Doğurmak nedir, Doğurmak ne demek

  • Yavru dünyaya getirmek, doğum yapmak.
  • Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak

"Doğurmak" ile ilgili cümle

  • "Bir kıvılcım isyan havası doğuruyor ve zor önlemlerin alınmasına yol açıyor." - A. Kutlu
  • "Bir kadın tarlada doğuruyor, bir kadın hastanede doğuramıyor." - S. F. Abasıyanık

Doğurmak anlamı, tanımı:

Mantardoğuran : Mantarlaşmış hücreler oluşturacak mantar tabakasını doğuran (büyütken doku).

Doğurma : Doğurmak işi.

Babasız oğlan doğurmak : Bir işte aşırı zorluk, büyük güçlük çekilmesine rağmen başarılı olmak.

Dokuz doğurmak : Merakla, heyecan içinde, sabırsızlıkla beklemek.

İkiz doğurmak : İkiz bebek dünyaya getirmek. herhangi bir işte çok sıkıntı çekmek.

Mahzur doğurmak : Ortaya engel çıkarmak, sakınca yaratmak.

Yavru : Bir şeyin küçüğü. Çocuk, evlat. Yeni doğmuş hayvan veya insan. Güzel, alımlı genç kız.

Dünya : Dış, çevre, ortam. Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu. Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Herkes. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. Duygu, düşünce ve hayal âlemi.

Getirmek : Sağlamak. Erişmek veya eriştiğini sanmak. İleri sürmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak. Bir makama atamak veya seçmek. İletmek, bildirmek. Gelmesini sağlamak. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak.

 

Doğum : Doğma işi, tevellüt, veladet. Bir kimsenin doğduğu yıl.

Yapmak : Edinmek, sahip olmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Yol almak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Gerçekleştirmek. Bir durum yaratmak. Olmasına yol açmak. Evlendirmek. Dışkı çıkarmak. Düzenli bir duruma getirmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Davranmak, hareket etmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Üretmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Salgılamak, çıkarmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Olmak. Onarmak, tamir etmek.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Çıkma : Eski, kullanılmış. Hamamdan çıkarken kullanılan havlu ve kurulanma takımı, çıkacak. Çıkmış. Desteklemek amacıyla verilen para. Çıkmak işi. Bir yazı sayfasının kenarına metinle ilgili olarak yazılan ek, çıkıntı, derkenar. Bir yapının üst katlarından dışarıya doğru uzanmış bölüm, balkon.

Doğurmak ile ilgili Cümleler

  • Birçok ebe geleceğe doğurmak için gereklidir.
  • Bu gerçek bir hikaye. Bir kadın, doğurmak için ünlü bir kadın-doğum kliniğine yatırıldı.
  • Bebeği doğurmak istiyor.

Diğer dillerde Doğurmak anlamı nedir?

İngilizce'de Doğurmak ne demek? : v. give birth, bear, have a baby, breed, cause, engender, foal, generate, procreate

 

Fransızca'da Doğurmak : accoucher, enfanter, donner la vie, donner naissance à, faire naître, mettre au monde, procréer

Almanca'da Doğurmak : v. entbinden, fohlen, gebären, hecken, jungen, kalben, niederkommen

Rusça'da Doğurmak : v. рождать, рожать, порождать, зарождать, генерировать, жеребиться, родить, уродить, породить, зародить