Örgü nedir, Örgü ne demek

  • Örme işi ya da biçimi.
  • Örülerek yapılan, örme.
  • Örülmüş saç bölüğü, belik.
  • İletişim, ulaşım vb.nin ülke yüzeyinde yayılmış biçimi, ağ.
  • Tığ, şiş veya özel makineyle ilmiklerin yan yana getirilmesiyle örülerek yapılmış şey
  • Dokumacılıkta atkı ve çözgü ipliklerinin, dokumayı oluşturacak biçimde belli bir desene göre kesişmesi.
  • Konunun ana çizgisi, oyunun işlenişi veya çatısı.
  • Her türlü eylem ve olaydan oluşan akış.
  • Bazı sinir veya damarların birbirine geçip dolaşmasından ortaya çıkan oluşum.
  • Yapı.

"Örgü" ile ilgili cümle

  • "Batı Avrupa medeniyeti bütün dış ve iç örgüleriyle bana ilk defa orada ayan olmuştu." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Yaşamın örgüsü içinde gereğinden bile çok çalışkanım." - N. Meriç
  • "Örgü bir giysi."
  • "Kadının başına doladığı örgülerden biri, firketelerden kurtulup omzuna düşüyor eğilince." - N. Meriç

Yerel Türkçe anlamı:

Tel örgü

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Öğecik ya da özdeciklerin düzenli dizilişinden oluşan iki ya da üç boyutlu geometrik yapı.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir buzsul içinde özdeciklerin, öğeciklerin, üşerlerin titreşime başladıkları ortalama yerlemlerinin oluşturduğu düzenli ağ.

Çoktürel tepkileşmlikte bölünebilir ve bölünemez özdeklerin düzenli dizilmesiyle oluşan örnekçe.

 

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Oyun yapısını ortaya çıkaran doku.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Dilemsel iki öğesinin en küçük üst sınırı ve en büyük alt sınırı var olan tikel sıralı küme.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: sinirağı]

Tiyatro'daki terim anlamı:

Oyun dokusu, işlenişi, çatısı.

Tulûata dayanan tiyatroda senaryo.

Konunun ana çizgisi.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[Bakınız: örme]

Bilimsel terim anlamı:

Bir örütü oluşturan atom, yükün ya da moleküllerin üç boyutlu ve dönemli olarak dizilişi.

[Bakınız: örme 1]

İngilizce'de Örgü ne demek? Örgü ingilizcesi nedir?:

lattice, structure, strand

Fransızca'da Örgü ne demek?:

conjonctif, ive (tissu)

Örgü hakkında bilgiler

Örgü, İnsanoğlunun en temel ihtiyaçlarından olan örtünme ihtiyacını karşılamak amacıyla başlamış daha sonraları dekoratif amaçlar için de kullanılan bir el becerisi uğraşı.Özellikle günümüzde ev hanımlarının vazgeçilmez hobisi haline gelmiştir. Ürün oluşturmak için birçok yöntem vardır.

Örgü ile ilgili Cümleler

  • Evde oturup örgü örerim daha iyi.
  • Örgüsünü bir kenara koydu ve ayağa kalktı.
  • O, saçlarının örgüsünü açtı.
  • Evde kalıp örgü örmeyi tercih ederim.
  • Örgü örebildim.
  • Maria örgü şişlerini çıkardı.
  • Ali bu örgütün bir üyesidir.
  • Yemek yapmak, örgü örmek, bahçıvanlık, pul toplamak ve benzeri birçok hobileri vardır.
  • "Levada Center" örgütüne göre, Rusların yaklaşık %70'i eski SSCB dışına hiç çıkmamıştır.

Örgü tanımı, anlamı:

Hezaren örgü : Bambu kabuklarından soyularak elde edilen liflerle veya sentetik malzemeyle yapılmış olan özel bir örgü.

 

Pirinç örgü : İlmekleri bir ters bir düz örüp arka sırayı da buna uygun örme biçimi.

Tel örgü : Dikenli tellerden yapılmış engel.

Saç örgüsü : Nakış işlerinde bir motif adı, bölük.

Örgücü : Örgü örüp satan kimse.

Örgülü : Örgüsü olan, örgü biçiminde bulunan. Örülmüş.

Örgülü pilav : Tavuk eti veya tavuk ciğerinin kısık ateşte pişirilmesinden sonra pirinç, tereyağı, fıstık, un ve yumurta karışımıyla hazırlanan bir pilav türü.

Örgün : Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan.

Örgün eğitim : Kişilerin hayata atılmadan, iş ve meslek kollarında çalışmaya başlamadan önce okul veya okul niteliği taşıyan yerlerde, genel ve özel bilgiler bakımından yetişmelerini sağlamak amacıyla belli kanunlara göre düzenlenen eğitim, formel eğitim. Düzenli, planlı, yöntemli biçimde verilen herhangi bir eğitim.

Örgüsüz : Örgüsü olmayan.

Örgüt : Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü. Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat.

Örgüt kültürü : Çalışan personelin davranışlarını ve çalışılan yerin genel görüntüsünü şekillendiren, simgeler aracılığıyla öğrenilebilen ve öğretilebilen, kuşaktan kuşağa aktarılan, değişebilir nitelikteki değer, düşünce ve kurallar bütünü.

Örgüt kurmak : Teşkilat oluşturmak, birliği düzenlemek.

Örgütçü : Örgütleme işleriyle uğraşan kimse, teşkilatçı. Örgütleme işlerinde yetenekli kimse, teşkilatçı.

Örgütçülük : Örgüt kurma işi, teşkilatçılık.

Örgütleme : Örgütlemek işi, teşkil, teşkilatlandırma.

Örgütlemek : İnsanları veya işleri örgütlü duruma getirmek, teşkilatlandırmak. Herhangi bir amacı gerçekleştirmek için insanları bir araya getirmek, organize etmek.

Örgütlendirilme : Örgütlendirilmek işi, teşkilatlandırılma.

Örgütlendirilmek : Örgütlendirme işi yapılmak, teşkilatlandırılmak.

Örgütlendirme : Örgütlendirmek işi, teşkilatlandırma.

Örgütlendirmek : Bir örgüt etrafında toplamak, teşkilatlandırmak.

Örgütleniş : Örgütlenme işi, teşkilatlanış.

Örgütlenme : Örgütlenmek işi, teşkilatlanma.

Örgütlenmek : Örgütleme işine konu olmak, teşkilatlanmak. Örgüt durumuna girmek.

Örgütleyiş : Örgütleme işi.

Örgütlü : Örgütlenmiş olan, teşkilatlı.

Örgütsel : Örgütle ilgili.

Örgütsüz : Örgütlenmiş olmayan, teşkilatsız. Örgütlenmemiş bir biçimde, teşkilatsız.

Örgütsüzlük : Herhangi bir örgütlenmenin bulunmaması durumu, teşkilatsızlık.

Adalet örgütü : Adliye teşkilatı.

Sivil toplum örgütü : Sivil toplum kuruluşu.

Örme : Örmek işi. Örülerek yapılan.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil.

Makine : Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması. Araba, otomobil. Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü.

İlmik : İlmek.

Getirilme : Getirilmek işi.

Dokumacılık : Dokumacının yaptığı iş, dokuyuculuk, tekstil.

Atkı : Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Büyük yaba. Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç.

İnsanoğlu : İnsan, âdemoğlu, fâni.

Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.

Saç : Yassı demir çelik ürünü. Bu nesneden yapılmış, üzerinde yufka yapılmış olan dışbükey pişirme aracı. Bu üründen yapılan.

Belik : Saç örgüsü.

Yapı : Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.

Örgü bezeme : (Süsleme) Örgü biçiminde, birbirlerine dolanmış şeritlerin meydana getirdiği süs.a. bk. bezek, bezekleme.

Örgü dördül tasarımı : (Deneysel tasarım) Her işlem ikilisinin dizeç ve dikeçlerin her birinde bir kez görüldüğü ve tüm işlemlere ilişkin eşit duyarlıkta bilginin sağlandığı bir deney tasarımı, anlamdaş yalın örgü tasarımı.

Örgü karışıklığı : Değişir sıralı dillerdeki cümle örgüsünde bazen kelimeleri sıralama serbestliğinden doğan karışıklık.

Örgü peyniri : Çoğunlukla Diyarbakır yöresinde üretilen, üretimi sırasında telemesi tuzlu suda haşlanan ve salamurada olgunlaştırılan saç örgüsü biçiminde bir peynir çeşidi.

Örgü tasarımı : (Deneysel tasarım) Latin dördül tasarımında deneme sayısı dizeç ya da dikeç sayısından çok olduğunda kullanılan bir deney tasarımı. Deneydeki tüm işlemler için aynı duyarlıkta bilgi elde etmek amacıyla düzenlenen, işlem sayısının tam üstiki olduğu eksik bölük tasarımı.

Örgü teli : Örgü işlerine uygun özellikte olan çelik tel.

Örgücülük : Örgücünün yaptığı iş.

Örgüç : Dokuma aracı. Hörgüç.

Örgüleme : Örgülemek işi.

Örgülemek : Örgü durumuna getirmek. mec. Düzenlemek. Çocuk sallamak. Örmek, onarmak.

Diğer dillerde Örgü anlamı nedir?

İngilizce'de Örgü ne demek? : adj. knitted, hand knitted

n. knitting, knit, plait, braiding, braid, plat

Fransızca'da Örgü : tricot [le], tresse [la], texture [la], plexus [le]

Almanca'da Örgü : n. Geflecht, Netzwerk

Rusça'da Örgü : n. плетение (N), вязание (N), сплетение (N), коса (F), кладка (F)

adj. вязальный