Yıpranmak nedir, Yıpranmak ne demek

  • Zamanla veya çok kullanılma sonucu aşınmak, eskimek.
  • Makine veya makine parçaları aşınıp bozulmak.
  • Saygınlığı azalmak.
  • Çeşitli etkenlerle eski gücü kalmamak

"Yıpranmak" ile ilgili cümleler

  • "Gömleği ütülü ama yıpranmıştı." - Y. Z. Ortaç
  • "Onun zekâsı hiç yıpranmamış."
  • "Dikiş makinesi kullanıla kullanıla yıprandı."

Yerel Türkçe anlamı:

Yırtınmak, bağırmak.

Yıpranmak anlamı, kısaca tanımı:

Yıpranma : Doku bozukluğu. Yıpranmak işi.

Zaman : Dönem, devir. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Belirlenmiş olan an. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Çağ, mevsim. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Aşınmak : Birbirine sürtünerek incelmek. Eskimek, yıpranmak. Çıkıntıları silinmek, düzleşmek.

Eskimek : Yıpranmak. Eski duruma gelmek. Yaşlanmak. Gözden düşmek, değeri kalmamak.

 

Makine : Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması. Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü. Araba, otomobil.

Parça : Müzik eseri. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Güzel, alımlı kız veya kadın. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Tane. Nesne. Pasaj.

Bozulmak : Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Bozma işine konu olmak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Sağlığını yitirip zayıflamak. Dağılmak, bozguna uğramak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek.

Azalmak : Eskisinden az bir duruma gelmek. Az denecek bir miktara inmek. Etkisini yitirmek, hafiflemek.

Çeşitli : Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.

Eski : Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Geçerli olmayan. Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık.

Gücü : Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.

Diğer dillerde Yıpranmak anlamı nedir?

İngilizce'de Yıpranmak ne demek? : v. consume away, corrode, fray, fray out, frazzle, rub off, waste away, wear away, wear down, wear off, wear out

 

Fransızca'da Yıpranmak : s'user, s'élimer

Almanca'da Yıpranmak : v. zerschleißen

Rusça'da Yıpranmak : v. обтрепаться, обтрепываться, сноситься, изнашиваться, занашиваться, истираться, обтрепаться, износиться, заноситься, истереться