Stale türkçesi Stale nedir

  • Bozulmak.
  • Yatkın.
  • Yıpranmış.
  • Bayat.
  • Kaşanmak.
  • Tükenmiş.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Vadesi geçmiş.
  • Çiş (at, sığır).
  • Adi.
  • Bozuk.
  • Eskimiş.
  • Bayatlamak.
  • Bitkin.
  • Yorgun.
  • Eskimek.
  • Bayatlatmak.

Stale ile ilgili cümleler

English: This popcorn tastes stale. I wonder when it was popped.
Turkish: Bu patlamış mısırların tadı bayat. Ne zaman yapıldıklarını merak ediyorum.

English: The bread is stale.
Turkish: Ekmek bayattır.

English: I haven't had anything to eat for three days other than a stale sandwich, a rotten apple, and some spoiled yogurt.
Turkish: Üç gündür, bayat bir sandviç, çürük bir elma ve biraz bozuk yoğurt dışında hiçbir şey yemedim.

English: The dog ate the stale bread and didn't die.
Turkish: Köpek bayat ekmeği yedi ve ölmedi.

Stale ingilizcede ne demek, Stale nerede nasıl kullanılır?

Stale air : Gaz karışımlarından oluşan ve hareket etmeyen hava. Aşırı sıcak. Kirli hava. Bunaltıcı sıcak. Ağır hava. Kirli veya ağır hava.

Stale bill of lading : Bayatlamış konşimento. Bayat gönderim belgesi. Akreditifte gösterilen süre içinde veya bir süre belirtilmemişse yükleme tarihinden itibaren yirmi bir gün içinde bankaya ibraz edilmeyen ve rezerv konusu olan gönderim belgesi. Geçkin konşimento. Geçgin.

Stale bread : Kuru ekmek. Bayat ekmek. Eski ekmek.

 

Stale check : Geçersiz çek. Süresi içinde tahsil edilmediği için geçerliliğini yitiren çek. Vadesi geçmiş çek.

Become stale : Bayatlamak.

Stalemate : Beraberlik. Çözümsüzlük durumu. Kazanan veya kaybedenin olmadığı durum. Çıkmaza sokmak. Çıkmaz. Açmaz. İkilem. Kilitlenme. Pata etmek.

Staler : Vadesi geçmiş. Tükenmiş. Yatkın. Bayatlatmak. Çiş (at, sığır). Eskimek. Kaşanmak. Eskimiş. Yorgun. Bozuk.

Staleness : Yıpranmışlık. Bayatlık. Bitkinlik. Yorgunluk.

Stalest : Vadesi geçmiş. Yorgun. Bayatlatmak. Yatkın. Bozulmak. Bozuk. Bitkin. Tükenmiş. Eskimek. Kaşanmak.

Stalemating : Çıkmaza sokmak. Beraberlik. Pata etmek. İkilem. Kilitlenme. Açmaz. Kazanan veya kaybedenin olmadığı durum. Çıkmaz. Köşeye sıkıştırmak. Yenişememe.

İngilizce Stale Türkçe anlamı, Stale eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stale ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beaten : Ayak izleriyle belirgin. Vurularak biçimlendirilmiş. Dövme. Mağlup. Hırpalanmış. Yenilmiş. Dayak yemiş. Çekiçlenmiş. Dövülmüş.

Obsoletes : Metruk. İşe yaramaz. Hükümsüz. Modası geçmiş. Demode. Kullanılmayan. Eski. Kullanılmaz olmuş. Köhne.

Shagged : Bitkin (argo terim). Uzun keçeleşmiş tüyleri olan. Kaba ve keçeleşmiş. Pestili veya canı çıkmış. Yorulmuş. Tüylü.

Fatigued : Bıkkın. Yorulmuş. Bitkin düşmüş. Kurumuş. Zayıf düşmüş.

Addlings : Çürük. Kokmak. Cılk. Çürütmek. Bozmak. Şaşırtmak. Kafa karıştırmak. Çürümek. Kokuşturmak.

Alliin : Aşırı derecede yorgun.

Cheapjack : Ucuz mal satan seyyar satıcı. Kalitesiz. Ucuzcu. Salı pazarı. Seyyar satıcı.

 

Bumpier : İnişli çıkışlı. Sarsıntılı. Tümsekli. Arızalı. Yamru yumru. Engebeli.

Staling : İşemek (sığır). Bayatlama.

Be destroyed : Ortadan kalkmak. Mahvolmak. Yok olmak. Telef olmak. Tahrip görmek. Tahribata uğramak. Yıktırılmak. Harap olmak. Yok edilmek.

Stale synonyms : relieve oneself, cheap jack, fretted, dead tired, extinct, depleted, pee pee, campy, bumpy, ac adapter, catawampus, flyblown, shabby, chintzier, broken down, threadbare, become depraved, pee, access key, putrescent, prone to, bushed, addling, cut and dried, wee wee, limp, antiquated, damaged, piss, busting, jadish, broken, unoriginal.

Stale zıt anlamlı kelimeler, Stale kelime anlamı

New : Keşfedilmemiş. Acemi. Patlayıcı kullanılmadan yapılan savaş. Değişik. Yeni olarak. Yeni. Taze. Gıcır. Turfanda. Görülmemiş.

Freshness : Taravet. Serinlik. Sululuk. Dirilik. Yenilik. Acemilik. Tazelik. Körpelik.

Original : İlk. Özgün canlı. Orijinal. Yaratıcı. Özgün. Asıl metin. Asıl. Organizatör. Kaynak.

Stale antonyms : fresh.

Stale ingilizce tanımı, definition of Stale

Stale kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A stool pigeon. Said especially of horses and cattle. To make water. Something set, or offered to view, as an allurement to draw others to any place or purpose. To destroy the life, beauty, or use of. The stock or handle of anything. Having lost its life, spirit, and flavor, from being long kept. To discharge urine. As, the stale of a rake. That which is stale or worn out by long keeping, or by use. To wear out. As, stale beer. A decoy. Vapid or tasteless from age. To make vapid or tasteless.