Bring forth türkçesi Bring forth nedir

Bring forth ingilizcede ne demek, Bring forth nerede nasıl kullanılır?

Bring : Belirtmek. Razı etmek. Ayıltmak. Doğurmak. Vermek (ceza). Kazandırmak. İkna etmek. Kandırmak. Neden olmak. Getirmek.

Forth : Diğer. Sair. Sonra. Dışarı. Dışarıya doğru. Açığa. İleri. Başka.

Bring forth young : Yavrulamak.

Bring into the world : Üretmek. Doğurmak. Dünyaya getirmek. Babası olmak. Yaratmak.

Bring a lawsuit : Mahkeme açmak. Dava açmak.

Bring a unit up to strength : Bir grubun mevcudunu tamamlamak.

İngilizce Bring forth Türkçe anlamı, Bring forth eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring forth ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Creates : Atamak. Oluşturmak. Yapmak. Yetki vermek. Yaratmak. Oluşturur.

Bred : Yavrulamak. Üretmek. Yetiştirmek. Çiftleşmek. Çoğalmak. Beslemek.

Yield : Kimyasal bireşim işlemleri sonunda elde edilen erek özdek niceliğinin, kuramsal olarak beklenen niceliğe oranı. Teslim olmak. Esnemek. Uyum sağlamak. Bir yatırımdan veya taşınır değerden elde edilen gelir. Getiri. Verimlilik. Belirli bir süre içinde bir makinenin yapabileceği iş. bir işe yatırılan anamalın belirli bir süre içinde meydana getireceği sonuç. yararlanılmak amacıyla kullanılan her şeyin belirli bir süre bitiminde sağladığı sonuç. Yol vermek.

 

Bring off : Başarılı olmak. Başarmak. Başarıyla yürütmek. Kurtarmak. Üstesinden gelmek. Umulmayan bir şeyi başarmak. Zorluklara rağmen başarmak. Alt etmek.

Affords : Çıkışmak. Maddi gücü yetmek. Parası yetmek. Satın almaya gücü yetmek. Bulabilmek. Göze almak. Zamanı olmak. Gücü yetmek. Zaman ayırabilmek.

Contribute to : Katkıda bulunmak. Gerçekleştirerek katılmak. Bir amaç için yardım etmek. Bağış yapmak.

Allow : Hesaba katmak. İzin vermek. Saymak. İtiraf etmek. Ayırmak. Koyvermek. Bırakmak. İmkan vermek. İndirim yapmak.

Created : Oluşturma tarihi. Yaratılma. Oluşturulma. Oluşturan. Yetki vermek. Yaratma tarihi. Yapmak. Yaratıldı.

Adducing : Vermek örnek. (örnek) vermek. Getirip göstermek. Delil göstermek. Kanıt olarak ileri sürme. (delil) göstermek. Kanıt göstermek. Örnek olarak sunma. Örnek vermek.

Caused : Meydan vermek. Mütevellit. Sebep oldu. Sebep olmuş. Sebep olan. Yol açtı. Yol açmak.

Bring forth synonyms : assigns, assign, induces, bear, bring in, compose, allows, carried, begot, creating, breed, bears, brought forth, inclines, bring into the world, adduced, administer, begets, incline, bring into, ascribes, bring into being, bear fruit, call forth, yielded, brought, effect, begotten, accorded, cause, bringing, induce, deliver.