Conclusive türkçesi Conclusive nedir

Conclusive ile ilgili cümleler

English: It was not conclusive.
Turkish: Bu kesin değildi.

English: The evidence is fairly conclusive.
Turkish: Kanıtlar oldukça kesin.

Conclusive ingilizcede ne demek, Conclusive nerede nasıl kullanılır?

Conclusive evidence : Kesin kanıt. Kati kanıt. Müspet delil. İddiayı sonuca ulaştıran kanıt. Kati delil. Kesin beyyine. Kesin delil.

Conclusively : Kesin olarak.

Conclusiveness : Kesinlik. Kanıtlanabilirlik. İspat edilebilirlik. İnandırıcılık.

Inconclusive : Yetersiz. İnandırıcı olmayan. Kesin olmayan. Tesirsiz. Sonuçsuz. Bir sonuca varmayan. Neticesiz. İkna edici olmayan. Kifayetsiz. Etkisiz.

Inconclusively : İkna edemeyen bir şekilde. Neticesiz bir şekilde. Kararsız bir şekilde. Sonuçsuz bir şekilde. İnandırıcı olmayan bir şekilde. Bir sonuca ulaşmayan bir şekilde. İki arada bir derede bir şekilde. Kesin bir sonuç elde edemeden.

Arrive at a conclusion : Sonuca varmak. Neticeye varmak. Kanaate varmak. Sonuçlandırmak. Hüküm veya görüşe varmak.

Nonconclusive : Kararlı olmayan. İkna edici olmayan. İnandırıcı olmayan. Kesin olmayan. Kati olmayan.

Conclusions : Netice. Son. Sonuçlar bildirgesi. Hüküm. Kanı. Karar. Sonuç. Sonuçlar.

 

Bring to a conclusion : Sonuçlandırmak.

Nonconclusively : Şüpheleri ortadan kaldırmayarak. Kesin olmayan bir şekilde. Kararsız bir şekilde.

İngilizce Conclusive Türkçe anlamı, Conclusive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Conclusive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Determinate : Mukarrer. Mahdut. Sabit bir sayıya sahip olan. Belirli. Hudutlu. Muayyen. Sınırlı. Belli.

Decisive : Şüphesiz. Belirleyici. Kararlı. Azimli. Kesin sonuca ulaştıran. Sonuca götüren. Kesinkes.

Aftermath : Akıbet. Netice. Kötü yan etki. İlk hasattan sonra büyüyen otlar. İkinci gelişme. Akibet. Hasattan sonra çıkan otlar. Kötü sonuç. İlk üründen sonraki biçilen ot.

Colourable : Akla uygun. Hileli. Yalandan. Zahiri. Renklendirilebilir veya boyanabilir (ayrıca colorable). Boyanabilir. Uydurma. Yanıltıcı. Aldatıcı.

Definitive : Belgili sözcük. Tam. Açık. Kararlaştırılmış. Eksiksiz. Belirli. Kusursuz.

Assertive : Hakkını savunan. Zorlayan. İddiacı. Savunan. İddialı. Kendinden emin. Kendine güvenen. Kendine çok güvenen. Kendini hissettiren. Savunan (hak).

Potent : Cinsel gücü yüksek. Yetkili. Salahiyetli. İkna edici. Nüfuzlu. Kuvvetli. Potansiyele sahip. Güçlü. Etkili.

Plenary : Sınırsız. Tümel. Bütün. Bütün üyelerin hazır bulunduğu. Genel. Külli. Mutlak. Tam. Sonsuz.

Conclusions : Hüküm. Sonuç. Kanı. Karar. Netice. Sonuçlar. Sonuçlar bildirgesi.

Persuasive : Güçlü. İkna edici. Kandırıcı.

Conclusive synonyms : irreversible, absolutes, assented, compelling, determined, all in all, evidential, dogmatical, cheese it, conclusory, absolute, boundary, likelier, afterbirths, plausible, demonstrative, closure, close, axiomatical, afterbirth, convincing, likeliest, colorable, aftermaths, definite, clean cut, accurate, conclusiveness, ultimates, affirmatives, dernier, closer, breakup.

 

Conclusive zıt anlamlı kelimeler, Conclusive kelime anlamı

Inconclusiveness : Yetersizlik. Kararsızlık. Neticesizlik. İnandırıcı olmama durumu. İki arada bir derede kalma durumu. Bir sonuca ulaşmama durumu. Sonuçsuzluk. İkna edememe durumu.

Inconclusive : Yetersiz. Tesirsiz. Kifayetsiz. Neticesiz. İkna edici olmayan. Sonuçsuz. İnandırıcı olmayan. Bir sonuca varmayan. Kesin olmayan. Etkisiz.

Indecisive : Karara bağlanamayan. Kuşkulu. Tereddüt. İkircikli. Ortada. Kesin bir sonuca bağlanmayan. Kesin olmayan. Belirsiz. Kararsız. Şüpheli.

Conclusive ingilizce tanımı, definition of Conclusive

Conclusive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Leading to, or involving, a conclusion or decision. Putting an end to debate or question. Convincing. Decisive. Belonging to a close or termination.