Brought türkçesi Brought nedir

  • Verilen.
  • Getirilmiş.
  • Celp olunan.
  • Kazandırmak.
  • Razı etmek.
  • İkna etmek.
  • Getirmek.
  • Getirtilen.
  • Vermek (ceza).
  • Neden olmak.

Brought ile ilgili cümleler

English: A lot of treasure was brought over to this country.
Turkish: Bir sürü hazine bu ülkeye getirildi.

English: A freezing beggar was brought into the hospital for treatment. However, he didn't have even one cent with which to settle the bill.
Turkish: Donan bir dilenci tedavi için hastaneye getirildi. Fakat faturayı ödemek için bir senti bile yoktu.

English: A leading specialist was brought in to authenticate the painting.
Turkish: Önde gelen bir uzman resmi tasdik etmek için içeriye getirildi.

English: A few minutes' walk brought him to the zoo.
Turkish: Birkaç dakikalık yürüyüş onu hayvanat bahçesine getirdi.

English: A few minutes' walk brought me to the park.
Turkish: Birkaç dakikalık yürüyüş beni parka getirdi.

Brought ingilizcede ne demek, Brought nerede nasıl kullanılır?

Brought about : Hasıl etmek. Meydana getirilmiş. Neden olunmuş. Vuku bulmak. Gerçekleştirilmiş.

Brought back : Geri götürmek. Geri getirmek. Hatırlatmak.

Brought close together : Biraraya getirmek.

Brought down : İndirmek. Nakil yekun.

Brought forth : Meydana getirmek. Ürün vermek.

Brought forward : Hesap toplamını nakletmek. Yükseltilmiş. Bir sayfadan diğerine aktarılmış (muhasebe). Nakliyekun. Bir sayfadan diğerine transfer edilmiş. Nakli yekun. Nakli yekün. Öne getirilmiş veya öne yaklaştırılmış. Sunulmuş (bir konu). Devir.

 

Brought in : Kazanılmış. Sağlanmış. Kavranmış. Anlaşılmış. Kabul edilmiş.

Brought into consonance : Ahenk sağlamak.

Brought into safety : Güven sağlamak.

Brought into a different state : Farklı bir duruma getirmek.

İngilizce Brought Türkçe anlamı, Brought eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brought ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cogitation : İyice düşünme. Enine boyuna düşünme. Düşünüp taşınma. Fikir. Düşünce. Düşünme.

Impression : İz. Baskı. Tesir. Belirti. Taklit. İzlenim. Fikir. Basım. Kanı. Damga.

Construction : Yapı endüstrisi. Sap ve gövde birleştirme yöntemlerinden her biri. İnşa. Çizim. Yapı. Kuruluş, yapı. İnşaat. Yorum. Duvarlar ya da sütunlar üstüne oturtulmuş bir çatısı bulunan, insanların, hayvanların ve malların barınması ya da başka gereksinmeleri karşılamaları amacıyla yapılmış; bir yapıtasarcılık ürünü. Yorumlama.

Substance : Öz. Özdek. Doğruluk. Özlülük. Cisim. Güçlülük. Düşünbilimde evreni oluşturduğu ve altöğelere ayrılamayacağı varsayılan temel öğelerden her biri. Asıl mesele. Sağlamlık. Madde.

Kink : Dolaşmak (ip vb.). Dolaştırmak. Acayiplik. Kıvrıklık. İp vb dolaşmak. Tutulma. İlginçlik. Dolaşım. Halat. İp dolaşması.

Bring round : Düşüncesini değiştirtmek. Döndürüp dolaştırıp aynı konuya getirmek. Tekrar hatırlatmak (kötü anı vb). Hayata döndürmek. Getirmek (konuyu). Yaşama döndürmek. Ayıltmak. İnancından döndürmek. Düşüncesinden caymasını sağlamak.

 

Misconception : Kavram hatası. Yanlış kavram. Yanlış fikir. Yanlış kavrama. Kavram yanılgısı. Yanlış kanı. Yanlış anlama. Yanlış yorum.

Adduce : Örnek vermek. (örnek) vermek. Vermek (örnek). Delil göstermek. Vermek örnek. Kanıt göstermek. (delil) göstermek. (kanıt) göstermek. İleri sürmek (kanıt).

Explanation : İzahat. Şerh. Anlamlandırma. Anlam. İzah. Neden, yasa vb. aracılığıyla incelenen konunun özünü aydınlatmayı amaçlayan bilimsel inceleme aşaması ya da biçimi. Yorum. Bir olay ya da bir kavramı örtük ve kapalı yönleriyle çözümleyerek, tüm içerimlerini sayıp dökerek açıklığa kavuşturma. Tanımlama.

Suggestion : Az miktar. Hatırlatma. Telkin. Tavsiye. İz. Fikir. Toplumsal koşullandırma içinde düşünme, uslamlama gibi denetim yollarının işlemesine olanak bırakmadan, bireylerde önceden belirlenmiş tepkileri elde edecek ölçüde güçlü bir uyarıcı yardımıyla sağlanan inandırma biçimi. Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır. Belli belirsiz bir şey. Güdümleme.

Brought synonyms : whimsy, convergent thinking, higher cognitive process, mental synthesis, mental object, thought process, out of the box thinking, line of thought, divergent thinking, logical thinking, cognitive content, burden, generality, bring into, argued, construct, concept, assuring, cajoled, cause, meaning, bring on, opinion, redounded, save, cajole, motif, bring forth, mysticism, convince, bring home to, bring off, arguing.

Brought zıt anlamlı kelimeler, Brought kelime anlamı

Misconception : Yanlış kavrama. Yanlış fikir. Kavram hatası. Yanlış yorum. Yanlış anlama. Yanlış kanı. Yanlış kavram. Kavram yanılgısı.

Conception : Görüş. Kavrayış. Algılanma biçimi. Fikir. Döllenmiş yumurtanın döl yatağına ulaşması, gebelik sürecinin başlaması, gebeliğin ana tarafından tanınmaya başlaması, konsepşın. Gebe kalma. Anlayış. Mefhum. Kavrama. Başlangıç.

Brought antonyms : convergent thinking, divergent thinking.