Brought in türkçesi Brought in nedir

  • Kabul edilmiş.
  • Sağlanmış.
  • Kazanılmış.
  • Kavranmış.
  • Anlaşılmış.

Brought in ile ilgili cümleler

English: The revolution brought in a new era.
Turkish: Devrim yeni bir çağ getirdi.

English: A freezing beggar was brought into the hospital for treatment. However, he didn't have even one cent with which to settle the bill.
Turkish: Donan bir dilenci tedavi için hastaneye getirildi. Fakat faturayı ödemek için bir senti bile yoktu.

English: The matter was brought into court.
Turkish: Konu mahkemeye taşındı.

English: A leading specialist was brought in to authenticate the painting.
Turkish: Önde gelen bir uzman resmi tasdik etmek için içeriye getirildi.

Brought in ingilizcede ne demek, Brought in nerede nasıl kullanılır?

Brought : Kazandırmak. Verilen. Vermek (ceza). Getirmek. Getirtilen. Razı etmek. Getirilmiş. Celp olunan. Neden olmak. İkna etmek.

In : İktidardaki. Da. İçinde. Dahili. Mevsimi gelmiş. İçeri doğru yönelen. İç. İçeriye. Olarak. İçeri.

Brought into a different state : Farklı bir duruma getirmek.

Brought into accord : Uzlaşmaya sevk etmek.

Brought into consonance : Ahenk sağlamak.

Brought into disorder : Kargaşa yaratmak.

Brought into favor : Yardıma sevk etmek.

İngilizce Brought in Türkçe anlamı, Brought in eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Brought in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Provided : -mek şartıyla. Tedarik edilen. İhtiyacını karşılamak. Karşılamak. Temin etmek. Önlem almak. ... olmak kaydıyla. Şart koşmak. Ancak. Koşul koymak.

Attained : Erişmek. Ulaşmak. Elde etmek. Gelmek. Erişilmiş. Ulaşılmış. Kazanmak. Varmak.

Adopted : Evlat edinilmiş. Benimsenen. Benimsenmiş. Tatbik edilen. Evlatlık. Uygulanan. Kabul edilen.

Earned premium : Kazanılmış prim. Hak edilmiş prim.

Approved : Geçerliliği kabul edilmiş. Tasdikli. Onaylı. Vefakar. Vefalı. Denenmiş. Onaylanmış veya tasdikli. Onanmış. Makbul. İzinli.

Forthcoming : İleriki. Yardımsever. Yakında çıkacak. Gelecekte olacak. Gelecek. Hazır. Gelecekteki çıkacak. Varış. Arkadaşça.

Conclusive : Son. İnandırıcı. Kesinleşmiş. Tahdidi. Nihai. Şüpheleri ortadan kaldıran. Kati. Kesin.

Understood : Demek istenilen. Anlam çıkarılan. Kavranan. Örtük. Genel olarak bilinen. Anlaşılan. Söylenmeden anlaşılan.

Ensured : Sigorta etmek. Sigorta edilmiş. Garantiye almak. Sağlamak. Garanti edilmiş. Emniyete alınmış. Temin edilmiş. Sağlama almak.

One of us : Bizden biri. Ait olan. Popüler. İçimizden biri.

Brought in synonyms : admitted, earned, postulated, winned, imprescriptible, uncontested, canonical, agreed, embraced, assented, received, orthodox, accepted, fixed, gained, canonicals, acquired.