Brought about türkçesi Brought about nedir

  • Neden olunmuş.
  • Meydana getirilmiş.
  • Vuku bulmak.
  • Gerçekleştirilmiş.
  • Hasıl etmek.

Brought about ile ilgili cümleler

English: His carelessness brought about the accident.
Turkish: Onun dikkatsizliği kazaya neden oldu.

English: The earthquake brought about the fire.
Turkish: Deprem, yangına sebep oldu.

English: The death of the king brought about a war.
Turkish: Kralın ölümü bir savaşa yol açtı.

English: His reckless driving brought about his death.
Turkish: Dikkatsiz araba kullanması onu ölüme götürdü.

English: Fresh snow brought about a festive atmosphere.
Turkish: Taze kar bir festival atmosferi getirdi.

Brought about ingilizcede ne demek, Brought about nerede nasıl kullanılır?

Brought : Getirtilen. Razı etmek. Verilen. Kazandırmak. Getirilmiş. Getirmek. Vermek (ceza). Neden olmak. İkna etmek. Celp olunan.

About : Aşağı yukarı. Yakınında. Sularında. Konusunda. Orada burada. Baresinde. Şurada burada. Üzerine. Dair. -e ne dersin?.

Brought back : Geri götürmek. Hatırlatmak. Geri getirmek.

Brought close together : Biraraya getirmek.

Brought down : İndirmek. Nakil yekun.

Brought forth : Ürün vermek. Meydana getirmek.

İngilizce Brought about Türkçe anlamı, Brought about eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brought about ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Transpired : Olmak. Duyulmak. Sızdırmak. Sızmak. Meydana gelmek. Bilinmek. Terlemek. Belli olmak. Kokusu çıkmak.

Bring forth : Ürün vermek. Neden olmak. Getirmek. Vermek. Sebep olmak. Meydana getirmek. Doğurmak.

Grow up : Meydana gelmek. Büyümek. Yaygınlaşmak. Çıkmak. Palazlanmak. Yetişmek. Büyü artık. Büyü. Boy atmak.

Actualized : Fiili olarak gerçekleştirmek. Hayata geçirilmiş. Fiili gerçek haline gelmek. Gerçek olmuş. Gerçekten oluşmak. Mümkün olmakta gerçeğe dönüşmüş (ayrıca actualised). Gerçeğe dönüşmüş. Gerçekleşmiş.

Realised : Tahakkuk etmek. Realize edilmiş.

Carried out : Yapma. Yapılma. Uygulanma. Gerçekleştirme. Yerine getirilmiş. Yerine getirme. Yerine getirilme. Yapılmış. Başarılmış.

Transpires : Terlemek. Belli olmak. Olmak. Meydana gelmek. Kokusu çıkmak. Ortaya çıkmak. Sızmak. Duyulmak. Bilinmek.

Executed : Uygulanmış. Münakit. Başarılmış. Asılı. İdam etmek. Gerçekleştirmek. Yapılmış. Yerine getirmek. Yerine getirilmiş.

Take place : Cereyan etmek. Meydana gelmek. Gerçekleşmek. Olmak. Yer bulmak. Olay (bir yerde) geçmek. Geçmek. Olagelmek.

Performed : Gerçekleştirilen. Uygulamak. Yapılmış. Numara yapmak. Konser vermek. Yapmak. Oynamak. Yerine getirmek. İşlemek.

Brought about synonyms : transpire, realized, reign, materialised, born, materialized, come to pass, generative, fulfilled, actualised, occur, happen.