Eskimek nedir, Eskimek ne demek

  • Eski duruma gelmek
  • Gözden düşmek, değeri kalmamak.
  • Yıpranmak.
  • Yaşlanmak.

"Eskimek" ile ilgili cümleler

  • "Yerde değerli ama artık eskimiş bir halı." - T. Buğra
  • "Eskimiş boş çuvallar gibi sızıp kalırlardı bir köşede." - K. Korcan
  • "Artık eskidiğimiz için evde de pek telaş etmezler." - R. N. Güntekin

Eskimek tanımı, anlamı:

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Gelme : Gelmiş olan. Yetişme. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmek işi.

Yıpranmak : Makine veya makine parçaları aşınıp bozulmak. Zamanla veya çok kullanılma sonucu aşınmak, eskimek. Saygınlığı azalmak. Çeşitli etkenlerle eski gücü kalmamak.

Düşmek : Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Düşkünleşmek. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek. Hızı, gücü, değeri azalmak. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yakışmak, uygun gelmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Bulunmak. Vurmak, değmek, rastlamak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Belirli zamana rastlamak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Alışmak, müptela olmak. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Kötü yola girmek. Uğramak, kapılmak. Bayağılaşmak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Eksilmek. Yağmak. Fırsat çıkmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek.

 

Değer : Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Üstün nitelik, meziyet, kıymet.

Eski : Önceki, sabık. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey. Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Geçerli olmayan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan.

 

Gelmek : İsabet etmek. Türemek. Uygun düşmek. Dayanmak, tahammül etmek. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Olmak, -e uğramak. Mal olmak. Kadar olmak. Çıkmak, yönelmek. Sonuç çıkmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Ortaya çıkmak, doğmak. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. İzlemek, takip etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Akmak. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. Belli bir zamana ulaşmak. Getirmek. Katılmak, eklenmek. Ulaşmak, varmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Uymak. Biriyle birlikte gitmek. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Belli bir süre dolmak.

Yaşlanmak : Dayanmak. Yasa bürünmek, yas içinde olmak. Güvenmek.

Diğer dillerde Eskimek anlamı nedir?

İngilizce'de Eskimek ne demek? : v. wear out, become old, grow old, date, frazzle, stale, wear away, wear down, wear off

Fransızca'da Eskimek : s'user, vieillir, être abandonné, être râpé

Almanca'da Eskimek : v. ausdienen, überleben: sich überleben

Rusça'da Eskimek : v. стареть, изнашиваться, ветшать, устаревать, износиться, обветшать, устареть