Grow up türkçesi Grow up nedir

Grow up ile ilgili cümleler

English: Did you grow up in Boston?
Turkish: Boston'da mı büyüdün?

English: Did you grow up near a beach?
Turkish: Sahil kenarında mı büyüdünüz?

English: Children grow up very quickly.
Turkish: Çocuklar çok çabuk büyürler.

English: American children grow up hearing those words.
Turkish: Amerikalı çocuklar bu sözcükleri işiterek büyürler.

English: Ali was lucky to grow up bilingual.
Turkish: Ali iki dilli büyümek için şanslıydı.

Grow up ingilizcede ne demek, Grow up nerede nasıl kullanılır?

Grow : Bırakmak. Lenmek. Çoğalmak. Büyütmek. Üretmek. Gelişmek. Yetiştirmek. Yetişmek. Büyümek. Bitmek.

Grow a beard : Sakal bırakmak.

Grow away from : İle ilişkileri azalmak. Arası açılmak. Ayrı yaşamak. Bağları kopmak. (arkadaş vb) ayrılmak. İlişkisi bozulmak. Büyüyüp sığmamak. Yakınlığını azaltmak. Soğumak. Uzaklaşmak.

Grow into : Haline gelmek. Zamanla büyüyüp bir giysinin ölçülerine uymak. Alışmak (bir işe). Olmak.

Grow old : Yaşlanmak. Kocamak. Kocalmak. Farımak. Saçı başı ağarmak. Kartlaşmak. Yıpranmak. İhtiyarlamak. Eskimek.

 

İngilizce Grow up Türkçe anlamı, Grow up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grow up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Head : Kullanmak. Örtübaşı. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. sefal, kafa. 3.bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, dna içeren kısmı. 4.miyozinin bir parçası. fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı. Atletizm, bilgisayar, biyoloji, jimnastik, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Başında olmak. Başına geçmek (şirket vb). Baş. Çekiç tokmağı. Yollanmak. Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar.

Accruing : Gerçekleşme. Artmak. Meydana gelme. Çoğalmak. Payına düşmek. Tahakkuk etmek.

Maturer : Ergin. Olgunlaştırmak. Tamam. Pişmek. Kemale erdirmek. Tekamül etmek. Dinlendirmek (şarap). Kemale ermiş. Erişmek.

Advance : Terfi. İleri sürmek. Avans. Avans vermek. İlerletmek. Öne almak (tarih terimi). İlerlemek. Atamak. Geliştirmek.

Caught : Çekmek. Tokat atmak. Kapmak. Baskın yapmak. Çalışmak (mekanizma). Yakalamak. Vurmak. Maruz kalmak. Cezbetmek. Tutuşmak.

Take place : Yer bulmak. Olagelmek. Cereyan etmek. Geçmek. Olay (bir yerde) geçmek. Gerçekleşmek. Olmak.

Pervade : Her tarafa yayılmak. Yayılmak (koku). Kaplamak. İstila etmek. Doldurmak. Sarmak. Her tarafına yayılmak. Yayılmak. Sinmek.

Bulks : Yük. Ekseriyet. Şişmek. Genişlemek. Kütle. Hacim. Büyütmek. Geniş vücut. Boy. Cüsse.

 

Blows : Filizlenmek. Patlamak. Blow (üflemek). Büyütmek. Islık çalmak. Üflemek. Dalgalandırmak. Patlatmak. Tomurcuk açmak.

Maturest : Tekamül etmek. Olgunlaştırmak. Dinlendirmek (şarap). Vadesi gelmiş. Ergin. Erginleşmek. Tekemmül etmek. Olgun. Kemale erdirmek.

Grow up synonyms : come to pass, cantrips, happen, transpires, accretes, mellow, better, absent oneself, augments, brought about, come about, arrive, crescere, bloom, blossom out, maturated, ascended, enchant, blossomed, draw up, bewitchment, ascend, pervaded, accrue, climbs, occur, blossom, ameliorating, break out, become of, bump up, bulked, betiding.