Elevating türkçesi Elevating nedir

  • Yükseltme.
  • Terfi ettirme.
  • Kaldırma.
  • Yükseğe çıkarılmış.
  • Yüceltilmiş.
  • Bir üst makama atama.
  • Yükseğe kaldırılmış.
  • Moralini yükseltme.
  • İhya etme.
  • İhya edilmiş.
  • Yükseltilmiş.
  • Övülmüş.
  • Yüceltme.

Elevating ingilizcede ne demek, Elevating nerede nasıl kullanılır?

Uterine elevating forcep : Sezaryen operasyonlarında döl yatağını tutmada kullanılan pens. Uterus pensi.

Elevation : Yükseltme. Terfi. İrtifa. Rakım. Moral verme. Yükseliş. Yücelme. Bir yıldızın, bir gökcisminin gözerimi düzleminden yukarı doğru açısal uzaklığı; deniz yüzeyinden ya da herhangi bir düzlemden yukarı doğru uzaklık. Dikey kesit.

Elevation angle : Görüş açısı. Yükseliş açısı. Nişangah açısı. Açısal yükselik. Yükselme açısı. Rakım açısı.

Elevation difference : Kot farkı. Yükseliş farkı.

Elevation indicator : Yükseliş kadranı.

Elevation of boiling point : Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Yabancı özdeciklerin katılmasıyla, arı bir sıvının kaynama noktasının daha yüksek sıcaklığa ağması. Kaynama noktası yükselimi.

Elevations : Deniz seviyesine oranla yükseklik. Yücelme. İrtifa. Eğim. Dikey kesit. Kaldırma. Yükseliş. Yükselti. Moral verme. Yükseklik.

Capillary elevation : Kılcal yükselme. Kapiler yükselme.

Elevation table : Yükseliş çizelgesi.

 

Angle of elevation : Nişangah açısı. Yükseliş açısı. Tırmanış açısı. Yükselme açısı.

İngilizce Elevating Türkçe anlamı, Elevating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Elevating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dignification : Değer verme.

Debilitative : Güçten düşüren. Zayıflatan. Zarar veren. Zayıflatıcı. Zarar verici.

Elevations : Yücelme. Deniz seviyesine oranla yükseklik. Yükselti. Yükseklik. Rakım. İrtifa. Eğim. Moral verme.

Enriched : Geliştirilmiş. Zenginleştirilen. Artırılmış. Rafine edilmiş. Arıtılmış. Zenginleştirilmiş.

Enfeebling : Dermansız bırakma. Kuvvetten düşürmek. Halsiz bırakmak. Zayıflatma. Zayıflatılma. Zayıflatıcı. Mecalsiz bırakma. Kuvvetsizleştirici. Zayıf düşürme.

Emblazoning : Kutlamak. Övme. Yüceltmek. Armalarla süsleme. Armalarla süslemek. Göklere çıkarmak. Göklere çıkartma. Armalarla donatma. Süsleme. Övmek.

Brought up : Yaklaşmasını sağlamak. Eğitim (bir insanın). Büyütme. Yetişkin. Tartışma (bir konunun, vb.). Yetiştirilmiş. Önceye getirme. Ergin.

Extolled : Methetmek. Övmek.

Heightened : Keyfi yerinde. Neşesi yerinde. Kaldırılmış. Sevinçli. Abartılmış. Parıltılı. Yükseltilen. Coşmuş. Keyifli.

Raised : Kabartma. Yükselmiş. Zamlı. Çıkıntılı. Kabarık. Mayalı. Mayalanmış. Kalkık.

Elevating synonyms : angular position, defeasance, ennobled, annulment, deletion, debilitating, exalted, heaving, abolishment, aggrandizement, emblazonment, altitude, aggrandisement, emblazonments, rejuvenations, escalated, endurance, heightening, amplifications, heavings, hiking, apotheosis, escalation, glorification, amplification, exalting, annulments, glorified, abrogation, mountant, deifications, ennobling, emblazoned.

 

Elevating zıt anlamlı kelimeler, Elevating kelime anlamı

Invigorating : Canlandırma. Canlandırıcı. Canlı.

Fall : Rastlamak. Dalmak. Düşmek. Aşağı sallanmak. Yıkılma. Düşüş. Yatağa düşmek. Asılmak. Gece çökmek. Karanlık bastırmak.