Grow old türkçesi Grow old nedir

Grow old ile ilgili cümleler

English: I like people who are not afraid to grow old.
Turkish: Yaşlanmaktan korkmayan insanları seviyorum.

English: He never seems to grow older.
Turkish: O, asla yaşlanıyor gibi görünmüyor.

English: As we grow older, our memory becomes weaker.
Turkish: Biz yaşlandıkça, hafızamız zayıflar.

English: I want to grow old with you.
Turkish: Seninle yaşlanmak istiyorum.

English: We don't stop playing because we grow old; we grow old because we stop playing.
Turkish: Büyüdüğümüz için oyun oynamayı bırakmadık; oyun oynamayı bıraktığımız için büyüdük.

Grow old ingilizcede ne demek, Grow old nerede nasıl kullanılır?

Grow : Dönüşmek. Lenmek. Uzatmak. Üretmek. Artmak. Bitmek. Lemek. Bırakmak. Çoğalmak. Gelişmek.

Old : Yaşlı. ...yaşında. Pişkin. Köhne. Kart. Eskimiş. İhtiyar. Büyük. İhtiyarlamak. Deneyimli.

Grow a beard : Sakal bırakmak.

Grow away from : Soğumak. Arası açılmak. (arkadaş vb) ayrılmak. Büyüyüp sığmamak. İlişkisi bozulmak. Uzaklaşmak. Yakınlığını azaltmak. İle ilişkileri azalmak. Bağları kopmak. Ayrı yaşamak.

Grow into : Olmak. Alışmak (bir işe). Haline gelmek. Zamanla büyüyüp bir giysinin ölçülerine uymak.

 

Grow on : Alışılmak. Sevilmeye başlamak. Sarmak.

İngilizce Grow old Türkçe anlamı, Grow old eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grow old ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Outwears : Eskitmek. Tüketmek. Daha uzun dayanmak.

Frays : Boğuşma. Tarazlanmak. Yıpratmak. Yıpratmak (kumaşı veya ipi). Saçaklanmak. Tarazlandırmak. Boynuz tüylerini dökmek (geyik). Aşınmak. Aşındırmak.

Age : Yıllandırmak. Bir gökcisminin oluşmaya başladığı günden bugüne dek geçirdiği zaman süresi. Devir. Biyoloji, coğrafya, uzay alanlarında kullanılır. Yıllanmak. Erginlik. Eskitmek. Bir varlığın doğumundan başlayarak ömrü boyunca tekrarlanan belirli zaman aralıklarının toplamı. Yıpratmak.

Become old : Köhnemek. Köhneleşmek.

Fatten : Yağlandırmak. Besiye çekmek. Tavlama. Yağlanmak. Kilo aldırmak. Hayvanın besi döneminin sonuna doğru yağ biriktirmesine yetecek kadar yoğun bir biçimde beslenmesi, tavlama. Şişmanlamak. Semirtme.

Frazzling : Yormak. Eskiyen. Yıpratmak.

Staler : Bozulmak. Vadesi geçmiş. Bayatlatmak. Bayatlamak. Eskimiş. Yatkın. Bozuk. Bitkin. Çiş (at, sığır).

Corrodes : Çürütmek (pas veya kimyasal madde). Korozyona uğramak. Aşınmak. Çürütmek. Kemirmek. Çürümek. Paslatmak. Aşındırmak. Paslandırmak.

Grow old synonyms : get older, be getting on in years, outwearing, fall into decay, get on, go to seed, erodes, overgrow, dating, consume away, fattens, stalest, get old, outwear, fray, corrode, corroding, frazzles, staling, see service, staled, become tough, fray out, stales, date, senesce, long in the tooth, frazzle, stale, erode, old.