik.
  • Onların meyve taşımak için kullandıkları sepetler kamış şeritlerinden yapılır.

Kamış anlamı, tanımı:

Sulak : Kuşlar için su konulan küçük kap. Suyu olan, suyu bol (yer).

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Kamış atmak : Birine oyun etmek, arabozanlık etmek.

Kamış kalem : Yazı yazmak için kullanılan ince kamıştan yapılmış kalem.

Kamış kemiği : Baldırın arka tarafında yer alan ince, uzun kemik.

Kamışkulak : Kulakları ince, düzgün ve dik at.

Ararot kamışı : Maranta.

Hint kamışı : Bambu.

Su kamışı : Hasır otu.

Şeker kamışı : Buğdaygillerden, çiçekleri salkım durumunda başakçıklar oluşturan, 10 metreye kadar uzayabilen, öz suyundan şeker çıkarılan bir bitki (Saccarum officinarum).

Kamışçık : Kuyumcuların kullandığı üfleç.

Kamışlı : Kamışı olan.

Kamışlık : Kamışı çok olan yer.

Kamışsı : Gövdesi kamış gibi boş ve boğumlu olan.

Su kamışıgiller : Bir çeneklilerden, su kamışı, su şeridi vb. türleri içine alan bir familya.

Buğdaygiller : Bir çeneklilerden, örneği buğday, yulaf, arpa, pirinç, çavdar, mısır, ayrık ve çayır otları, kamış, bambu olan, çiçekleri başak durumunda büyük bir bitki familyası.

 

Nemli : Nemi olan, az ıslak, rutubetli, kuru karşıtı. Yaşlı (göz).

Boğumlu : Boğumu olan.

Sert : Hırçın, öfkeli, hiddetli. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Titizlikle uygulanan, sıkı. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Güçlü kuvvetli. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Gönül kırıcı, katı, ters.

Gövde : İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. Bir şeyin asıl bölümü. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

İçecek : İçilen her şey, meşrubat.

Familya : Karı, eş. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Aile.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Erkeklik organı : Erkeğin çiftleşme organı, kamış, sik, zeker, penis, fallus.

Erkeklik : Erkek olma durumu. Erkekçe davranış, yiğitlik, mertlik. Bir erkeğin fizyolojik görevini yerine getirme gücü.

Kamış atmak : birine oyun etmek, arabozanlık etmek. İlgili cümle: "“Sıkıntılı bir durumdu ama onun kamışı o kadar zekice atması hoşuma gitmişti.”" R. Erduran.

Kamış başı soğanı : Köpekte glans penis'in, corpus penis'e komşu olan yumru kısmı, bulbus glandis.

Kamış bülbülü : Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, ötleğengiller (Sylviidae) familyasından, uzunluğu 14 cm kadar olan, sırt tarafı esmer kırmızımsı kahverengi, karnı ve kanat altı tüyleri beyazımsı, baş ve boynun yanları gri olan, böcek ve böcek larvaları ile beslenen Türkiye'de yerli bir kuş türü. Setti bülbülü.

Kamış ipi : Yerlilerin, erkek cinsel örgenini uç kısmından tutturup yukarı kaldırdıkları bele bağlı ince ip.

Kamış kılıfı : Yerlilerin, erkek cinsel örgenini saklamak, korumak ve zararlı büyülerin etkisine açık tutmamak inancıyla kabaktan, mercandan, kamıştan ya da palmiye yapraklarından yaptıkları kılıf.

Kamış koymak : Kapalı söz söylemek, dokundurmak.

Kamış şekeri : [Bakınız: sükroz] Şeker kamışından elde edilen sakkoroz.

Kamışa tapınma : Tarımla uğraşan hemen hemen bütün ilkel budunlarda rastlanılan; bol ürün elde etme ve doğurganlığı artırma inancıyla kamışın (erkek cinsel örgeninin) taştan, ağaçtan, topraktan ve madenden yapılma benzerlerini kutsama, tapınma.

Kamışcık : Kahramanmaraş kenti, Çardak bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Yozgat kenti, Çekerek belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kamışgölü : Bingöl ili, Adaklı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Diğer dillerde Kamış anlamı nedir?

İngilizce'de Kamış ne demek? : n. reed, wattles, straw, cane, bulrush, sedge, penis, dick [sl.], prick [sl.], dong [sl.], tool [sl.], pecker [sl.], cock [sl.], rod [sl.]

Fransızca'da Kamış : canne [la], roseau [le], chaume [la], phallus [le], verge [la]

Almanca'da Kamış : n. Ried, Rohr, Schilf, Schilfrohr

Rusça'da Kamış : n. тростник (M), камыш (M), соломинка (F), соломина (F), моллюск (M)

adj. тростниковый, камышовый

n. пенис (M), член {разг.} (M)