Engines türkçesi Engines nedir

Engines ile ilgili cümleler

English: Fire up the engines.
Turkish: Motorları çalıştır.

English: One of the aircraft's engines cut out.
Turkish: Uçağın motorlarından biri durdu.

English: Five fire engines rushed to the scene of the fire.
Turkish: Beş itfaiye aracı yangın mahalline aceleyle gitti.

English: The city is contaminated with that black smoke produced by engines with wheels.
Turkish: Şehir arabalar tarafından üretilen siyah dumanla kirletilmiş.

English: Fire engines have priority over other vehicles.
Turkish: İtfaiye arabalarının diğer araçlara göre önceliği vardır.

Engines ingilizcede ne demek, Engines nerede nasıl kullanılır?

Engine block : Motor bloğu. Motor bloku. Silindir bloku. Makine bloğu. Makine bloku. Makine gövdesi. Motor gövdesi.

Engine bonnet : Motor kaputu.

Engine breakdown : Motor arızası. Motor bozulması. Motorun bozulması.

Engine builder : Motor montörü.

Engine driver : Operatör makinist. Makinist.

Engine oil : Motoryağı. Motor yağı.

Engine overhaul : Makinenin bakım ve onarımı. Motorun eskiyen ya da aksayan parçalarını değiştirerek, onararak motoru yeni duruma getirme işlemi. Motor yenilemi. Makinenin denetim amacıyla gözden geçirilmesi. Motor revizyonu. Overhol. Motor yenileme.

 

Engine house : Yangın söndürme araçlarının yerleştirildiği bina. Makine dairesi. Mekanik bina. Yangın istasyonu. İtfaiye merkezi. Lokomotiflerin ve itfaiye arabalarının kullanılmadığı zamanlarda durduğu bina. Makine binası.

Engine fumes : Egzos dumanı.

Engine output : Motor çıkışı. Motor gücü. Motor verimi.

İngilizce Engines Türkçe anlamı, Engines eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Engines ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gadget : Dalga. Küçük aygıt. Becerikli alet. Üçkağıt. Alet. Püf noktası. Dalgametre. Değersiz şeyler. Hile.

Heat engine : Isısal makineler. Isı makinesi. Sıcaklık makinesi. Isı motoru. Termik makine.

Train : Eğitmek. Katar. Kafile. İdman yapmak. -e nişan almak. Eğitime tabi tutmak. Antrenman yapmak. Tren. Kervan. Eğitim vermek.

Contraption : Zamazingo. Tertibat. Mekanizma. Garip makine. Zımbırtı. Garip alet. Hüner. Acayip alet.

Computer programmer : Bilgisayar bağdarlamacısı. Bilgisayar programcısı. Bilgisayar yazılımı yazan kimse.

Marine engineer : Gemi mühendisi.

Surveyor : Arazi mühendisi. Mimar. Yerölçümcü. Kamuoyu yoklaması yapan kimse. Müfettiş. Yerölçmeci. Sürveyan. Araştırmacı. Yeri ölçen kimse.

Fire engine : Yangın makinesi. Yangın aracı. Yangın söndürme aracı. İtfaiye kamyonu. İtfaiye aracı. Yangın söndürme ekipmanını taşıyan motorlu araç. Yangın tulumbası. Yangın söndürme pompası.

Programmer : İzlenceleyici. Programcı. Daha önce tanımlanmış görevleri yapacak nitelikte bilgisayar izlenceleri tasarlayıp yazan, bunları deneyerek, varsa yanlışlarını düzelten, gerekli belgelemeyle birlikte kullanıma hazır duruma getiren kişi. özellikle bu işi uğraş edinmiş kişi. İkinci film. Bilgisayar bağdarlamacısı. Bilişim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bilgisayar programcısı. İkili izlencedeki iki filmden önemsiz olanı. Programlayıcı. İzlenceci.

 

Locomotive : Çekit. Harekete ilişkin. Hareket ettirici. Hareket edebilen. Harekete ait. Harekete geçiren. Hareket ettiren.

Engines synonyms : rocket scientist, geartrain, reaction propulsion engine, power train, rocket engineer, locos, device, gears, appurtenances, apparatuses, railway engine, aerospace engineer, reaction engine, military engineer, machine, machine tool, mining engineer, devices, puffers, aeronautical engineer, motorboats, coder, automobile engine, engine, mechanical engineer, applied scientist, the whole outfit, machinery, soul, gadgetry, puffer, motorcycle, automotive engineer.