Brought up türkçesi Brought up nedir

Brought up ile ilgili cümleler

English: Ali was brought up by his grandparents.
Turkish: Ali büyük ebeveynleri tarafından yetiştirildi.

English: Ali brought up an interesting point during the meeting.
Turkish: Ali toplantı sırasında önemli bir konudan bahsettti.

English: Ali was brought up in Australia.
Turkish: Ali Avustralya'da büyütüldü.

English: Ali brought up the subject.
Turkish: Ali konudan bahsetti.

English: Ali was brought up by his aunt and uncle.
Turkish: Ali halası ve amcası tarafından getirildi.

Brought up ingilizcede ne demek, Brought up nerede nasıl kullanılır?

Brought : Getirilmiş. Getirtilen. Neden olmak. Verilen. Razı etmek. Getirmek. İkna etmek. Celp olunan. Vermek (ceza). Kazandırmak.

Brought up to date : Bilgilendirme. Bir durumun haber verilmesi. Güncelleştirilmiş. Güncelleme.

Be brought up : Meydana atılmak. Yetişmek.

Brought about : Neden olunmuş. Vuku bulmak. Meydana getirilmiş. Gerçekleştirilmiş. Hasıl etmek.

Brought back : Hatırlatmak. Geri götürmek. Geri getirmek.

İngilizce Brought up Türkçe anlamı, Brought up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brought up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Full grown : Tamamıyla büyümüş. İyi gelişmiş. Tam gelişmiş veya büyümüş. Büyümüş. Tam gelişmiş. Olgun.

Grown : Olgun. Büyümüş. Yetişmiş. Olmuş.

Enlargement : Artma. Büyültme. Agrandisman. Genişletme. Çoğalma. Genişleme. Yayılma. Büyüme.

Maturer : Vadesi gelmiş. Kemale ermiş. Tekamül etmek. Pişmek. Olgunlaşmak. Kemale erdirmek. Erişmek. Olgunlaştırmak. Olgun.

Augmentation : Çoğaltma. Artırma. Artış. Arttırma. Büyüme. Çoğalma.

Hiking : Fiyatları yükseltme. Trekking. Yürüme. Daha yüksek yapma (fiyat vs). Yürüyüş yapma. Yürüyüşe çıkma.

Grownup : Yetişkin kimse. Olgun.

Coached : Yetiştirilen. Özel ders vermek. Eğitmek. Hazırlamak. Yetiştirmek. Araba ile gezmek. Antrenman yaptırmak. Özel hocalık yapmak.

Ripe : Uygun. Görmüş geçirmiş. Bekletilmiş. Kemale ermiş. Hazır. Olmuş. Olgun (meyve). Tam kıvamında. Büyüme ve gelişmesini tamamlayarak ergin evreye ulaşmış. matür. Açık saçık.

Exaggeration : Aşırılık. Şişirme. İzam. Abartı. İfrat. Abartma. Mübalağa.

Brought up synonyms : of full age, aggrandisement, heightening, ripest, pubescent, bringing up, adults, foster child, aggrandizements, exaggerations, escalations, exaltations, exaltation, marriageable, elevation, elevating, riper, major, trained, extension, of age, escalation, enlargements, amplification, majors, fully grown, grownups, expansion, elevations, grown up, mature, ennobling, amplifications.