Hasır nedir, Hasır ne demek

Hasır; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Hasır" ile ilgili cümle örnekleri

  • "İş önlükleri bağlandı, sele denilen hasır sepetlerle tarlaya dalındı." - O. Kemal
  • "Öğle uykuma daldığım hasır üzerinde başımın altına konmuş yastık lavanta çiçeği kokardı." - Z. O. Saba

Tarım alanında kullanılan kelime anlamı:

[Bakınız: yastık kafesi]

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Keçe yaparken kullanılan bitkisel yaygı. (*Yalvaç -Isparta)

Osmanlıca Hasır ne demek? Hasır Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

hasır

Hasır hakkında bilgiler

Hasır, kurumuş bitki saplarından, saz gövdelerinden veya rafyadan örülmüş, genellikle taban döşemesi, bazen duvar ve tavan kaplaması olarak kullanılan bir cins ot kilim.

Hasır, kolaylıkla toplanarak dürülebilir. Kullanıldığı yere, yapıldığı malzemeye göre değişik türleri vardır. Kaba hasır kalın sazlardan örülür, altlık sergisi olarak oda tabanlarında, kır yemeklerinde, kır kahvelerinde, gezi yerlerinde kullanılır. Kefen ve tabut yerine Anadolu'nun bir çık yerinde kullanıldığı da olur. Sebze, meyve taşımak için kullanılan zembil, damacana ve büyük şişelerin çevresine örülen koruyucu kaplar da genellikle hasırdandır. Eskiden halıların altına, yere serilir, duvara asılır, camilerde yaygı olarak kullanılırdı. İnce hasırla, şapka, çanta, sofra örtüsü, eteklik gibi çeşitli eşyalar yapılır. Bugün daha çok bitki lifleri yerine sunî elyaf kullanılarak hasır örülmektedir. Koltuk, iskemle ve taburelerin oturacak yerlerini hasır örgüden yapmak 17. yüzyılda başlamış, temiz ve zarif görünüşü dolayısıyla gitgide değer kazanmıştır.

 

Hasır ile ilgili Cümleler

  • Yeni hasır şapkamı beğeniyor musun?
  • Ali bir hasır şapka aldı.
  • Köpek hasırın üzerinde uyuyordu.

Hasır anlamı, tanımı:

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Tavan : Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat. Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı. Çatı kiremidi.

Örtü : Yapılarda çatı, dam. Örtmek için kullanılan şey, vualet.

Örgü : İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ. Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey. Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi. Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum. Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış. Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı. Örülmüş saç bölüğü, belik. Örülerek yapılan, örme. Yapı. Örme işi veya biçimi.

 

Hasıraltı : "Bir işi isteyerek, bilerek ve haksız olarak yürütmemek, örtbas etmek" anlamındaki hasıraltı etmek deyiminde geçen bir söz.

Hasır çelik : İnşaatlarda düz yüzeylere atılacak betonun içine konulan, hasır biçiminde örülmüş malzeme, hasır demir.

Hasır demir : Hasır çelik.

Hasır otu : Hasır otugillerden, bataklıklarda yetişen düz, ince uzun ve dayanıklı olan yaprakları kıtık yapmaya, hasır ve zembil örmeye yarayan bir saz, su kamışı, kofa, kiliz (Typha).

Hasır otugiller : Su kıyılarında yetişen, örneği hasır otu olan bir bitki familyası.

Hasırcı : Hasır ören veya satan kimse.

Hasırlama : Hasırlamak işi.

Hasırlanmak : Hasırla döşenmek, üstü hasırla örtülmek.

Hasırlı : Hasırla kaplanmış şişe. Hasırı olan, hasırla kaplanmış olan.

Kuru hasır üstünde kalmak : Aç, parasız, evsiz kalmak.

Kabuk : Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman.

Yaprak : Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak. Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça.

Madde : Bir cismi oluşturan öge, öz. Duyularla algılanabilen nesne. Molekül. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Para, mal vb. ile ilgili şey. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri.

Tamam : Tamamlanmış, bitmiş. Eksiksiz. Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Yanlış ve yalan olmayan, doğru. Bütün, tüm. Evet.

Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Çağ, devir. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.

Kurum : Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi köklü bir yapıyı içeren, genellikle devletle ilişkisi olan yapı veya birlik, müessese. Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is. Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür.

Gövde : Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. Bir şeyin asıl bölümü. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm.

Hasır ovası : Eskiden kışla meydanların da askerlere dayak cezası verilen yer.

Hasır örgü : (Süsleme) Bizans sütun başlıklarında görülen hasır örgü biçimindeki oyma bezeme.

Hasırağacı : Adana ili, Tuzla nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Hasıramak : Özlemek. Yorgunluktan sık sık solumak.

Hasırcıarnavutköy : Edirne şehrinde, Meriç ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Hasırcılar : Malatya kenti, Battalgazi ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Hasırcılık : Hasırcının yaptığı iş.

Hasırkoşmak : Hasır tezgâhını hazırlamak. (Yassıören *Senirkent -Isparta)

Hasırla avcılık : Su yüzeyine yatırılan hasırların gölge oluşturmasıyla zıplayan balıkların özellikle mehtaplı gecelerde avlanması.

Hasırlamak : Hasırla döşemek, üstünü hasırla örtmek.

Diğer dillerde Hasır anlamı nedir?

İngilizce'de Hasır ne demek? : adj. straw, wicker

n. wicker, straw, mat, reeds

Fransızca'da Hasır : natte [la], paille [la]

Almanca'da Hasır : n. Matte, Rohrgeflecht

Rusça'da Hasır : n. циновка (F), мат (M), плетенка (F), рогожа (F)

adj. плетеный